Uzun zamandır beklediğimiz, tabiri caizse ilk sezonunu unuttuğumuz Mindhunter’ın ikinci sezonu, geçtiğimiz günlerde sevenleriyle buluştu. Peki, bu sezon izleyicinin beklentisini karşıladı mı? Yoksa bir hayal kırıklığı mıydı?

Hemen bilmeyenler/hatırlayamanlar için konudan ve olay örgüsünden kısaca bahsedelim. Mindhunter, 1970’lerin sonunda, Quantico’da çalışan FBI ajanı Holden Ford (Jonathan Groff) ve Davranış Bilimi üzerine çalışan FBI ajanı Bill Tench’in (Holt McCallany), cinayet psikolojisini anlamaya çalışarak bu bilimde yeni teknikler ortaya koymasını anlatıyor. Criminal Minds dizisindeki birimin kuruluşunu anlatıyor da diyebiliriz. İlk sezon, bilinen birçok seri katille yapılan görüşmeleri izleme fırsatı bulduk. Bu, suç dizilerine hakim olanlar için biraz ters köşe bir durumdu çünkü kovalamaca ve aranan bir katil yoktu aslında. Yapmaya çalıştıkları şey Davranış bilimini oluşturmak ve profil çıkarmaktı. Oluşum aşamasındaki birimin, katilleri suç işlemeye iten dürtüleri bulmaya ve psikolojik sorunları inceleyerek suçlu profili çıkarmaya çalıştıklarını izleme fırsatı bulmuştuk. Ed Kemper, Jerry Brudos gibi seri katillerle görüşmeler yapıp onları bu noktaya getiren olayları inceliyorlardı. Sezon, Ed Kemper’ın Holdan’a sarılması ve Holden’ın panik atak geçirmesiyle bitmişti.

İkinci sezonu panik atağın devamını izleyerek açtık. Bu panik atağın Holden’ın başına dert olabileceği hissettirilse de onu kötü duruma sokacak bir durum göremedik. İlk bölüm daha çok sezona giriş bölümü gibiydi. Açıkça söylemek gerekirse yeni sezon beni çok şaşırttı çünkü ilk sezonun aksine çok daha akıcı ve hareketliydi. Ben yine aynı karanlık havada geçeceğini düşünmüştüm. Konu Fincher olunca bunu düşünmek gayet normal. Bu akıcılığın sebebi davranış biliminin bir statü kazanması da olabilir tabii.

Sezon boyunca, 7-11 yaşlarındaki siyahi çocukları kaçırıp öldüren ve Atlanta Katili olarak da bilinen Wayne Williams’ın profilini çıkarmaya çalışmalarını izliyoruz. Zamanla katilin yaşı, ırkı vs. özellikleri ortaya çıkıyor. Burası için dizinin etkileyici kısımlarından biri diyebiliriz çünkü sadece psikolojik açıdan düşünerek katili çizmeye çalışmak dikkatli düşünüldüğünde akıl almaz bir durum.

Atlanta Katili’nin profili çıkarılmaya çalışılırken arkada seri katillerle yapılan konuşmalar devam ediyor. İlk sezonun öne çıkan en büyük özelliği katillerle yapılan görüşmelerdi. Hatta dizinin durağanlığı bir noktada çok doğruydu çünkü izlerken sadece konuşmalara ve düşüncelere dikkat ediyorduk ama bu sezon yapılan görüşmeler çok yetersizdi. Tabii, Charles Manson bu konuda ayrı tutulması gereken bir örnek. Kendisinin ismini ilk sezonda sıkça duymuştuk ve nihayet karşımıza çıktı. Öncelikle, Manson’a hayat veren Damon Herriman‘ı buradan ayakta alkışlıyorum. Mükemmel bir performanstı. Mindhunter’ın başarılarından biri de seçilen aktörlerin gerçek hayattaki katillere olan benzerlikleriydi. Manson’ın ve Herriman’ın benzerlikleri de insanı şaşırtan cinstendi. Damon Herriman’ın ilk göründüğü sahne ise çok etkileyiciydi. Konuşmaya başladığı andan itibaren izleyeni hipnotize edebilecek kadar güzel bir replik serisi yazılmıştı ona.

Katilin profilini çıkarma aşamasında ve sezonun sonunda ırkçılığa olan göndermeler, diziye ayrı bir katman katmış. Kaçırılan ve öldürülen çocukların siyahi olmasından dolayı çocukların ebeveynleri katilin beyaz olmasını beklerken ve isterken Holden’ın profil olarak siyahi birini çıkarması çatışmaları arttırıyor. Hatta kabul görmüyor. Yine böyle bir noktaya değinilmesi ve bunun çok ince dokunuşlarla yapılması diziye artı olarak geri dönmüş.

Bu tür yazılarda, pek fazla spoiler vermeyi seven biri değilim. Bu yüzden Atlanta Katili hakkında daha detaylı bilgi vermek istemedim. Katile ne oldu? Katili bulabildiler mi? Katilin profilini çıkarabildiler mi? Bu gibi sorulara kesin cevap vermekten kaçındım. İzleyerek öğrenmenizi tavsiye ederim. Genele baktığımız zaman Mindhunter’ın ikinci sezonu beklentiyi son derece karşılıyor. Oturup art arda tüm bölümleri sıkılmadan izleyebilirsiniz. Sonunda minik bir detaydan dolayı bir hüzün oluyor ama dizinin kalitesi ikinci sezonda daha da artmış. Mutlaka izleyin, izlettirin. Üçüncü sezonu sabırsızlıkla bekliyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here