Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Dünyada insanların ortak paydada buluştuğu ve aynı düşünceleri paylaştığı bazı “ânlar” vardır. Bu bir spor müsabakası ya da bir konser olabilir. Bu durumu biraz daha abartmak isterseniz de size bambaşka bir örnek verebilirim. Mesela bir ayakkabı için saatlerce sıra beklemek. Şaşırtıcı değil mi? İnsanlar sadece bir ayakkabı için saatlerce sırada bekleyebiliyor ama almak için sırada bekledikleri ayakkabı onlar için bambaşka bir kültürü temsil ediyor. “Sneaker Kültürü”

Şu zamanlar moda dünyasının ana akımında kendine iyice yer edinen sneaker kültürü, ekonomik açıdan moda sektöründeki en büyük pazarlardan bir tanesi. Aynı zamanda bu kültür kendine sadık ve büyük bir topluluğa sahip. Üyelerine “Sneakerhead” denen bu topluluk, obsesif olarak bir nesne olan ayakkabıya bir nesneden daha fazlası gözü ile bakıyor. Onlar için sneaker (spor ayakkabıya verilen isim) bir simge, bir amaç ve bir araç niteliği taşıyor. Hatta onlar için bu sneakerlar o kadar değerli ki günlerce sıralarda beklemekten, sneaker için kavga etmekten ve birbirlerini bir sneaker için öldürmekten bile korkmuyorlar.

Peki bu alt kültür ne zamandan başladı ve ne zamandan beri bu kadar büyük bir ilgi görüyor? Bu sorunun cevabını almak için her şeyin başladığı ve ilk kez bir ayakkabının gündem edildiği bir olaya geri dönmemiz gerekiyor. 1980’in ortalarında Michael Jordan, parkeleri silip süpürüyordu. NBA’in en iyi oyuncusu olarak gösterilen MJ, bu dönemde Nike ile sponsorluk kontratı imzalamıştı ve kontrat doğrultusunda kendine özel tasarlanmış ayakkabılarla oynamaya başlamıştı. 1984 yılının 15 Eylül’ünde ise Nike kendi isimlendirmesi ile devrim niteliğinde olan Air Jordan 1’ı piyasaya sürdü. 18 Ekim’de ise çok ilginç bir olay oldu. Ayakkabının modelinde siyah ve koyu kırmızı renkler hakimdi ancak NBA’in kıyafet yönetmeliğinde ayakkabılarda ağır olan renk tonunun beyaz olması belirtildiğinden dolayı ayakkabının maçlarda giyilmesi NBA yönetimi tarafından yasaklandı. MJ ise bu durumu aldırış bile etmedi ve her maç o ayakkabıyı giydiği için para cezası yiyeceğini bilmese rağmen ayakkabıyı giymeye devam etti. Bir süre sonra Air Jordan 1 farklı colarwaylerle (renklerle) üretilmeye başlandı ancak Nike, bu durum sayesinde satış rekorları kırıyordu. Döneminin rakipleri olan Converse, Puma ve Adidas’ı sollayan Nike, sneaker konusunda bir anda zirveye oturmuştu. Aynı zamanda Nike, bu olay ile birlikte Converse ile tek tipleşen sneaker tercihleri konusunda da tüketiciler için bir seçenek haline gelmişti

Bundan hemen iki sene sonra ise ikinci büyük sneaker atağı Adidas’tan geldi. Sporcularla birlikte istediği büyük başarıyı elde edemeyen Adidas, çözümü sokakta buldu ve rap sanatçılarını tercih etti. Bu dönemde adından iyice söz ettiren ve Adidas hayranı olan bir rap grubu olan RUN D.M.C ile anlaşan Adidas, RUN D.M.C adına sınırlı sayıda ürünlerin olduğu bir koleksiyon piyasaya sürdü ve bu tercihinin meyvelerini hızlı bir şekilde topladı. İlk olarak koleksiyonla birlikte “My Adidas” isimli bir şarkı yayınlayan RUN D.M.C bu sayede Adidas’ı hızlı bir şekilde en büyük rakibi olan Nike’ın yanına yaklaştırdı. Hatta RUN D.M.C’nin Madison Square Garden konserine gelen 16.000 kişinin hepsi Adidas giyiyor ve “My Adidas” şarkısına eşlik ederken ellerinde Adidaslarını sallıyorlardı. Bu Adidas’ın başarısının tescillendiği an olarak tarihe geçti.

Öte yandan bu kültür sokak kültürünün bir parçası haline gelmişti. Rap müzik ve basketbol büyüdükçe sneakerlar da bu kültüre ait kişilere adandığından dolayı sneakerlar sokaktaki kitlelere hitap etmeye başlamıştı. Genellikle toplumdan dışlandığını hissedenlerin ait olduğunu hissettiği sokak kültürü sneakerlar ile kimlikleşmeye başladı. Bu kültüre ait olan insanlar sneaker tercihleri ile birbirini tanıyor ve toplumdan dışlanmak yerine iletişim kurarak toplumu dışlıyordu ama bir süre sonra kimsenin aklına gelmeyecek bir şey oldu. Rap müzik ve basketbol ana akıma taşındı. Bu durum büyük bir dönüm noktasıydı.

Sınırlı üretim ve kişi ile sokak kültürüne adanmış sneaker tasarımları git gide toplumda en yeni, en özel ve sınırlı üretim ayakkabı modellerinin toplanmasının amaçlandığı yeni bir algının oluşmasını sağladı. Bu algı sayesinde de sadece 1-2 markanın tekelinde olan ve çok önemli gözüyle bakılmayan sneakerlar böylece bir anda moda dünyasında yer edinmiş oldu. Günümüzde bile hala yerini sağlamlaştırarak büyümeye devam ediyor. Bir sonraki yazımızda bu konuya değineceğiz. O zamana kadar görüşmek üzere!

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here