Önceki yazımızda genel hatları ile video oyunlarının tarihsel ve ekonomik gelişimi ile hukuk disiplininin video oyunların hangi yönleriyle ilgilenebileceğinden bahsetmiştik. Oyun Hukuku #1: Neyle Karşı Karşıyayız? adlı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazımızda ise oyun hukukunun teorik kapsamından ziyade güncel ve somut problemlerinden birini tartışacağız: Video oyun tüketicilerinin hakları.

Video oyun tüketiciliğine geçmeden önce, tüketici kavramının hukuki boyutunu ve video oyun alım satım işlemlerini mercek altına yatırmakta fayda var. Öncelikle tüketici dediğimiz zaman ticari veya mesleki bir amaç gütmeden hareket eden kişileri (Bu kapsamda yayıncıları ve profesyonel esporcuları tüketici kapsamında değerlendirmek doğru mudur tartışması da yapılabilir) anlıyoruz. Bu bağlamda tüketici dediğimizde aslında bir satım sözleşmesinin güçsüz ve korunması gereken sujesini anlamamız gerekiyor.  Tüketici olarak bir video oyunu satın almak istediğinizde üç farklı yol izleyebilirsiniz. Birinci yol, video oyununu disk olarak kutusu ile birlikte mağazadan satın almak, ikinci yol kutulu video oyununu internetten sipariş vermek, üçüncü yol ise Steam, Epic Store ya da PS Store benzeri platformlardan dijital olarak satın almak. Üç seçenekte de elde ettiğiniz sonuç aynı da olsa haklar ve yükümlülükler konusunda birbirinden epey ayrı üç işlemden bahsetmek durumundayız.

Mağazaya gidip kutulu bir video oyun satın aldığınızda en tipik anlamda bir tüketici işlemi gerçekleştirmiş olduğunuzdan aslında bu alışverişinize ilişkin çok karmaşık problemlerle karşılaşma olasılığınız oldukça düşük. Asıl problem gerek kutulu gerekse dijital veri olarak internet üzerinden satın aldığınız video oyunlarında karşımıza çıkıyor. Hemen hemen bütün dünyada hükumetler, bu şekilde internet üzerinden verilen siparişlerde tüketiciyi yanıltmanın ya da dolandırmanın daha kolay olması sebebiyle, tüketiciyi koruyan bir takım kanunlar oluşturmaktalar. Özellikle internetin ve buna bağlı olarak internet üzerinden alışverişin yaygınlaşması ile birlikte internet alışverişinin daha güvenli hâle getirilmesi için çok çeşitli uluslararası çalışmalar ve bu çalışmaların sonucu olarak kabul edilen bir takım anlaşmalar mevcut. Özellikle ülkemizi de ilgilendirmesi bakımından Avrupa Birliği’nin tüketici hakları ile ilgili pek çok çalışması olmakla birlikte; 1992 Maastricht Antlaşması ile birlikte dünyada ilk defa doğrudan tüketiciyi koruyan uluslararası antlaşma da yine Avrupa Birliği çatısında oluşturulmuştur.

Ülkemizde ise, 1995 yılına kadar doğrudan tüketiciyi koruyan bir kanun olmamakla birlikte çeşitli kanunların atıflarıyla tüketiciler haklarını arayabiliyorlardı. 1995 yılında kabul edilen Tüketicinin Korunması Kanunu, özellikle 2013’te yapılan köklü değişiklik ve mesatamamlayıcı yönetmeliklerle, Avrupa Birliği standardında bir kanuni korumayı hayata geçirmemizi sağladı.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında ülkemizdeki uygulamaya dönecek olursak; internet üzerinden verdiğiniz herhangi bir sipariş, hukuki olarak “mesafeli satış sözleşmesi” olarak tanımlanıyor ve doğrudan 27 Kasım 2014 tarihli Mesafeli Satışlar Yönetmeliğine tabi oluyor. İnternet üzerinden veya farklı bir yolla satıcıyı ve ürünü doğrudan göremediğinizde, mağazadan yapılan satışlara göre farklı birtakım koruyucu hükümler de devreye giriyor. Bu hükümlerin en güçlüsü ve önemlisi elbette “cayma hakkı“. Cayma hakkı size, mesafeli satış sözleşmesi yaparak aldığınız bir ürünü 14 gün içerisinde herhangi bir neden göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden dönerek iade etme imkanı tanıyor. Doğrudan Avrupa Birliği’nde yer alan düzenlemeye paralel olarak getirilen bu kural bazı istisnalar dışında bütün mesafeli satışlar için uygulanıyor.

Peki bu cayma hakkının istisnaları nelerdir? Bütün istisnaları burada anlatmanın gereği yok ancak, iki istisna tam da bizim yazımızın konusunu oluşturacak nitelikte. Mesafeli Satışlar Yönetmeliğinin, Cayma Hakkının İstisnaları başlıklı 15. maddesinde Malın tesliminden sonra ambalaj, bant, mühür, paket gibi koruyucu unsurları açılmış olması halinde maddi ortamda sunulan kitap, dijital içerik ve bilgisayar sarf malzemeleri“nin cayma hakkı kapsamının dışında olacağı kabul edilmiş. Yani yalın bir anlatımla, internet üzerinden sipariş verdiğiniz kutulu bir video oyununun ambalajını açtığınız anda iade hakkınız sona eriyor. Bunun için oyun diskine dokunmanıza dahi gerek yok.

