Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
62

Seri katillerin cinayet işlemelerindeki sebep nedir? Geçmişte yaşadıkları travmalar mı? Yaşadıkları zorlu çocukluk zamanları mı? Yoksa basitçe deli olmaları mı? Netflix’in 2017 yapımı Mindhunter dizisinde de FBI ajanları Holden Ford ve Bill Tench, psikolog Dr. Wendy Carr ile birlikte bu sorunun cevabını arıyor. Hem de bu katillerle bizzat görüşerek.

13 Ekim 2017 tarihinde Netflix’te yayınlanmaya başlayan Mindhunter dizisinin yaratılmasında oldukça tanıdık bir isim yer alıyor. Fight Club, Zodiac, Seven, Gone Girl gibi filmlerin yönetmeni David Fincher… Dizinin yapımcılığında ise bir başka tanıdık bir isim, Charlize Theron’u görüyoruz. Dizinin oyuncuları arasında ise Jonathan Groff, Holt McCallany ve efsane dizilerden Fringe’in yıldızı Anna Torv yer alıyor.

1970’li yıllarda geçen dizi, seri katil tabirini ilk ortaya çıkaran isimleri konu alıyor. İşledikleri cinayetlerle kan donduran katillerin öldürme sebeplerini merak eden Holden Ford’un aklına bir fikir geliyor. Fikre göre ileride olabilecek cinayetleri engelleyebilmek, daha önceki cinayet sebeplerine derinlemesine inmekten geçiyor. Bunun için ise cinayetleri işleyenlerle bizzat görüşmek gerekiyor. Ford’un bu fikri, Tench ve Dr. Carr tarafından onaylanıyor ve hatta bazı kuruluşlardan fon bile alıyor. Böylece proje hayata geçiriliyor ve seri katillerle sohbetler başlıyor.

Dizinin bir diğer ilgi çekici özelliği ise dizideki seri katillerin gerçek hayattaki katiller olması. Amerika’nın ünlü seri katilleri, dizide kendi yansımalarını buluyorlar. Biz de sizler için bu katilleri yakından inceledik.

Ed Kemper (Co-Ed Killer)

Dizide Holden ve Tench’in ilk görüştüğü katil, Ed Kemper. Dizide Cameron Britton tarafından canlandırılan Kemper, gerçek hayattaki Ed Kemper’ı oldukça iyi yansıtıyor. Co-ed Killer olarak bilinen Kemper, 10 kişinin ölümünden sorumlu. Bu 10 kişi içerisinde kendi büyükannesi, büyükbabası ve annesi de bulunuyor. 1948 yılında California’da doğan Kemper’ın karanlık yanı kız kardeşinin bebeklerine yaptığı ritüellerle başladı. Kız kardeşinin bebeklerinin ellerini ve kafalarını kesen Kemper’ın şeytani eylemleri giderek devam etti. Öyle ki 1964 yılına gelindiğinde ilk cinayetini işledi. Üstelik Kemper’in ilk kurbanı kendi büyükannesiydi. Sorgulandığında ise soğukkanlı bir şekilde, “Sadece büyükannemi öldürmek nasıl bir duygu merak ettim.” cevabını verdi. Ayrıca yapılan test sonuçları da Kemper’in IQ değerinin 136 olduğunu gösterdi.

1969 yılında hapishaneden çıktığında annesiyle yaşamaya devam etti. Eyalet polisi olmak için çabalayan Kemper, devasa boyu sebebiyle bu hayalini gerçekleştiremedi. 2.06 olan Kemper, bu sebeple daha sonraları “Big Ed” lakabını alacaktı. Her ne kadar eyalet polisi olamasa da Santa Cruz polisleri ile iyi arkadaşlıklar kurdu. Cana yakın tavırları ile oldukça sıcakkanlı olarak nitelendirilen Kemper, ne yazık ki annesiyle bu kadar iyi ilişkilere sahip değildi. Annesinin yanından ayrılan Kemper, buna rağmen annesinin sürpriz ziyaretlerine ve aramalarına engel olamıyordu. Bunun üzerine tekrar annesinin yanına dönmesi, Kemper’ı çileden çıkardı.

1972 ve 1973 yıllarında Kemper, cinayetlerine devam etti. 2 üniversite öğrencisi ile başlayan cinayetler, kendi annesi ve onun arkadaşı ile devam etti. Arabasıyla öğrencileri gidecekleri yere kadar bırakmayı teklif eden Kemper, daha sonra tenha yerlere sürüp arabasındaki öğrencileri soğukkanlılıkla katlediyordu. Aynı şekilde kendi annesini ve vahşice katleden Kemper, kurbanlarına öldürdükten sonra bile bazı cinsel davranışlarda bulunuyordu. 1973 yılının Nisan ayına kadar işlediğini seri cinayetler sonrası Kemper, kendisini polise ihbar etti.

