Yazımıza geçmeden, önceki dönemlerin modaları olan ”Yüzyıllar Boyu Moda: Rönesans” ve ”Yüzyıllar Boyu Moda: Barok” yazılarımızı okuyabilirsiniz. 

Rokoko Modası

Barok dönemi stiline karşı ortaya çıkan Rokoko modası, barok tarzına nazaran daha renkli ve daha da gösterişli denebilir. Acayipliği, asimetrisi, detayların inceliği ve hafifliği ile göze çarpar, süslü güzelliği daha fazla kumaş kullanımıyla vurgulanırdı. Kullanılan en yaygın kumaşlar; satenler, atlaslar, brokarlar, kurdelelerle yapılmış gül motifler, çift renk yansıtan ipek karışımlı tafta kumaşlar ve tipik olarak pastel gölgeler ve dantellerdir.

Kadın giysileri, taşmış dantelli ve şeritli dar kollu bedene sahipti. Sırt kısmındaki biritler ön kısma taşındı ve farklı bir hava kattı. İspanyol stilinin ağırlıkta olduğu, abartılı perukların ve saç aksesuarlarının kullanıldığı tüy detaylarla bütünleşmiş, renkli bir dönemdi diyebiliriz. İç giysiler de saç stilleri ve aksesuarlarda olduğu gibi önemli oldu. Özellikle fiyonk detayların en çok kullanıldığı dönemdir. Şapka, peruk, yelpaze, eldiven, kürklerden yapılan manşonlar, şemsiyeler, opera dürbünleri, bastonlar öne çıkan Rokoko aksesuarlarıdır. Ayakkabılar ise kare burunlu, kalın ve kaba olurdu. Ayakkabılarda statüyü ise kırmızı renkteki topuklu ayakkabılar belirledi. Kırmızı ayakkabıları sadece soylular giyerdi.

Rokoko döneminin en önemli moda ikonu, Avusturya doğumlu Marie-Antoinette (1755-1793)’dir. Terzisi Rose Berlin sayesinde giydiği kıyafetler dikkat çeker. Döneme uygun elbiseler giymeyi reddedip daha sade modellere yönelen Marie-Antoinette, ilk önce tepki alsa da sonraları takip edilmeye başlanmış ve taklit edilmiş. Korsaj ve ağır giysiler giymeyi reddetti, böylelikle ayak bileklerinde biten tarlatanlı elbiselerin moda olmasını sağladı.

Bu dönemde erkek giyimi de, kadın tarzı kadar zengin süslemeliydi; farbala, kurdele ve dantel çok kullanılırdı. Yelek kollarda olduğu gibi kısaydı. Dize kadar varan pantolonlar beyaz çoraplarla tamamlanırdı. Bu dönemin sonlarında erkek giyimi daha basit hale geldi, dantel ve farbalalar artık süslenmedi. Takviye edilmiş kenarları olan ceket, erkek gardırobunun bir demirbaşı olan smokin takıma dönüştü.

Jüpon, Rokoko döneminde ayrı bir yer aldı. Önceleri tümüyle eteğin altında kalan jüpon, 16. yüzyıl başlarında eteklerde ters “V” biçiminde bir açıklık bırakılmaya başlanınca görünür hale geldi. 19. yüzyıl başlarında ise, birbirine tutturulmuş iç içe jüponlar giyilerek eteğin kabarıklığı artırıldı. Eteği kabarık tutmak için, jüpona belden aşağı doğru sıra sıra genişleyen çember kasnakların dikilmesi, 1545′ten başlayarak İspanya’dan öteki Avrupa ülkelerine yayıldı. Kasnaklar balen, ahşap ya da telden yapılıyor ve eteğe yarım küre, koni, çan ya da fıçı görünümü verecek biçimde jüpona dikiliyordu. Eteğin bütün süslerinin ve kumaşının güzelliğini ortaya koymasına olanak veren bu moda, 1620′ye değin Avrupa saraylarının çoğunda geçerliliğini korudu.

Kaynak

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here