26 Haziran 1997’de başlayan Wizarding World serüvenimize geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklendi ama çoğu izleyicinin yorumuna göre gördüğümüz en kötü içerikti. Peki neden insanlar şu ana kadar çıkan her şeyi kötü olsa bile severken, bu sefer sevemedi? Bunun için ilk filmin çekilmeye karar verildiği zamandan başlamamız gerekecek. Unutmadan söyleyelim bu yazı spoiler dolu olacak.

2011 yılında Harry Potter’ın son filmini izlediğimizde hepimiz üzüldük ve bitmesini istemedik. Ama hepimiz de biliyorduk ki böylesine büyük bir marka kesinlikle bu şekilde sonlanmayacaktı. Her büyük markanın yaptığı gibi suyunu çıkartacaklardı ama Harry Potter evreni için ellerinde çok güzel materyaller vardı ve herkes “Harry Potter” markasının suyunun çıkarılmasından uzakta olduğunu düşünüyordu. İnsanlar teoriler üretmeye başladı, yeni bir film çekilecek olsa veya kitap yazılacak olsa hangi dönemi veya hangi olayı anlatacaktı. İşte tam söylentilerin bitmeye başladığı zamanlarda yeni bir filmin geleceği söylendi. Bu haberi ilk duyduğumda benim aklıma gelen dönemler, Hogwarts’ı kuran 4 büyük büyücünün hikayesi ya da Voldemort’un ilk saldırdığı zamandı. Sonra ne yazık ki hepimizin öğrendiği üzere “Fantastik Canavarlar” adlı bir film gelecekti. Bu haberden sonra herkes aynı şeyi düşündü “Neden?”. Anlatılacak o kadar şey varken neden Pokemon avına çıkan bir büyücünün hayatını izleyelim? Herkesin filme olan tepkisi aynı olunca ve J.K. Rowling de yaptığı hatayı fark edince durumu filmin içerisinde toparlamaya çalıştı ve evrenin adını Harry Potter evreniyken, Wizarding World olarak değiştirdi. Grindelwald’un ve Dumbledore’un gençliğini ve Grindelwald’un yaptığı kötülükleri anlatacağını öğrendik sonradan. Peki neden “Büyücü Dünyası” için böylesine önemli bir olayı “Fantastik Canavarlar” başlığı altında izliyoruz? Dumbledore ve Grindelwald’un büyük savaşı sırasında fantastik canavarlar neden bu kadar önemli? Cevabını verelim: Önemli değil. Yeni çıkmış olan Grindelwald’un Suçları filminde birkaç adet canavar gördük evet ama konuyla alakası olan tek bir canavar vardı. J.K. Rowling ilk hatasını filmin adını seçerken yaptı. İkinci hatasını ise Harry Potter ve Lanetli Çocuk kitabıyla yaptı. Evet kitabı o yazmadı ama yayımlanmasına izin verdi. Ama şu an konumuz Lanetli Çocuk değil.

Böylesine büyük hatalarla başladıktan sonra aslında çok da fena olmayan “Fantastik Canavarlar Nelerdir ve Nerelerde Bulunurlar?” filmiyle insanlara tekrardan bir umut verdi. Çünkü evrenin adı değişmişti ve bu demek oluyordu ki artık sadece Hogwarts’a bağlı değiliz. Dünyadaki diğer büyücülük okulları ile ilgili filmler veya kitaplar izleyip okuyabilecektik. İşte tam o sıralarda ikinci filmin fragmanı geldi ve herkes heyecanlandı. Şimdi asıl suçun işlendiği bölüme gelelim: Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları.

Hikayeyi kısaca özetleyecek olursak; Grindelwald ve Dumbledore, Obscurus adlı varlığın peşindeler. Grindelwald; Obscurus’un peşinde çünkü, Dumbledore ile bir bağlılık büyüsü içerisinde oldukları için Dumbledore’a herhangi bir büyü yapamıyor. Kendi davasında en büyük engel de Dumbledore olduğu için Obscurus’un peşine düşüyor. Dumbledore da Scamender’ı, Obscurus’un peşinden yolluyor çünkü, Scamender canavarlarla nasıl ilgilenilmesi gerektiğini biliyor. Filmin sonunda da Grindelwald konuşma yapıyor, üstüne de saçma bir twist görüyoruz ve film bitiyor.

Harry Potter kitaplarının ve filmlerinin en büyük özelliklerinden birisi de Harry’nin hikayesi anlatılırken, bizim de Harry ile birlikte o dünyayı tanımaya çalışıyor oluşumuzdu. Son filmin ise en büyük günahlarından birisi buydu. Evrenin adını Wizarding World yapmalarına rağmen dünyayla ilgili hiçbir bilgi alamadık. Sadece Fransızca konuşan birkaç büyücü ve birkaç tane “filmde olması gereksiz olan canavar” gördük. Kendi adıma konuşmam gerekirse ilk filmin fragmanını izlediğimde “Lumos” büyüsünü duyduğumda tüylerim diken diken olmuştu. İlk filmde ortalama düzeyde büyü gördük ama bu filmde büyüden eser yoktu. Grindelwald’un güçlü bir büyücü olduğunu biliyoruz ama yaptığı hiçbir şeyi anlamadık.

Sahne sahne ilerleyelim. Mezarlık sahnesi ile ilgili herhangi bir şey söylemek istemiyorum. Ne kadar kötü olduğu zaten ortada. Anlamsız twistler, sadece Scamender’a duygusal anlamda bağlanmışken yanlarındaki gereksiz karakterlerin duygusal duygusal konuşup canımızı sıkması. O kadar safkan büyücünün arasında melezler bile korkarken, bir muggle’ın olduğunu fark etmemeleri. Her şeyi bir kenara bırakalım ve herkesin kızdığı asıl yere gelelim. Grindelwald’un suçları. Açık konuşmak gerekirse seyirciye adamın kötü olduğunu, bebek öldürerek gösterdiniz evet ama filmin içerisindeki karakterler bunun farkında değiller. Bunun üstüne mezarlıkta yaptığı konuşma gayet mantıklı ve doğru bir konuşmaydı. Anlam karmaşası dolu bir sahneydi, mezarlık sahnesi. Filmin bir diğer günahı ise Dumbledore reklamının çok fazla yapılması. Reklam bu kadar fazla yapılınca insanlarda normal olarak bir beklenti oluştu. En azından kısa bir büyü düellosu yapılabilirdi ama onun yerine havada kalan bir yöntem seçtiler.

Filmin en büyük günahının olduğu bölüme geldik. Son sahne. Şu ana kadar hiçbir kitapta, filmde, ansiklopedide herhangi bir şekilde haberimiz olmayan, bilmediğimiz durum. Obscurus’un, Dumbledore’un kaybolan kardeşi çıkması. Filmin senaryosunu yazanlar da filmin kötü olduğunu anlamış olacaklar ki filmin sonuna böylesine kötü bir twist koymuşlar. Toparlanması çok zor bir işe giriştiler ve ne olacağını gerçekten merakla bekliyorum.

Umarız J.K. Rowling yaptığı hataları fark eder ve bir sonraki filmde daha güzel bir iş yapar. Böylesine mükemmel bir oyuncu kadrosu ve elinde böylesine güzel bir hikaye varken umarım her şeyi daha da kötü hale getirmez.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here