23 Ekim 1973’te ilk duruşması gerçekleştirildi. Aynı yıl 8 Kasım’da Kemper, jüri tarafından suçlu bulundu ve California Tıbbi Tesisi’ne yerleştirildi. Charles Manson ve Herbert Mullin gibi suçlularla aynı hücreyi paylaşan Kemper, hala daha aynı yerde tutulmakta.

Monte Ralph Rissell

Holden ve Tench’in bir sonraki katilleri Monte Ralph Rissell’di. Dizide Sam Strike tarafından canlandırılan Rissell, gerçek hayatta oldukça tehlikeli isimlerden biri. Bir tecavüzcü olan Rissell, aynı zamanda soğukkanlı bir katil. Kemper gibi sorunlu bir çocukluk geçiren Rissell, geçmişindeki karanlığı daha 14 yaşındayken ortaya çıkardı. İlk tecavüz girişimini daha 14 yaşında gerçekleştiren Rissell, ne kadar şeytani bir insan olduğu ortaya çıkardı.

Rissell ilk cinayetini, eski kız arkadaşını başka bir adamla gördüğü gün işledi. İlk cinayetine kadar çeşitli suçlara karışan Rissell, 18, 19 yaşlarındaydı. Kız arkadaşının kendisinden mektupla ayrılmasından sonra Rissell, öfkeden deliye döndü. Bunun üzerine eski kız arkadaşının okuluna giden Rissell’ın öfkesi, onu başka birisiyle gördüğünde zirveye ulaştı. Ancak Rissell, bu öfkesini ne eski kız arkadaşına ne de onu birlikte gördüğü adama yansıttı. Tekrar evine dönen Rissell, bu esnada sokakta yalnız başına dolaşan bir fahişeye denk geldi. Tam o anda öfkesi kendisini yeniden gösterdi ve ilk cinayetini işledi. Üstelik Rissell’in cinayetleri bununla da kalmadı.

19 yaşında 5 cinayetten suçlu bulunan Rissell, en az Kemper kadar soğukkanlıydı. Kurbanlarından birini sırf babası kanserle savaştığı için öldürmekten vazgeçerek öldürme eyleminin onun için ne kadar kolay olduğunu gösterdi. Üstelik sorgu esnasında gerçekleştirdiği cinayetler için eğlenceli tabirini kullandı. 5 cinayeti üzerine bir düzine tecavüzden de yargılanan Rissell, 1978 yılında 5 kez müebbet cezasına tabi tutuldu.

Jerry Brudos (Shoe Fetish Slayer)

Dizinin üçüncü seri katili bir başka nekrofili Jerry Brudos’tu. 1968 ve 1969 yılları arasında en az 4 kadının ölümünden sorumlu olan Brudos, dizide Happy Anderson tarafından canlandırıldı. Ajanları Ford ve Tench, Brudos’u konuşturmak için oldukça zorlansalar da ilginç bir yöntemle bunu başardılar. Brudos’un topuklu ayakkabılara karşı koyulmaz bir cinsel arzusu vardı ve ajanlar bunu Brudos’u konuşturmak için kullandı.

1939 yılında Güney Dakota’da doğan Brudos da zorlu bir çocukluk geçirenlerden. Jerry’nin annesi hep bir kız çocuğu olmasını istiyordu. İlk erkek çocuğundan sonra Jerry’nin de erkek olması onu büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bu hayal kırıklığını Jerry’e yansıtan anne, onu sürekli aşağılıyor ve hor görüyordu.  Bu sebeple Jerry, oldukça zorlu bir çocukluk dönemi yaşadı. Jerry’nin en büyük tutkusu kadın ayakkabılarıydı. Çöplükte bir topuklu kadın ayakkabısı bulup evine getirdiğinde daha 5 yaşındaydı. Öğretmeninin bile topuklu ayakkabılarını çalan Jerry, bu ayakkabılara karşı koyulmaz bir cinsel istek besliyordu. Bir başka tutkusu da kadın iç çamaşırlarıydı. Komşularının gizlice evine girip iç çamaşırlarını çalıyordu. Bu sebeple hayatının 10 yılını psikolojik terapilerde geçirdi.

17 yaşına geldiğinde genç bir kadını, cinsel arzularını karşılamazsa onu öldüreceğini söyleyerek tehdit etti. Bunun üzerine tutuklanan Brudos, 9 ay daha psikiyatri koğuşunda kaldı. Bu süre zarfında kendisine şizofreni teşhisi konuldu. Doktorlara göre Brudos’un cinsel fantezileri ve şiddet eğilimi geçmişte annesine duyduğu öfkeden kaynaklanıyordu. Her ne kadar bakım evine konulsa da Brudos, 1957 yılında liseden mezun oldu. 4 yıl sonra ise 17 yaşındaki bir kızla evlendi ve iki çocuğu oldu. Evlenip düzenli bir yaşam kuran Brudos, cinsel fantezilerinden kopamadı. Eşinin topuklu ayakkabılar hariç çıplak olarak ev işleri yapmasını isteyen Brudos, eşi bu isteğini gerçekleştirirken onun fotoğraflarını çekiyordu. Aynı zamanda sürekli topuklu ayakkabılar çalan Brudos, bu ayakkabıları garajında biriktiriyordu.

