Evet, bir inceleme yazımıza daha hoş geldiniz efendim. Çok uzatmadan tanıtım videosunu izleyince beni çok meraklandıran ve bir o kadar da düşündüren Ancestors: The Humankind Odyssey‘a geçelim bakalım.

Ancestors‘un tanıtım videosunu ilk izlediğimde bana ilginç ve muhteşem gelmişti. Hatta duygularıma Ancestors: The Humankind Odyssey: İnsanoğlunun Doğuşu haberinde biraz değinmiştim. Gerçekten de bir hayvan yani maymun olarak etrafta dolaşmak, bir şeyler keşfetmek, kendimizi tanımak oldukça hoş, bir de buna hayatta kalma öğeleri ekleyince tadından yenmiyor.

İlgili haberler : Cyberpunk Hayatta Kalma Oyunu: GOLD EXPRESSAralık Ayında Çıkacak OyunlarSpoilersız The Outer Worlds İncelemesi

Şöyle düşünün; insan niteliklerine sahip olmadığınız kaç oyun var? Soru biraz saçma mı oldu? Şunu demek istiyorum; her oyunda kedi, kurt, troll veya ilginç bir yaratık da olsanız hep insan niteliklerinde bir oynanışa sahip oluyoruz. Kurt olsanız bile iki ayağınızın üzerinde yürüyor, koşuyor, insan gibi konuşuyorsunuz yani insan gibi davranıyorsunuz. Ancestors: The Humankind Odyssey‘da ise bir maymunu maymun gibi oynuyorsunuz. Tamam bir iki oyun aklınıza gelmiş olabilir, mesela benim aklıma Wild Wolf geldi ama bu ikisi pek karşılaştırılmayı hak eden oyunlar değiller bence. Neyse, bir maymunu, maymun gibi oynayıp keşifler yaparak, kendimizi tanıyıp, geliştiğimiz bu yapım oldukça tatlı bir oyun olmuş.

Aslında oyunu çok anlatıp büyüsünü bozmak istemiyorum. Elimden geldiğince üstü kapalı anlatmaya çalışacağım, kendimizi keşfetmek, öğrenmek kadar güzel bir şey yoktur biz oyuncular için ama aklınızda bir şey bulunsun; sesler. Sesler çok önemli bu oyunda. Hayatınızı o seslere göre sürdürüyorsunuz, demedi demeyin. Zaten oyuna başlayıp birazcık ilerleyince anlayacaksınız ne demek istediğimi. Hazır ses demişken de, ormanın içindeki sesler ve atmosfer oldukça başarılı. Gerçekten bir orman havası yaşatıyor size. Bir de rüyalar oyun hakkında bilgiler verebiliyor, bazen neler yapabileceğiniz görebiliyorsunuz. Unutmayın hayal edebiliyorsanız, yapabiliyorsunuzdur.

Oyuna ilk başladığımda zorlandım desem yeridir. Oyuna “Full HUD, Full Tutorial” ile başlamış olsam da oyun size ilk beş dakika biraz yol gösteriyor diyebiliriz, daha sonra salıveriyor sizi. Bırakıyor kendi halinize, ne yaparsanız yapın diye. Zaten oyuna başlamadan söylüyor bunu size. Güzel mi? Evet çok güzel. Başlarda biraz sıkıntı yaşasanız da o serbestlik ve rahatlık, sizi asıl amacınıza yani keşif ve gelişmeye odaklıyor ki, oyunun amacı bu. Sizi kendi halinize bırakıp, gelişiminizi izleyebilmeniz. Başlıyorsunuz ormanda dolaşmaya, tehlikelerle karşılaşmaya, onlarla baş etmeye ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyeyim, bu bir oyundur ben girerim başlar başlamaz ormanın kralı olurum diyorsanız çok da demeyin bence. Bu oyunda herkes ne olduğunu bilecek. Şaka bir yana, başta maymunu maymun gibi oynuyorsunuz dedim ya, bir maymun olarak öyle gideyim vura vura kaplan veya timsah öldüreyim yok yani. Her şey zamanla, gelişe gelişe, evrile evrile. Ayrıca oyun, korku ve stres öğelerini oldukça başarılı bir şekilde yaşatıyor oyuncuya, ben yaşadım yani. Çok korkmamış olabilirim ama stres, stresi iyi yaşattı bana oyun boyunca. Her adımımda dikkatli, tetikte olmamı sağladı. Bir anda önümde beliren “Stalker-Cat” yani kılıç dişli kaplan mı dersiniz, çimenlerin arasından çıkan piton mu dersiniz yoksa su içeyim derken bir anda göz göre göre geldiğiniz timsah mi neler neler. Bakın fillere girmiyorum bile.

