“yırtarak geçiyor kalbimizden
hayatı da törpüleyen zaman”

Şair Arkadaş Zekai Özger, bir yönüyle dünya edebiyatında sayılı kabul edilebilecek bir özelliğe sahipti. Sadece 25 yıllık bir hayat sürerek bir ulusun edebiyatında yer edinebilmişti. İlk yayımlanan şiiri ise arkadaşı Ömer Zafer Göktürk ile Aralık 1965’te çıkardığı “Kent 16” dergisindeki “Niye Kapalı Kapılarınız – Bulamıyoruz” du. Dergi başka sayı çıkaramadı. Soyut, Forum, Papirüs, Yordam, Dost, Yansıma dergileri ile Ulus gazetesinin kültür-sanat sayfalarında şiir ve yazıları yayımlandı. Çok genç yaşta şiirleriyle var olan Zekai Özger, bana bu yönüyle Fransız edebiyatının büyük şairi Arthur Rimbaud’yu hatırlatmıştır hep. O da şairimiz gibi çok kısa bir dönem yazmış ve adını unutulmayacaklar listesine eklemişti.

Şiirine bakacak olursak eğer, bir olayı ya da hikâyeyi anlatırdı genelde. Dil bağlamında yakın tarih şairi olmasıyla birlikte anlaşılabilir bir tarzı vardı. Çoğunlukla ya döneminin sorunlarına yoğunlaşır ya da toplum içindeki bireyin problemlerine dönük yazardı(Ölüm ve cinsellik konuları ağırlıklı olmak üzere). Döneminde yaşanan olayları bir köşeye bırakıp daha naif şiirler yazdığı da olmuştu. Bazen de kendi derdini dökerdi kâğıda. “Adak” şiirindeki dizelerinden bunu anlayabiliyoruz.

“biz üçyüz yurtseverdik
bir gün sularken çiçeklerimizi
üçbin kişilik düşman ordusu
ve onun paralı sivil askerleri
saldırdılar yurdumuza”

Annesiyle arasında çocuk yaşta başlayan çok özel bir bağ vardı. Küçük yaşta kemik hastalığına yakalandığında, aylarca hastanede birlikte kaldılar. Annesinin gösterdiği çaba, ilgi ve emek şairi çok etkiledi ve naiflik, annesinin yansıması bir sözcük oldu onun için.

sonra bir gün anneler de ölür / böcekler ve kertenkeleler  ölür / boşalır suyu havuzun kum seddi yıkılınca / sivrisinekler ve kâğıttan kayıklar ölür / sonra o gün çocuklar da ölür.

Selanik göçmeni işçi bir ailenin çocuğuydu Zekai Özger.  Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. TRT’nin Ankara bürolarında çalıştı. Cumhuriyet Dönemi şair ve yazarlarının çoğunun, ardı ardına gelişen siyasi olaylar yüzünden kendilerini bir kaosun içinde bulması kaçınılmazdı ki, şairimiz de en zor geçen zamanların birinde kendine yer bulmaya çalışıyordu. 12 Mart 1971 Muhtırası(Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur’un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir muhtıra vererek hükümetin istifaya zorlandığı askeri müdahaledir.).

ODTÜ, Hacettepe ve SBF Öğrenci yurtları birbirlerine yakın tarihlerde polisler tarafından basıldı. 24 Ocak 1971 SBF Yurt Baskını sırasında Sinan Kazım Özüdoğru, içeriye, yurtta kalanlara seslenir, “Arkadaşlar…” der, “çıkmak isteyen çıksın, kapıları kapatıyoruz.” Arkadaş Zekai Özger, çıkmayanlardandı.

Saatler boyu kolluk kuvvetlerini içeriye almamak için uğraştılar ve sekiz saatin sonunda kapılar açıldı. Sonrasında içeriye giren polisler tarafından, gözaltı esnasında işkenceye varan dayağa maruz kalan şair Arkadaş Zekai Özger, başına ağır darbeler aldı. Bu sırada 23 yaşındaydı.

Aramızdan çok erken ayrılan şairimiz,  “Ne zaman yayımlarsam yayımlayayım adı ‘Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası’ olacak!” dediği şiir kitabını yaşarken çıkaramadı. Dergi ve gazetelerde yayınlanan şiirleri daha sonra Tekin Sönmez tarafından “Şiirler” adıyla bir kitapta toplandı. İkinci basımı “Sevdadır” adıyla yapılan kitap (Mayıs Yayınları, 1984) daha sonra da bu adla yayımlanmaya devam etti. Kenan Yücel tarafından yayına hazırlanan “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası” adlı kitapla (Ve Yayınevi, Nisan 2014) şairin şiirleri gerçek adına kavuştu.

Mayıs Yayınları tarafından 1973 yılında vefat eden şair Arkadaş Z. Özger’ in anısına 1996 yılından bu yana şiir ödülü verilmektedir. Ödüle her yıl 15 Mart tarihine kadar yayımlanmamış şiir kitaplar aday gösterilebiliyor.

Yaşadığı onca işkenceye, dönemin siyasi zorunluluklarına, imkânsızlıklara rağmen şair Arkadaş Zekai Özger şiirine umudu da serpiştirmesini bildi.

“Pencere

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı

pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

Pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye

Pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır”

Kalemini siyasi tarafa çeviren döneminin şairlerine nazaran Özger, kendi dilini, kendi tavrını ortaya koyarak ayrıştı diğerlerinden. Belki de bu sayede onu hala hatırlıyoruz.

Geçmişte yaşanılan, hala yaşıyor olduğumuz ve yaşayacağımız zorluklar aklınıza geldiğinde şairin kaleme aldığı dizelerin aklınıza gelmesini umuyorum;

“pencereyi kapama
gök dolabilir içeri”

Seslendirdiğim bir de şiirini bırakıyorum buraya, şimdiden keyifli dinlemeler.

Şiir : Her Şey Tekrardır Biraz
Fon : Catherine major & le désert des solitudes

Kaynak : 1 2

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here