Kırmızı bir dikdörtgen içerisine “Futura Bold Italic” fontu ile yazılmış bir logo bir ürüne ne kadar değer katabilir? Size cevabı hızlıca vereyim çok ama çok fazla. Bu konuda örnek vermem gerekirse sadece The North Face tasarımı olan bir mont 300$’a satılırken bu logo o monta eklendiği zaman montun değeri 1300$’a kadar çıkabiliyor ve iki mont arasındaki tek bir fark var. O da birisinin üstünde Supreme yazması.

İngiliz moda tasarımcısı ve iş adamı olan James Jebbia’nın Manhattan’da açtığı Supreme isimli kaykay mağazası için tasarladığı bu logo, artık günümüz sokak modasının en kültleşmiş simgelerinden bir tanesi. Peki Supreme’i bu kadar özel kılan şey ne? Neden bu kadar kült ve neden bir ürüne yaklaşık 1000$’lık bir değer ekleyebilecek kadar değerli?

Akılda kalıcı logosu, sanatçılar, sporcular ve diğer markalar ile yaptığı iş birlikleri sayesinde, diğer markalardan farklı olarak sınırlı sayıda ve uygun fiyata ürün satması Nisan 1994’de kurulan Supreme’i küçük bir kaykay mağazasından 1 milyar dolarlık bir markaya çevirmeyi başardı.

Supreme’in takipçileri için ise Supreme bir markadan çok daha fazlası. Onlar için Supreme bir obsesiflik sebebi hatta sokak modasını tanımlayan en ana etken. Öyle ki insanlar mağazanın önünde çok da değerli olmayan ürünler için bile sıra bekleyebiliyor.

Ürünlerin ve mağaza sayısının azlığından dolayı ürünlerine erişimin sınırlı oluşu insanların gözünde Supreme’i çok daha değerli kılıyor çünkü bu sayede Supreme giyen insan, herkesin giyemediği ve erişemediği o ürünü giyerek kendini özel hissediyor. Bu özel hissetme ihtiyacı aslında her alanda mevcut. İnsanlar bu devirde dinlediği şarkıyı bile paylaşmayarak o şarkının ona özel kalmasını isterken, en temel ihtiyaçlarımızdan olan giyimde bu özel olma ihtiyacını hissetmemiz gayet doğal.

Şimdi düşünecek olursak sınırlı sayıda ürün satan tek marka Supreme değil. Peki Supreme o markalardan nasıl sıyrıldı diye soracak olursanız size cevap olarak mağazanın dizayn mentalitesini sunabilirim. Popüler kültürü çağdaş sanat anlayışı ile birleştirme mentalitesine sahip olan Supreme, popüler kültürü ürünlerine harika bir şekilde adapte etmeyi başaran bir marka.

Bununla birlikte Supreme’in dünya çapında ses getirmesini sağlayan farklı bir dizayn mentalitesi daha var. Popüler kültür öğelerinin görselleri üzerine kendi logosunu ekleyerek telif hakkı bedeli ödemeden o görsellerin basıldığı ürünleri satmak. Robert De Niro’nun Taxi Driver filminden olan ve resmi olmayan bir fotoğrafının üstüne kendi logosunu ekleyen Supreme, bu sayede bir kuruş telif hakkı ödemedi. Supreme, bunu daha sonra Louis Vuitton’un logo dizaynlarının yanında kendi logosunu ekleyerek çıkardığı kaykay tahtalarında da uyguladı ve bu sayede sokak kültüründe ciddi ses getirdi.

Supreme’in bu kadar değer görmesinin asıl ve en büyük ise ürünün resell bedeli. Perakende satış fiyatına alınan sınırlı sayıda olan bir ürünün kâr amacı güdülerek satılması anlamında gelen resell terimi sokak modasında en çok kullanılan terimlerden bir tanesi ve Supreme gibi çok talep gören ve sınırlı sayıda ürünler üreten bir marka için kaçınılmaz bir durum. Supreme’in en çok talep gören tasarımı olan box logo tasarımları ise bu resell durumundan en çok etkilenen tasarımlar. Sadece Supreme’in mağazasında ve internet sitesinden satışa çıkan Supreme Box Logo tişörtler mağaza ve internet sitesinde 54$ gibi makul bir fiyata satışa sunulurken ürünün çok sınırlı oluşundan dolayı ürünün resell bedeli 600$’a kadar çıkabiliyor.

Bununla birlikte Supreme’in diğer markalarla yaptığı iş birliklerinden çıkan ürünlerinde resell bedeli çok yüksek. 2017 yılına gerçekleşen, lüks moda ile sokak modasının birleştirmesinden dolayı Supreme’in büyük ve en çok ses getiren Louis Vuitton iş birliğine göz atacak olursak eğer 370$ ile 4350$ arasındaki bir fiyat aralığında çıkan LV X Supreme ürünlerinin resell piyasasındaki değerleri 800$ ile 15.000$ arasında değişiyor.

Supreme’in LV iş birliği ise sadece resell bakımından değerli olan bir iş birliği değil. Sokak modasından uzak duran lüks markaların artık sokak modasının üstünlüğünü kabul ettiği ve artık sokak modasına uygun modeller de üreterek sokak modasına uyum sağlamaya başlayacaklarını kabul ettikleri ilk an. Bu iş birliği sonrası Gucci’den tutun Balenciaga’ya kadar pek çok lüks moda markası sokak modası ile sentezlenebilecek parçaları piyasaya sürmeye başladı. Bu iş birlik sokak modasını ana akıma taşıdı.

Supreme artık günümüzde tüm dünyadaki moda anlayışını yönlendiren en büyük markalardan bir tanesi. Bir sezonda sadece 20 hafta olarak belirleyen ve bu haftalar dışında dükkanlarını kapalı tutan Supreme her perşembe yine limitli olmak üzere yeni ürünlerini kullanıcı ile buluşturuyor ve o ürünlerde eğer değerli ise 1 saniye eğer çok değerli değil ise 1 saat içerisinde bitiyor. Satış Stratejisi ve moda ve tasarım anlayışı ile birkaç yıl içerisinde en büyük giyim markalarından biri olmayı başaran Supreme şu an ait olduğu sokak modasının en büyük markası konumunda ve sokak modasının ana akım oluşu da hala devam ediyor. Bana göre Supreme bu anlayışını ve stratejilerini devam ettirdiği sürece en büyük olmaya da devam edecek.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here