Viktoryen Dönem Gotik Sanatının Etkisi Üzerine: Penny Dreadful (2014-2016)

Viktoryen Dönem Gotik Sanatının Etkisi Üzerine: Penny Dreadful (2014-2016)
  • 2
    0
    0
    0
  • 12. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan gotik sanatı, 15. yüzyıla  kadar yoğun bir biçimde etkisini sürdürmüştür. Gotik dönem diye adlandırılan 12. ve 15. yüzyıllar arası bu dönem, Hristiyanlığın etkisinde, özellikle mimaride varlığını göstermiştir. Rönesans dönemi sonrası, gotik sanatı türlü formlara dönüşerek Barok dönem gibi güçlü yeni sanat akımlarına öncülük etmiştir. Gotik sanat akımı, günümüze gelinceye kadar geçen bu süreçte, 'bireyselciliğin öne çıkmasını' vurgulayan çeşitli sanat akımlarına temel hazırlamıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde özellikle İngiltere'nin Viktoryen dönemi diye adlandırılan bu dönemde, sanatta tanrıcılık ve bireyselcilik ekseninde dönen bir tarz yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle edebiyatta kurulan bu eksende ölüm-yaşam gibi konuların yoğun olarak ele alınmaya başlamasıyla, gotik sanatın varlığı tekrar gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Gotik sanat tarzı yalnızca gotik dönemle sınırlı kalabilecek bir sanat anlayışı değildir. Ortaya çıktığı dönemden bu yana, süregelen dönemler içerinde, birçok sanat dalında, ya değişerek, ya da eskiye dönük yaklaşımlarla, varlığını sürdüren bir sanat akımıdır. Sinemaya gelindiğinde durum biraz farklı. Birden çok türde, gotik sanatın filmlere uyarlanması denenmiş olsa da, fantastik filmler yapıları gereği en başarılı tür olmuştur. Bunun sebebini anlamak için fantastik filmleri biraz olsun mercek altına almak gerekir. Fransız yönetmen François Truffaut'ya göre, sinema tarihi iki yol çizgisini izler, biri Lumiere ile başlar ve temel olarak gerçektir, diğeriyse Melies ile başlar ve fantezinin yaratılışını içerir. Bu bölümleme, tarihsel olarak kuşkulu olmasına rağmen onu kullanarak gerçeğe benzerliğin -doğal olasılıklara göre gerçekleşen olaylar- sınırları içinde hareket eden filmler (ve film türleri) ile doğal sınırların dışında kalan olayları betimleyerek gerçeğe benzerliğe meydan okuyan veya onu genişleten filmler arasına genel bir ayrım koymak mümkündür. Modern izleyicinin ikinci kategoride tanımlayacağı film türleri basit olarak üç tanedir: korku, bilimkurgu ve fantastik macera. Bunlar ayrı türler olarak algılanır. Ortak yanlarıysa her birinin imgesel olarak alternatif "fantastik" dünyalar inşa ederek rasyonel mantığa ve o dönemin bilinen ampirik yasalarına olan olanaksız deneyimlerin öykülerini anlatmalarıdır. Bunun da ötesinde, anlatılarının fantastik ögelerinden yararlanan ve ''özel efektler'' olarak tanımlanan bir dizi sinematografik pratiği kullanıp ön plana çıkaran bu üç tür, söz konusu dünyaları ve deneyimleri oldukça gösterişli bir şekilde somut ve görünür kılma eğilimindedirler. Fantastik macera ve romans ise somut ve nesnel olarak yerine getirilen dokunaklı ve olanaksız bir kişisel istektir. Birleşik Devletler ve Büyük Britanya'da, fantastik film olarak sınırları belirlenen, üretilen ve popüler olarak tüketilen türler -yani korku, bilimkurgu ve fantastik macera (fantastik romans dahil)- sinemada 20. yüzyılın ilk yarısına bakıldığında görece çok azdır. Bunlar arasındaki sınırlar son derece geçirgendir ve genellikle melez biçimlerde ortaya çıkarlar. Fakat üç türden her birinin, diğerlerine göre ayrı bir çekirdek kimliği vardır. Bu anlamda özellikle fantastik macera ve fantastik romans özelindeki türler, genellikle bir tarz benimseme, yani indirgemeci bir üslup takınma ihtiyacı hissetmişlerdir. Şayet uyarlama bir yapımdan söz ediliyorsa bu fantastik romans türüne daha yakın olacaktır. Son dönemlerde var olan bu melezlemeden uzaklaşmak adına, fantastik romans türü yoğun bir tarz içinde olma tutumu benimsemek durumunda kalmıştır. Bu bağlamda uyarlanmış olduğu romanın dönemine yaklaşmak zorunluluğu ile sınırlandırılmasa dahi tarzına yaklaşmak tercih edilen bir tutum olmuştur. Fantastik romans türünde belirli bir tarzın belirlenmesi açısından gotik bir perspektif benimsenmiştir. Pek çok nedeni olmasına karşın öncelikli nedeni; fantastik romans ve fantastik macera türlerinde referans alınan eserlerin ağırlıklı olarak bu tarzda yazılmış eserler olmasıdır. Diğer birçok film türü gibi fantastik filmler de sinemanın öncesine ve ötesine, halk öykülerine, peri masallarına, mite, efsaneye, gotik, romantik ve ütopik edebiyata, resme ve tiyatroya uzanan zengin bir tarihin parçasıdır. Dahası, fantastik türler ve bu türlerin kültürel kullanımları, tarihsel özellikler ve ulusal özgünlüklere  göre biçim değiştirirler. Yani stüdyo yıllarının korku filmleri; vampir ve kurt adamlarla ilgili Doğu Avrupa halk öyküleri, Gothe'nin Faust'u, Mary Shelly'nin Frankenstein'ı, Bram Stoker'in Dracula'sı, Robert Louis Stevenson'ın Dr. Jekyll ile Mr. Hyde'ı gibi edebi eserlerin 1920'lerden itibaren Hollywood'a göç eden Alman sinemacıların Amerikan sinemasına soktuğu dışavurumculuğun ürünleriydi. Bütün bunlar göz önüne alındığında, fantastik dünyaları seviyorsanız ve özellikle fantastik romans türünü daha iyi anlamak istiyorsanız, işe Penny Dreadful gibi bir dizi ile başlayabilir ve bakış açınızı derinleştirebilirsiniz. Penny Dreadful, 2014-2016 yılları arasında Showtime tarafından yayınlanan üç sezonluk gotik bir dizi örneği. 19. yüzyıl İngiltere'sinde bir Penny'ye satılan korku hikâyeleri anlamına gelen Penny Dreadful, ismini de yine buradan almıştır. Dönemin korku hikâyelerinden aşina olduğumuz Dorian Grey, Dracula, Frankenstein gibi birbirinden farklı hikâye karakterlerini bir arada sunan dizi, Vanessa Ives'in (Eva Green) çevresinde yaşanan, fantastik ve bir o kadar da ürkütücü olayları anlatıyor. Dizinin, bu denli çeşitli karaktere rağmen gotik tarzı ufak ayrıntılarla zenginleştirmeyi sürdürdüğü gözlemlenebilir. Geçtiğimiz aylarda Penny Dreadful'un yaratıcı ekibi, dizinin spin-off hikâyesi olarak tasarladıkları ''Penny Dreadful: City of Angels'' adlı yeni bir projeye başladıklarını duyurmuşlardı. Hazır bu haberi öğrenmişken, bir de oyuncu kadrosuna Natalie Dormer katılmışken, henüz izlememiş olanlar ve tutkunu olanlar için bu teatral eserde hangi karakterlere tanıklık ediyoruz, kısaca göz atalım.