1968 yılına gelindiğinde Brudos, cinayetlerine başladı. İlk kurbanı, ansiklopedi satmak için kapısını çalan daha 19 yaşındaki Linda Slawson’dı. Eşi ve çocukları evde değilken kurbanını garajına götüren Brudos, Slawson’u etkisiz hale getirdikten sonra cinsel arzularının yönlendirmesiyle ilk cinayetini işledi. 1969 yılına kadar 4 genç kadını vahşice katleden Brudos, 2 genç kadına da saldırıda bulundu. 1969 yılında bir balıkçının Long Tom Nehri’nde Brudos’un iki kurbanının cesetlerini bulması polisi harekete geçirdi. Bir soruşturma sürecinden sonra polis Brudos’a ulaştı. 28 Haziran 1969 tarihinde Brudos işlediği cinayetlerden suçlu bulundu ve Oregon Eyalet Cezaevi’ne gönderildi. Mahkumiyeti esnasında bile sürekli kadın ayakkabıları kataloglarını inceleyen Brudos, 2006 yılında bulunduğu cezaevinde karaciğer kanserinden öldü.

Richard Speck

Holden ve Tench’in son konuştuğu seri katil, onları en çok zorlayan Richard Speck’ti. Jack Erdie tarafından canlandırılan Speck, gerçek hayattaki psikopatlığını ve caniliğini dizide de gösterdi. Diğer katillerden farklı olarak oldukça asabi olan Speck, dizideki kan donduran sahnesiyle akıllara kazındı.

1941 yılında İllinois’te doğan Speck, Benjamin Franklin Speck ve Mary Margaret Carbaugh Speck çiftinin 7. çocuğuydu. Babasına oldukça düşkün olan Richard, babasının ani ölümü sonrasında daha 6 yaşında büyük bir travma yaşadı. Babasının ölmesinden birkaç yıl sonra annesi, Carl Lindberg adındaki bir adamla evlendi. Lindberg, alkolik ve şiddet yanlısı bir adamdı. Üvey babasının bu özellikeleri Speck’e çocukluğunda zor anlar yaşattı. Sürekli şiddete ve aşağılanmaya maruz kalan Speck, 12 yaşında alkolle tanıştı. 15 yaşına kadar neredeyse her gün sarhoş olan Speck, bu süre zarfında çeşitli suçlara karıştı ve tutuklandı. Zamanla Speck’in suçları artmaya devam etti ve 1966 yılında Speck ilk cinayetini işledi.

13 Temmuz 1966 yılında hemşire adayı öğrencilerin kaldığı yurda giren Speck, buradaki 8 öğrenciyi vahşice katletti ve sonrasında öldürdüğü öğrencilere tecavüz etti. Speck bu esnada oldukça sarhoştu ve uyuşturucu madde almıştı. Speck’in dikkatsizliğinden faydalanan Cora Amurao adındaki öğrenci, sabaha kadar bir yatağın altında gizlenerek Speck’in elinden kurtulmayı başardı. Katliamdan 2 gün sonra Speck,  Claude Lunsford tarafından teşhis edildi. Speck’i ihbar etmek için polisi arayan Lunsford, ne yazık ki dönüt alamadı. Bunun üzerine Speck yakalanacağı korkusuyla intihara teşebbüs etti ve hastaneye kaldırıldı. Hastanede Dr. LeRoy Smith tarafından bir kez daha teşhis edildi ve bu sefer polise ihbar edildi.

Yapılan testler sonrasında Speck’e obsesif-kompulsif bozukluk tanısı konuldu. Psikolog Dr. Marvin Ziporyn yazdığı raporda Speck’in kadınların kendisine ihanet ettiğine inandığını yazdı. Üstelik rapora göre Speck bu düşünceye kadar kadınları kutsal bir varlık olarak görüyordu. Ayrıca Speck’in uyuşturucu kullanması ve bir alkolik olması organik beyin sendromuna yol açmıştı.

15 Nisan 1967 tarihinde çıktığı duruşmada Speck, jüri tarafından suçlu bulundu ve ceza olarak idam önerildi. Ancak 1971 yılında Speck’in idamı iptal edildi. Bunun sebebi jürideki bazı kişilerin idama karşı olan dini inanışlarıydı. Bunun üzerine Speck’in mahkumiyeti başlamış oldu. Hapishane hayatı boyunca sürekli, cinayetlerini işlerken hiçbir şey hissetmediğini söyleyen Speck, daha sonrasında yaptıklarından üzgün olduğunu belirtti. 5 Aralık 1991 yılına kadar hapishanede kalan Speck, bu tarihte kalp krizinden öldü.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
62

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here