Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Bir önceki yazıda Paul Gauguin’in arayışlarına tanıklık ettik. Şimdiki yazımızda da bunu yapmaya devam edeceğiz. İlk yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Paul Gauguin, Paris’ten ayrıldığında aynı dönemde oradan ayrılan bir sanatçı daha vardı, Vincent Van Gogh. Gauguin’in Britanya’da aradığını, van Gogh Hollanda’da yaşadığı dönem boyunca tatmıştı. Bu iki sanatçının yalınlık arayışı bir şekilde yollarının kesişmesine sebep oldu.

Van Gogh çok geçmeden sanatçıyı onunla bir süre vakit geçirmesi ve üretmesi için yanına davet etti. Kardeşi Theo‘da Gauguin’i ikna etmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Bir süre, gelen ısrar ve teklifleri geri çeviren sanatçı, borçlarından Theo sayesinde kurtuldu ve artık Van Gogh’un yanına gitmekten başka çaresi kalmadı. 23 Ekim 1888’de Arles‘e van Gogh’un yanına gitti.

Van Gogh Günebakanları Yapıyor, 1888

Birlikte geçirdikleri iki ay, bir süre sonra anlaşmazlık ve kıskançlıklarla dolu zamanlara dönüştü. Bu ikili içten içe birbirlerini kıskanıyordu, ikisi de farklı duygularla üretim yapmalarına rağmen birbirlerini çekemez hale geldiler. Van Gogh’un romantik tavrına karşın Gauguin, daha ilkelci olduğunu düşünmekteydi. Van Gogh insan ruhunun derinliklerine dalmaktan korkmazken Gauguin tam aksine bu konuya uzaktan bakmayı terci ediyordu. Van Gogh’un sanrıları ikili arasındaki kıskançlık ile birleşince durum daha çekilmez bir hal aldı. Gauguin artık Arles’ten gitmek istiyordu. Van Gogh ise buna hala hazır değildi Gauguin’in her hareketinden şüphe duyuyordu. Bu şüpheci hal durumu, Gauguin’in bir akşam yürüyüşe çıkması ile önlenemez bir krize yol açtı. Takip edildiğini düşünen Gauguin, arkasını döndüğünde elinde ustura ile onu takip eden Van Gogh ile karşılaşır. Van Gogh, onunla yüz yüze gelince arkasını dönerek koşmaya başlar. Bunun üzerine sanatçı o eve dönmez ve bir otelde sabahlar. Ertesi gün gittiğinde Arles ayağa kalkmıştır. Van Gogh kulak memesini kesip sokak kadınlarından birine vermiştir. Bu olan olaylardan sonra sanatçı Arles’i terk eder.

Cezanne’ın bir Ölüdoğası Önünde Kadın Otopotresi, 1890

1889 yılında Paris’e geri dönen sanatçı eski dostu Schuffenecker‘e sığındı. Eski dostu, Cafe Volpini‘de sergi açmasını sağladı. Brüksel’de Les Vingt toluluğu‘nun sergisinde on iki resmi yer aldı.

Sarı İsa, 1889

Yer aldığı sergilerde büyük başarı yakalama umudunda olan Gauguin bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. Resim eleştirmenlerinden olumlu dönüşler almayan sanatçı, bu durumu ”toplumun cahilliği”ne bağlıyordu. Öyle ki Pissarro: ”Gauguin’in yaptığı bileşimin, bizim toplumdan yana, dayatmacılığa karşı, gizemciliğe karşı çağdaş felsefemizle alakası yoktur… Gauguin gören bir adam değil. O yalnızca bir düzenbaz.” demiştir.

Sarı İsa tablosu Pissarro’nun ne demek istediğini bütünü ile ortaya koymuştur. Bu eserde sanatçı bir kez daha düş yaratma peşindedir. Bu İsa figürünü daha önce Sarı İsa Önünde Otopotre tablosunda da görmüştük.

Ondine, 1889

Stephane Mallarme ve Paul Verlaine gibi yazarların temelini oluşturduğu Simgeciler topluluğunun da bir üyesi olan sanatçı simgeciliğin ”yaşam karşısında yetersiz kalan bir başka tepki” olduğunu söyler.

Sanatçı bir kez daha yolculuğa çıkacaktır, fakat yeterli parası yoktu. Çareyi tablolarını açık arttırma düzenleyip elden çıkarmakta buldu. Hotel Drouot‘daki açık arttırmada, otuz eserini 9860 frank karşılığı sattı. 4 Nisan 1891’de gece treni ile Paris’ten ayrıldı ve Tahiti’ye doğru yola çıktı.

Gauguin’in Tahiti günlerini bir sonraki yazımızda sizlerle paylaşacağız.

Kaynak: Gauguin, Ingo F. Walther, Taschen

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here