    1. Dorian Grey

    Oscar Wilde'ın 1890'da yayınladığı ve döneminin, sanat eserleri üzerinden öne sürülen ahlak kuramlarının bir bakıma eleştirel yaklaşımı olan Dorian Grey'in Portresi, günümüzde Penny Dreadful'un yanı sıra birçok gotik eserde karşımıza çıkmaya devam ediyor. Klasik bir film olan The Picture of Dorian Gray (1945) filminin de en iyi fantastik romans uyarlamalardan birisi olarak kabul edildiği söylenebilir.

    2. Dr. Victor Frankenstein

    Mary Shelley'nin, ''Frankenstein ya da Modern Prometheus'' adlı romanı için, sinema tarihinde birçok uyarlaması olan bir başyapıt demek yanlış olmayacaktır. Dizinin ana kadrosunda gördüğümüz genç doktorumuzun varlığı da, Frankenstein uyarlamaları arasında başarılı örneklerden birisi olarak görülebilir. Frankestein hikâyesinin oldukça uyarlaması bulunuyor. Frankenstein (1931) filmi, bu uyarlamalar arasında en kült filmdir.

    3. Dracula ve Dracula ile İlişkili Karakterler

    Bram Stoker'ın 1897 yılında yayınladığı Dracula, 19. yüzyıl İngiltere'sinin en gözde Penny Dreadful hikâyelerinden biriydi. Dizide ancak son sezona gelindiğinde Dracula'yı görüyoruz. İlk iki sezon boyunca yalnızca Profesör Abraham Van Helsing, Mina Harker ve Dr. John Seward gibi Dracula romanından aşina olabileceğimiz karakterlerle karşılaşıyoruz. Günümüzde birçok uyarlaması bulunan Dracula hikâyesi, hiç kuşkusuz sinemaya en iyi yansımasını Dracula (1931) filmi ile yapıyor. Yalnızca Dracula ile sınırlı kalmak istemiyorsanız Van Helsing (2004) filmine de göz atabilirsiniz.

