Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
61

William-Adolphe Bouguereau, 30 Kasım 1825’te Fransa’nın La Rochelle kentinde şarap ve zeytinyağı tüccarlığı yapan bir ailede dünyaya geldi. Bouguereau’ya klasik ve kutsal konuları öğreten aynı zamanda Bouguereau’nun liseye gitmesini sağlayan kişi papaz olan amcası, Eugene’nin müdahalesi gibi görünüyordu. Bouguereau, sanatsal yeteneğini çok erken yaşlarda gösterdi.

Bir gün bir müşteri, babasını genç Bouguereau’yu Bordeaux’daki Ecole des Beaux-Arts’a göndermesi için ikna etti. Bouguereau, burada Saint Roch’un tasviri için figür çiziminde birincilik ödülü kazandı.

İzleyen yıllarda, Bouguereau Paris’e gitti ve Ecole des Beaux-Arts’da öğrenci oldu. Resmî eğitimini tamamlamak için anatomik incelemelere katıldı. Aynı zamanda tarihsel kostümler ve arkeoloji üzerine de çalıştı.

Daha sonraları Franccois-Edouard Picot’un stüdyosuna kabul edildi ve akademik tarzda resim okumaya başladı. Tarihsel ve mitolojik konular üzerinde birinci sıralarda yer aldı.

Bouguereau’da biçem konusunda kendini dikkatle eğitti. Bir resmi çizmeye başlamadan önce nesnesinin tarihini iyice gözden geçirir ve resmin sayısız taslağını tamamlardı. İlk çizdiği resimlerinin çoğu klasik tarih ya da mitolojiden alınan çıplak figürler ve dinsel konular üzerineydi.

Özellikle köy çocuklarını konu alan çalışmalarıyla tanınan sanatçı, güzel köy çocukları çizdiği için de sık sık bir Romantik olarak görülürdü.

1856 yılında Marie-Nelly Monchablon ile evlendi ve daha sonra beş çocuğu oldu. 1850’lerin sonuna gelindiğinde Paul Durand-Ruel ile güçlü ilişkiler kurdu ve müşterilere Salon’da sergilenen sanatçılara resim satmasına yardım etti. Böylelikle Bouguereau’nun şöhreti 1860’larda İngiltere’ye kadar uzanmış ve sonrasında da büyüyen geliriyle Montparnasse’de büyük bir ev ve stüdyo satın almıştı.

Bouguereau, mitolojik temaları ve klasik konuları modern insan vücudu üzerine yoğun bir şekilde yansıtırdı, bu onun sağlam bir geleneğiydi. Resimlerinde detaylı kurşun kalem çalışmaları ve yağlı eskizler de dahil olmak üzere geleneksel bir boyama yöntemi kullandı ve dikkatli metodu insan formunun hoş ve doğru bir şekilde oluşturulmasıyla sonuçlandı. Özellikle cilt, eller ve ayaklar üzerine yaptığı resimlere hayran kalınırdı.

1877’de eşi ve bebek oğlu öldü. İki acı kaybının üzerine girdiği bunalımı bir resimle anlattı: Virgin Comforter.

Kederli bir kadın, Virgin’in (Meryem’in) dizlerinin üzerinde yatıyor ve ölü bir çocuğun cesedi Virgin’in ayaklarının dibindedir. Sanatçı, Virgin’i geçilemez, zorlanamaz ve yalnız bir figür olarak yansıtmıştır. Virgin, açık ve yukarı bakan gözlerle, sözde evrenin güçlerine hitap ediyordur ve bunları yardım talebinde bulunan kadına yoğunlaştıracaktır ancak bu yardımların hiçbiri kadına dokunmaz ve çocuğa ulaşmaz. Virgin sanıldığı gibi merhametli ve koruyucu anne değildir çünkü çocuğa ruhunu verip hayata geri göndermeyecektir.

Yani resimde Virgin’in ellerini açmasının sebebini çocuğun ruhunu gökyüzüne taşınmasını emretmesinden kaynaklanmasıdır. Oysa dizlerinde yatan kadın, Virgin’in onun için Tanrı’ya dua ettiğini sanmaktadır. Sanatçı, yine de düşünüyor ki Virgin belki de gerçekten çocuğu kurtarmak isteyebilir. Sonra düşünüyor ki hayır, bu mümkün değil çünkü Virgin verdiği bütün ruhları tekrar gökyüzünde toplamak istiyor. Çocuğun annesi Virgin’in dizleri üzüntü içinde yatıyor ve Virgin herhangi bir insanın mutlaka yapacağı gibi üzgün kadına resimden de görüldüğü gibi dokunmaz çünkü ona yardım etmeyecektir.

Dua ederek yardım istemekten ve üzüntüden yorgun düşüp ölecek annenin elleri, Virgin’in dizinden aşağıya usulca sarkar.

Virgin’in kanlı canlı ve renkli ten rengine zıt olaraksa ölen bebeğinin bembeyaz soluk tenini göstermekten kaçınmamıştır. Çocuğun etrafındaki çiçekler saflığın sembolüdür.

Bouguereau, bu resmi büyük bir acıyla çizmiştir. Tanrı’ya dualar etmiştir ama karşılık alamamıştır. Sürekli “Eğer bu Tanrı o kadar güçlü ise, neden anneye ve ölü çocuğa yardım etmez, Tanrı neden acı çektiriyor, sessizliğin anlamı nedir? Yoksa Tanrı insanlar tarafından sadece bu sessiz bir zihin imgesi olarak hizmet etmek için mi var? Öyleyse neden dua ediyoruz?” diye sormuştur.

Yaşadığı boşluğu, yalvarmanın ölü bir beden için artık sonuç vermediğini bir resimle muazzam bir şekilde anlatan Bouguereau, sanatına olan sevgisini şöyle anlatıyordu: “Her gün stüdyoya sevinç dolu gidiyorum; akşamları karanlık nedeniyle durmak zorunda kaldığım zaman üzülüyorum. Ertesi sabaha uyanıp resim yapacağım için tekrar mutlu oluyorum” dedi. Hayatı boyunca tam 826 resim boyadı ve Bouguereau, La Rochelle’de kalp hastalığından 80 yaşında öldü.

Kaynak:1,2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
61

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here