Bahsettiğim gibi ilk başlarda zorlansanız da, sürekli ölseniz de, hatta maymunların soyunu kurutsanız da -bir kere başıma geldi- zamanla her şey düzeliyor, anlıyorsunuz her şeyi yavaş yavaş. İlk oyunumda dört kez yüksekten düştüğüm, üç kez kanamadan, bir kez de yendiğim için -evet canlı canlı yedi beni- toplamda kendi hatalarım yüzünden sekiz kez öldü aile fertlerim. Kemik olup, öylece kaldılar yerlerde. Tabii hal böyle olunca başarısızlıkla sonuçlandı ilk deneme benim için. Bu arada eğer yönettiğiniz karakter ölürse, klanın bir başka ferdi ile devam ediyorsunuz oyuna. Yani bireyler pek önemli değil oyunda, önemli olan bir şeyler öğrenip, yola devam edebilmek, gelişebilmek.

Oyunun kötü yanları yok mu, elbette ki var. Elbette ki olacak. Özellikle ağaçtan ağaca zıplarkenki animasyonlar pek güzel değil ve çoğu zaman maalesef can sıkıcı. O animasyonlar pek olmamış yani. Ben oraya tıklıyorum, o buraya atlıyor. Öyle olunca da tepelerde ağaçtan ağaca dolaşırken ve bir yırtıcıdan uzaklaşmaya çalışırken bir anda yerde buluyorsunuz kendinizi, hem de ölü olarak. Onun dışında bence oyunda bir harita da olmalıydı. Gerçekten, elim -alışkanlıktan olabilir- hep harita arar gibiydi. Tab, M, Esc tuşlarına başlarda çok bassam da, daha sonralarda alıştım haritanın olmayışına ama yine de bence harita olmalı oyunda. Bulduğum haritayı sizlerle de paylaşayım:

Bir de nasıl desem; siz bir yılan gördünüz diyelim. Uzaktan bir yerden saatlerce yılanı izleseniz bile o yılan yerinden kıpırdamıyor. Ne zaman siz yaklaşıyorsunuz, yılanla etkileşime girmeye başlıyorsunuz o da başlıyor hareketlenmeye. Yani oyunda siz varsanız eylem, hareket var. Siz yoksanız yani uzaksanız herkes olduğu yerde sizi bekliyor gibi bir his bıraktı içimde. Yani o baştaki kuşu bir daha görebilmek imkansız diyebilirim. Bir de belki oynanış bir süre sonra yorabiliyor insanı. Biraz tekrara giriyor oyun ama doğal olarak girmesi gerekiyor. Sonuçta evrim bir anda olan bir şey değil, yüz yıllarca her gelen tür tekrar tekrar keşfediyor aynı şeyleri. Daha önce keşfedip geçtiğiniz o taşı, tekrar keşfetmeniz gerekebiliyor ki bu doğal bir süreç. Onun dışında başka da gözüme çarpan can sıkıcı bir şey yoktu, yani bir iki sefer ufak buglar ile karşılaştım ama hangi oyunda yok ki o buglar. Dert değiller.

Oyunun ilk bir saati; etrafı anlamakla, oyunu çözmekle, yerleşim yerinizin etrafını yavaş yavaş keşfetmekle geçiyorken, ilk günün sonunda bir bakmışsınız hızlı hızlı keşifler yapıp, ilerlerken, üçüncü günün sonunda ise oyunu iyice çözmüş, mantıklı hamleler yaparken, kararlarınızı ileriye dönük almaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi.

Sonuç olarak artı ve eksileri bir arada toplayacak olursak;

Artılar;

  • Keşif, keşfetmek, keşfediyor olmak
  • Benzersiz bir hayatta kalma deneyimi
  • Uzun oynanış süresi sunabiliyor olması
  • Ormanın kendisi

Eksiler;

  • Kötü animasyonlar
  • Bir süre sonra tekrara girmesi
  • Kontroller bir süre sonra yorabiliyor

27 Ağustos’ta bir yıl boyunca Epic Games‘e özel olarak çıkan yapım, tahmini Ağustos 2020 gibi Steam‘de de yerini alacak. 6 Aralıkta da konsollar için ayrıca çıkış yapacak yapımın şu anki Epic Games fiyatı 229,00 TL.

Uzun lafın kısası, Ancestors: The Humankind Odyssey çok güzel bir yapım olmuş ama sabırla oynarsanız. Keşif yapmayı seven, hayatta kalma öğeleri arayan biriyseniz sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Çok fazla zaman ayıramadığım bu yapımı bizlere ulaştıran Private Division’dan Murat Beye de buradan saygılarımı sunarım.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here