    4. Dr. Jekyll ile Mr. Hyde

    Robert Louis Stevenson'ın 1886 yılında yayımladığı kısa romanı Dr. Jekyll ile Mr. Hyde, ''Frankenstein ya da Modern Prometheus'' kadar beyazperdeye uyarlanamamış bir yapıt olmasına rağmen birçok kurguya referans olduğu unutulmamalı. Dr. Jekyll ile Mr. Hyde romanına dair az sayılabilecek başarılı film olsa da tavsiyemiz: Oscar ödüllü Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1931).

    5. Sinemadan Diziye: The Bride of Frankenstein

    Yönetmenliğini James Whale'ın yaptığı, ''Frankenstein ya da Modern Prometheus (1931)'' adlı romanın ikinci cildinden uyarlanan The Bride of Frankenstein (1935) filmi, dizinin bir diğer hikâyesi. Bu filme atfedilen karakterimizi ise agresif rollerin oyuncusu Billie Piper canlandırıyor. Frankenstein (1931) filminin yönetmeni James Whale, Bride of Frankenstein (1935) filmi ile ilk sinema serilerinden birisinin yönetmeni olarak kabul görmüştür.

    6. Sweeney Todd

    Sweeney Todd, dizinin ilk sezonunda oldukça sık karşılaştığımız, dönemin ünlü tiyatro oyunlarından. Diğer dizilerin, alışılmışın dışındaki teatral yoğunluğunun kanıksandığı örneklerden biri olan oyun, elbette ki Caliban karakterimizin uzun bir süre, ruhen doyduğu bir yuva halini imgeliyor. Altın Küre ödüllü 2007 yapımı Sweeney Todd: Flet Sokağı'nın Şeytani Berberi (2007) de başka bir gotik eser tavsiyemiz olsun.

    7. Şairler

    Penny Dreadful edebi temelli bir yapım olduğu için birçok hikâyeden etkilendiği gibi, dizi içerisinde birçok şairden de alıntılar yapıyor. Bunların en başında elbette William Shakespeare geliyor. Dizi içerisinde karakter dönüşümü ile öne çıkan (Frankenstein -yani sonrasında Caliban ismini alan- özgürlüğünün bir anlamda temsili olarak kendisine John Clare ismini armağan ediyor) John Clare'in, ünlü bir şairin ismini almayı tercih etmesi, karakterimizin en etkileyici tercihlerden biri olmasını sağlıyor. Son sezona gelindiğinde, Alfred Tennyson'ın ölümünün İngiltere genelinde yas ilan edilişini görüyoruz. Aralarında henüz keşfetmemiş olduğunuz şairler varsa, keşfetmenin tam zamanı.
    Ben yine benim Kimse umursamasa vaya bilmese de Arkadaşlarım terk ediyor beni Kayıp bir anı misali Baş başayım dertlerimle Ortaya çıkıp yok oluyorlar Bilinmezlik içinde Aşkın coşkulu,bastırılmış ıstıraplarındaki gölgeler gibi Yine de varım ve yaşıyorum Saçılan bir buhar misali Özlüyorum insanın hiç ayak basmadığı manzaraları Kadınların hiç gülüp hiç ağlamadığı bir yeri Orada benimle kalacak yaratıcım Ve mışıl mışıl uyuyacağım çocukluğumdaki gibi Rahatsız etmeden ve edilmeden uzandığım yerde Altımda çimen üzerimde gök kubbe John CLARE
      Penny Dreadful olarak adlandırılan eserlerin özgün kurgularının, hem döneminin tiyatro oyunlarına hem de ilerleyen dönemlerde gelişecek olan sinemaya sıkça konu edildiğini biliyoruz. Dizinin oldukça geniş ve gotik bir perspektif sunmasındaki başarısı, yalnızca Viktoryen Döneme ait edebiyat eserleriyle sınırlı kalarak değil, birçok Roma öykünmesiyle, mitolojik tanrılara atfedilen deyimlerle ve cadılık hikâyeleriyle bu yapıyı zenginleştirmiş olmasında yatıyor. Kaynak: 1. Dünya Sinema Tarihi, Kabalcı Yayınevi, 2003. 2. Pirie, David. (1973). A Heritage of Horror: The English Gothic Cinema. 1946-1972 3. Hutchinson, Tom. (1974). Horror and Fantasy in the Movies.  

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.