Yine aynı maddenin bir diğer fıkrası ise video oyun tüketicileri için epey moral bozucu bir düzenleme. Yönetmeliğe göre “Elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler veya tüketiciye anında teslim edilen gayrimaddi mallara ilişkin sözleşmeler” de cayma hakkı kapsamının dışına çıkarılmış. Yani video oyunu da dahil olmak üzere elektronik ortamda satın aldığınız ve yine elektronik ortamda teslimi yapılan ürünler, satıcı kabul etmediği takdirde iade edilemiyor. Bu noktada “E biz Steam’den aldığımız ürünleri iade ediyoruz?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet Steam ve benzeri dijital oyun platformları tam da yasal düzenlemeye benzer olarak 15 gün içerisinde ve belli bir oynanma süresine ulaşmamış oyunları iade alıyorlar. Elbette bu, bahsettiğimiz platformların tüketicileri düşünen harika şirketler tarafından yönetildiğinden değil. Açıkçası platformların bu uygulamaları için Avrupa ülkelerine teşekkür etmemiz gerekiyor. Her ne kadar elektronik ortamda ifa edilen ürünler doğası gereği iadeye çok yatkın olmasa da, Avrupa Birliği ülkelerinin, bu platformlara tüketici haklarına muhalefet ettikleri için kestikleri yüklü cezalar, platformların video oyunlarını iade edilebilir şekilde satışa sunmalarına sebep oldu diyebiliriz. Özellikle Valve ve Ubisoft, iade kurallarına uymadıkları gerekçesi ile geçtiğimiz yıl Fransa’da ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldılar.

Video oyun alışverişleri ile ilgili olarak genel kuralların yanı sıra, birey olarak bir sıkıntı ile karşılaştığımızda ne yapabiliriz? Bu sorunun en zor ama en kısa cevabı özellikle dijital platformlardan aldığımız oyunlara ilişkin olanı: HİÇBİR ŞEY. Dalga geçtiğimi düşünebilirsiniz ancak gerçekten de Steam, Epic Store, Origin ve benzeri dijital platformlardan bir oyun aldığınız zaman doğrudan çoğu ABD merkezli olan şirketlerle bir satış sözleşmesi yapmış oluyorsunuz. Dolayısıyla bu durumda hakkınızı Türk mahkemelerinde aramanız epey zorlaşıyor. Çünkü hepimiz bu tarz platformlara üye olurken o upuzun abonelik sözleşmesini okumadan kabul ediyoruz. Mesela Steam‘in abonelik sözleşmesini incelediğimizde Avrupa Birliği’ne üye olmayan diğer bütün ülkelerdeki müşterilerin, Valve ile çıkacak olası bir uyuşmazlığın çözümünde Washington, King Conuty‘deki federal mahkemelerin yetkili olduğunu kabul etmiş sayıldığını görüyoruz.

Somut bir örnekten yola çıkarsak, diyelim ki içinde totalde 5000 TL harcadığınız oyun ve yan parçaların olduğu bir Steam hesabınız var. Valve hiçbir gerekçe göstermeksizin bir anda hesabınıza olan erişiminizi engelledi. Bu durumda 5000 TL’lik hakkınızı aramak için yaklaşık 10000 TL harcayıp Washington’a gitmeniz, muhtemelen bir o kadar daha harcayıp bir avukat bulmanız ve mahkemeye başvurmanız gerekiyor. Kulağa her ne kadar saçma gelse de gerçekten de durum bu şekilde. Eğer Avrupa Birliği vatandaşı iseniz, Steam abonelik sözleşmesinde, öncelikle kendilerine mail atmanızı ve dostane bir çözüm bulacaklarını söylüyor. (Avrupa Birliği’nden olmayan diğer kullanıcılarla ilgili bölümde buna benzer bir ifade yok. Yukarıda da değindiğimiz üzere Steam’in Avrupa Birliği’nden epey çekindiği bir gerçek.) Eğer bu şekilde bir çözüm alınamazsa, Avrupa Birliği’nin tüketici sorunları ile ilgili internet sitesinden kayıt oluşturulabileceği belirtilmiş. Tabii Steam Avrupa Birliği ülkelerini çok sevdiği için değil, bu ülkelerde tüketici hakları ve çözümlerine verilen önem neticesinde Steam‘in ve diğer platformların ciddi cezalar ödemesi sonucunda bu düzenlemeler ortaya çıkıyor.

Son yıllarda hızla büyüyen ve dünyadaki en büyük pazarlardan biri hâline gelen video oyunları ile ilgili olarak ülkemizde hala ciddi bir kanun boşluğu olduğu da bir gerçek. Oyunların içeriği, gençlere olan etkisi ve benzeri konularda yüzlerce etkinlik yapılmasına rağmen, oyun tüketicilerinin haklarını, oyun satıcılarının yükümlülüklerini ya da çıkan uyuşmazlıkların ne şekilde çözülebileceğini, yani aslında tartışmamız gereken asıl meseleleri henüz tartışabilmiş değiliz. Umuyoruz ki ilerleyen süreçte, genç nüfusun yüksek olması ile de doğru orantılı olarak ülkemizde ciddi bir ekonomik hacme ulaşan video oyun piyasası ile ilgili somut hukuki adımlar atılır ve bizler de biraz da gönül rahatlığı ile oyun oynamanın keyfini çıkarırız.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here