Söz konusu belgesel yönetmenliği olunca bunun, eleştirmenlerin üzerinde durdukları bir konu olmaktan çıktığı gözünüze çarpmış olabilir. Belgesel yapımları, günümüzde pek çok insan için öncelikli tüketilir yapımlar haline gelmiş olsa da; bu konu nezdinde, oldukça görmezden gelindiğini düşünmüşümdür. Özellikle müzisyenler üzerine, biyografi filmlerinden çok belgesel yapımlarının oluşu; beni, bu konunun ele alınması gerektiği fikrine yönelttiği söylenebilir. Ve işte buradayız… Bu içeriklerde birçok belgeseli mercek altına almaya çalışacağım, bugün Looking for Lennon belgesi ile açılışı yapalım isterim.

Looking for Lennon belgeselinin yapım aşaması diğer belgesellere nazaran, oldukça geçmişe uzandığı bilinen bir yapım. Bunun sebebine ilişkin net bir açıklama olmamasına karşın, birtakım telif haklarının ötesinde var olan bir sorundan kaynaklandığını düşünüyorum. Belgeselde de bunun izlerini gözlemleyebilirsiniz; John Lennon gibi bir ismin çocukluk ve gençlik yıllarının anlatıldığı belgeselde, yalnızca The Beatles tarihçilerinden ve okul arkadaşlarından oluşan bir kadro ile Liverpool sokaklarında geçen bir anlatı barındırıyor oluşu, ne yazık ki ‘bir bakıma yetersiz kalmış hissiyatı’ yaşatmasını, kaçınılmaz hale getiriyor. Bu belgeselde göze çarpan en keskin detay, Lennon’un yalnızca Liverpool’da geçirdiği çocukluğu ve gençlik yıllarının onun üzerinde bıraktığı etkilerden ibarettir. Birçok açıdan bu işlenmesi gereken önemli bir konudur. Ne var ki, kişisel zevklerim doğrultusunda izlediğim belgesellerin bana ilham vermesini severim, dolayısıyla bunu ararım. Elbette yönetmenlerin, bu gibi bir kaydı güdümlemeleri gerekmez. İşte bu tam da bu noktada, bu gibi belgesellerin üzerine düşünülmesi, yazılması gerektiğini düşünüyorum.

Örneğin: Deliver Us from Evil belgeselinden tanıdığımız Amy Berg tarafından yönetilen Janis: Little Girl Blue’nun, oldukça sancılı bir geçmişi var. (Her ne kadar bu yazının konusu olmasa da değinilmesi gereken önemli bir nokta için iyi bir örnek) Janis: Little Girl Blue adlı belgesel; Joplin’in unutulmaz parçalarını, konser ve sahne arkası görüntülerini görmekle kalmayıp, birlikte çalıştığı isimlerin kendisi hakkında verdikleri röportajlara da erişme şansı yakaladığımız arşivlik bir belgeseldir. Söz konusu Amy Berg’ün cesur vizyonu olunca, elbette Janis’in dönemin ruhunu yansıtan çalkantılı yaşamından da kesitler görmek; bu isme bakış açınızı değiştirebilir, bir etki bırakabilir. Belgesel yapımında önemli nokta da tam olarak burasıdır. Daha öncesinde üzerine çok düşünmediğiniz veyahut çok sevmediğiniz isimler, hayatlarından tutulan yansımalarla sizler için rol modellere dönüşebilirler. Bu anlamda, belgesellerin yapım aşamalarında ne gibi bir yol haritası çizecekleri çok belirleyicidir.

Looking for Lennon‘ın, savaş sonrası, özellikle kuzey İngiltere’nin sosyal yapısına değinmeyi seçmesi; gelecekte The Beatles‘ın politik bir tavır sergileyecek oluşlarının zeminini hazırlamasını vurgulaması adına önemli ve incelikli bir detaydı. Günün sonunda, bu belgeselin birçok açıdan, deyim yerindeyse Fruedyen bir yapı ile Lennon‘un yalnızca çocukluk ve gençlik yıllarına değinip orada bırakmış olması, beni çok fazla tatmin etmeyi başaramadı. Ne var ki, The Beatles üyelerinin her biri için belgesel veya uzun metraj film yapmanın zorlayıcı olacağı, su götürmez bir gerçek olarak kalacak gibi görünüyor.

What Happened, Miss Simone?, Woodstock: 3 Days of Peace and Music, Janis: Little Girl Blue gibi daha nice belgeseller hakkında konuşulması gereken çok şey olduğuna inanıyorum. Bu yazı biraz olsun giriş niteliğinde olması da amaçlanan yüzeysel bir yazı olsa da; Türkçe az kaynak olması ve diğer pek çok nedenden dolayı, bu içeriklerin devamının gelmesine önem veriyorum. Sizler hangi belgeseller ile ilgili yazı görmek isterdiniz? Yorumlarda belirtmeyi unutmayınız!

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here