Bir Müzik Dahisinin Yaşamı: Shine

Bir Müzik Dahisinin Yaşamı: Shine
  • 0
    0
    0
    0
  • Biyografi, dram ve müzik türünde olan Avustralya yapımı film, 6 dalda Oscar ödülüne aday gösterilmiştir. Döneminde oldukça başarılı yapımlarla karşı karşıya olan film, sadece bir Oscar ödülü alabilmiş ancak bunun dışında 20 ödüle sahip bir şaheser.  David Helfgott'un hayatını anlatan Shine, dahi bir müzisyenin karanlık çocukluk yıllarından sesini dünyaya duyuran başarılı bir müzisyen oluşuna kadar geçirdiği süreci izleyicilerin beğenisine sunuyor. Dünyanın en iyi piyanistlerinden David Helfgott, 5 yaşından itibaren babasından piyona dersleri almıştır. Aldığı özel dersler sonucu da bir müzik dahisi olduğu anlaşılan Helffgot Sergei Rachmaninoff’un 3. Piyano Konçertosu'nu çalabilen dünyadaki 3 isimden biri olmuştur. Bir konser sırasında geçirdiği beyin travması sonucu 12 yıllık bir tedavi gören ünlü piyanist, müzikten uzak duramamış ve yeteneği ile adını dünyaya duyurmuştur. Filmde ise müzik aşığı olan babası tarafından küçük yaştan itibaren piyano öğretilen David Helffgot, kardeşlerinden daha yetenekli olarak ön plana çıkar. Otoriter ve kaybetmeyi sevmeyen babası tarafından müzikte en iyi olabilmek için çalıştırılmaktadır. Babası Peter'ın sık sık yarışmalara soktuğu David, Chopin'in Polonaise'ını çalarken kayan piyanoya yetişmek için sandalyesini çektiği sırada yarışmanın jüri üyesi Mr. Rosen'ın dikkatini çekerek profesyonel anlamda piyano ile tanışmasının ilk adımını atmıştır. Oldukça ataerkil bir aile yapısında yetişen David'in sevgi dolu bir ortamda yetiştiğini görsek de babasının sert tavırları ve ona yaşının gerekliliklerinden fazlasını verme isteği, bu baba oğul ilişkisinin çok da sağlıklı yürümemesine neden olmaktadır. Küçük yaşta keman çalmak isteyen Peter'ın babasının bunu desteklememesi, onun müziğe olan tutkusunu hastalıklı bir hale getirmiştir. Bu travma, David ile ilişkisini kötü etkilerken babasının yanlışlarından uzak durmaya çalışan Peter'ın bambaşka hatalarla oğluna yaklaştığını görmekteyiz. Sahip olduklarını hep bir şans olarak görmesi, aileye her açıdan itaat isteyen Peter'ı oğlundan koparan ise bu katı tavırları olacaktır. Zaten yeteneğinin sorumluluklarını kaldırmaya çalışan bu gence, çatışma ortamının yaratılması psikolojik bir yıpranmayı da kaçınılmaz kılmaktadır. Kısa sürede müzik alanında profesyonel adımlar atmaya başlayan David'e farklı okullardan teklif gelmekte ancak babası bunların değerlendirmesi için David'e fırsat tanımamaktadır. Despotik bir tavırla yetiştirdiği oğlunun bu duruma karşı koyması ile şaşıran Peter ise David'in bu isteğini tüm çabasına rağmen engelleyemez. Kraliyet Müzik Akademisi'nden burs kazanan David'in ailesini arkada bırakması ve müziğinin peşinden gitmesi ona yepyeni bir hayatın kapılarını açacaktır. David yeni okulunda ne yapacağını bilemez tavırları, hızlı konuşması ve dikkat dağınıklığı gibi özellikleriyle dikkat çekmiştir. Kısa sürede, hocalarının bu çocuğun akıl sağlığı bozuk bir öğrenci mi, yoksa bir dahi mi olduğuna dair kutuplaşmasına neden olmuştur. Okul gösterisi için babasının uzun süredir çalmasını istediği, Rachmaninoff'un 3. Konçertosunu çalmak isteyen David'in azimli çalışma sürecinde en büyük destekçisi ise Profesör Cecil Parkes olmuştur. Genç müzisyenin yeteneğini fark eden Parkes, bu azimli genci kendine has yöntemlerle özel olarak çalıştırmıştır. Bu yoğun çalışma sürecinin David'e olumsuz etkilerini görmek mümkün. Çocukluktan gelen kendini kaybeden halleri, bu süreçte iyice kendini göstermeye başlamış ve gösterisi sırasında geçirdiği beyin travması 12 yıllık Glendale Psychiatric Hospital ziyaretini beraberinde getirmiştir. David, Noah Taylor tarafından canlandırılan gençlik dönemlerinin ardından yetişkinlik dönemlerinde Geoffrey Rush olarak karşımıza çıkıyor. Ağzından eksik olmayan sigarası, banyoda bile çıkarmadığı gözlüğü ve salaş kıyafetleriyle dahilik ve delilik arasındaki çizgide kaybolduğunu gördüğümüz David'i hayata döndüren ise yine müzik oluyor. Doktorların tavsiyesi üzerine piyanodan uzak duran Helfgott'ın, geçmişteki saygınlığı sayesinde hastaneden çıkarken tesadüf eseri gittiği Moby Dick adlı barda tanıştığı Sylvia, hayatının başka bir dönüm noktası oluyor. Büyük başarılar peşinde koşmayan, sadece müziğini icra ederek yaşamayı hedefleyen David'in yeni mütevazı hayatı ona aşkı, dostluğu ve başarıyı da beraberinde getiriyor. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen yeteneği ve iyi yürekli oluşu, onu geçmiş acılarından kurtararak yeni başlangıçlara götürüyor. Geoffrey Rush'ın kendine hayran bırakan oyunculuğu ile izleyeceğimiz Shine, harika bir biyografik film. Zorlu çocukluk yıllarından, sevgi dolu bir aile inşasına geçen David Helgott'ın gerçek hikâyesi, izleyicilere umut verir nitelikte başarılı bir yapıt. Harika müziklerin de eşlik ettiği film, her izleyenin hayatına bir noktadan dokunmayı başarıyor.

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.