Rage Against The Machine. Makineye Karşı Öfke. Sol görüşün, kapitalizm düşmanlığının ve anarşinin müzik dünyasındaki gelmiş geçmiş en iyi temsilcileri. Şöyle bir gerçek var ki yaptıkları müziğin tam olarak ait olduğu bir janr da bulmak mümkün değil. Thrash metal, punk rock, rap metal, hip hop gibi türlerin muhteşem bir homojen karışımı. Gerçek bir usta olan Tom Morello‘nun inanılmaz yaratıcı gitarı, Brad Wilk‘in bagetlerle yaptıkları, Tim Commerford‘un hiç alışılmadık; âdeta ben de buradayım diye bağıran bass gitarı ve tabii ki Zack de la Rocha‘nın siyasal, özgürlükçü, anarşist, anarko sosyalist sözleri… Kâğıt üzerinde bile böyle bir grup heyecan yaratmak için fazlasıyla yeterli.

Bu sıralar ikinci kez bir araya gelen grup Coachella 2020‘de headliner olarak âdeta üçüncü baharını yaşayacak. Son konserlerine 2010 Temmuz’da çıkan grup, X Factor ve Simon Cowell’a karşı yürütülen bir Facebook kampanyasıyla, 2000 yılındaki ayrılıktan sonra ilk kez bir araya gelmişlerdi.

Grup üyeleriyle ilgili saydığım bütün özellikler ve aşırı radikal olmaları bir kenara, bu grubu elit seviyeye yükselten başka bir özellikleri daha var: Henüz ilk albümlerinden ‘geldiklerini‘ belli etmeleri… Kendi isimlerini taşıyan albümü 3 Kasım 1992‘de Epic Records etiketiyle yayınladılar. Billboard Heatseekers listesinde 1 numaraya yükselen bu albümün kapağı da çok çarpıcıydı. Başkan Ngô Đình Diệm’in Budizm‘e karşı ezici baskılarından dolayı kendini ateşe vererek intihar eden Vietnamlı Budist keşiş  Thích Quảng Đức’un fotoğrafı.

10 şarkıdan oluşan albümün ilk parçası Bombtrack. Çoğu şarkıları gibi bu şarkılarında da sosyal eşitsizlikten bahsedilir. Toprak ve iktidar sahiplerinin halkı sömürdüğü ve eşitsizliğe sebep olanlardan hesap sorulacağı belirtilir. Muhteşem gitar riffleri ise Tom Morello tarafından önceki grubu Lock Up‘da çalarken bestelenmiştir.

Albümün 2. şarkısı aynı zamanda en ünlü şarkısı Killing In The Name‘dir. Polis şiddeti, kurumsal ırkçılık konularından bahseden şarkı; grubun en çok bilinen şarkısıdır. “Rozet takanlar, haç yakanlarla aynı kişiler!” diyerek, Ku Klux Klanın (KKK), polisle arasındaki ilişkiyi kasteder. KKK; siyahi karşıtı, beyaz üstünlüğünü savunan Neo-Faşist bir örgüttür. Sembolleri yanan haçtır.

Sırada 3. şarkı Take The Power Back var. İsminden de anlayabildiğimiz gibi ‘gücü geri almak’ fikri üzerine kurulu bir şarkı. Eğitim sisteminin ‘saçmalıklarına’ ve iktidarın anlamsız politikalarına karşı duran bu şarkıyı Tom Morello basit ama etkili bir gitar solosuyla çok güzel süslüyor.

Bu albümdeki kesinlikle en çok ‘gerginlik yaratan’ ve nefret dolu şarkı:Settle For Nothing”. Lirikal biçimin yanı sıra bu duyguları müzikal anlamda da hissettiriyor bu şarkı. Morello’nun en iyi eserlerinden biri.

Ölüyü diriltebilecek güçte bir şarkı, ‘gaz veren’ bir şarkı… Zack de la Rocha’dan daha iyi kimsenin seslendiremeyeceği bir şarkı. Bullet In The Head en çok vokalleriyle öne çıkıyor. Vokaller o kadar iyi ki hem Commerford’un bass gitarının hem de Morello‘nun bilerek akor dışında çaldığı gitardan ileride.

Ya standin’ in line
Believin’ the lies
Ya bowin’ down to the flag
Ya got a bullet in ya head

Know Your Enemy ismini tam olarak yansıtan bir parça. Efsane grup Tool‘un solisti Maynard James Keenan’ın da bridge bölümünü seslendirdiği bir şarkıdır. Şarkıyı çok farklı bir yere taşımıştır.

Yes I know my enemies
They’re the teachers who taught me to fight me
Compromise, conformity, assimilation, submission
Ignorance, hypocrisy, brutality, the elite
All of which are American dreams

Wake Up, FBI ve devletin ırkçı yaklaşımlarını konu alan bir şarkı. Kült olan ”The Matrix” filminde de kendine yer bulmuştur. Siyahi hareketin devlet tarafından önünün kesildiğini hatta Malcolm X ve Martin Luther King Jr. gibi isimlerin öldürülmesinde onların parmağı olduğunu bile ileri sürer. King Jr.‘ın Alabama’da yaptığı efsanevi konuşmaya da atıfta bulunan şarkıda şu sözler yer alır:

“How long, not long; because what you reap is what you sow!”

“Ne kadar uzun, çok uzun değil; çünkü ne ekersen onu biçersin!”

Tekrar eden gitar, öfkeli vokal ve inanılmaz bass yürüyüşleriyle beraber bu yüksek seviyeye artık bizleri alıştıran bir RATM şarkısı. Fistfull Of Steel müzikal platformlarda yeterince ilgi görmese de grubun en kendine has şarkılarından biri.

“Cause I know the power of the question!”

“Çünkü sorgulamanın gücünü biliyorum!”

Township Rebellion hızlı başlayan bir şarkı. Sizi peşinden sürüklerken birden vites düşürerek, süper bir gitar riff ile kafanızı sallamaya zorluyor.

Shackled our minds when we’re left on the cross
When ignorance reigns, life is lost

Sırada albümün son şarkısı var. Benim için ise albümün açık ara en iyi şarkısı. Lirikal olarak da, müzikal olarak da şarkının sonunda âdeta ”parçalayan” vokalle de benden tam puan alıyor. Bu şarkının konu aldığı olay ise American Indian Movement (Amerikan Kızılderili Hareketi) başkanlarından biri olan Leonard Peltier. Adil olmayan bir şekilde işleyen yargı sürecini anlatan klip, Peltier‘in hapisteki görüntüsüyle ve şu sözlerle sonlanıyor:

“Justice has not been done”

“Adalet yerini bulmadı”

Hiçbir şarkısının pas geçilemeyeceği bu albüm her yönüyle çok başarılı. İnsanların adalet arayışına tercüman olmasıyla, söylenemeyenleri dile getirmesiyle ve bunların hepsini müzikal anlamda hiç ama hiç ödün vermeden yapmasıyla saygıyı kesinlikle hak ediyor. Pitchfork bu albümü 9.1 olarak puanladı. Rolling Stone ise ”Gelmiş Geçiş En İyi 100 Metal Albümü” listesinde 24. sıraya yerleştirdi. Sonrasında çıkardıkları albümler ve muhteşem canlı performanslarıyla bu başarıyı taçlandıran grubun yeniden birleşiyor olması ise gerçekten çok heyecan verici. Böyle bir durum mümkün mü bilmiyorum ama umarım çok yukarı koydukları o çıtayı aşmayı başarabilirler.

 

Müzik dinlemeyi ihmal etmeyin, görüşmek üzere…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here