Million Dollar Baby kadın bir boksörü bize anlatıyor. Pek çok yan hikâyenin de bulunduğu film, baştan sona hüzün barındırmasının yanında başarı hikâyelerini de içeriyor. 2005 Amerika yapımı Million Dollar Baby, görsellik ve içerik açısından oldukça fazla rakibi olmasına karşın otuzlu yaşlarında bir kadının boks kariyeri yapmasını konu alarak diğer filmlerden oldukça ayrı bir yerde konumlanıyor. Başrollerini Clint Eastwood, Hilary Swank ve Morgan Freeman‘ın paylaşması ile ne kadar kaliteli bir yapım olduğunu önceden izleyiciye haber verir nitelikte. Ayrıca Clint Eastwood oyunculuğun yanında yapımın yönetmenliğini de üstlenerek ve harika bir dram filmi seçeneği sunuyor.

İnsanlar şiddete bayılır. Trafik kazası gördüklerinde enkazdaki cesetleri görmek için dururlar. Ama aynı insanlar boksun sevilmesinden şikâyet ederler. Ne olduğu hakkında fikirleri yoktur. Boks saygıyla alakalıdır. Kendin için sahip ol ama başkalarından uzak tut.

Frankie Dunn (Clint Eastwood) oldukça başarılı bir boks eğitmenidir. Sert bir yapısı olan Dunn, çalıştırdığı kişilerle mesafeli ve duygusuz bir antrenör gibi görünse de aslında eğittiği boksörlerin zarar görmeden en iyisi olduğunu göstermek için çabalamaktadır. Ringde olayların işleyişine yön veren Frankie, risk almayı sevmemesinden dolayı ise özellikle yakın arkadaşı ve birlikte çalıştığı Eddie Scrap-Iron Dupris (Morgan Freeman) tarafından sıkça tarafından eleştirilir. Hatta bu tutumu 8 yıldır çalıştırdığı sporcusunu kaybetmesine neden olur.

Tam bu dönemde Maggie Fitzgerald, Dunn’ın hayatına girer. Maggie, ailesinin yanından en büyük tutkusu olan boks için ayrılır. Tek başına çalışıp boks eğitimi için para biriktiren genç kadının hayatı ise göründüğünden daha zordur. Sorumsuz ve sevgisiz bir ailede büyüyün Maggie’nin bu kadar inatçı ve umutlu olmasını sağlayan ise erken yaşta kaybettiği babasıdır. Aynı zamanda başarılarıyla ailesine de destek olmak isteyen Maggie’nin boks kariyeri için yüzleşmesi gereken pek çok zorluk vardır. İlk önce para ile ilgili sorunlarını halleden Maggie, ardından yaş problemi ile karşılaşsa da boksa olan tutkusu ve yeteneği ona kendisinin bile hayal edemeyeceği başarılar getirir.

Frankie, boksun içindeki her şeyin geriye doğru tuhaf bir olay olduğunu söyler. Bazen yumruk atmanın en iyi yolu geri adım atmaktır. Ama fazla geri adım atarsan dövüşemezsin.

Frankie ve Maggie’nin ilişkisi her ikisi için de zorlu olacaktır. Frank başlarda kadın boksörlerle çalışmadığını söylese de Maggie’nin azmi onu etkilemeyi başarmış ve boksörünü yeni kaybetmiş olan eğitmen, Maggie’yi çalıştırmaya karar verir. Oldukça inatçı bir yapıya sahip olması Dunn’ı zorlasa da Maggie’ye başarıyı bu inatçılığı getirir. Kısa zamanda eğitmen sporcu ilişkisinden fazlasına sahip olurlar. Maggie’nin sağlam duruşu ve çalışkanlığı, Dunnın korumacı tutumu, ikilinin kendi hayatlarındaki boşluğu doldurma yönünde olmuş, aralarında bir baba-kız ilişkisinin gelişmesini sağlamıştır.

Maggie kısa zamanda büyük başarılara imza atar.Dunn ise kendinden beklenmeyecek adımlar atarak risk almaya başlar ve bu Maggie’nin gücünü göstermesi için büyük fırsatları beraberinde getirir. WBA Orta Siklet Şampiyonu ile karşı karşıya gelen Maggie’nin yüzüne aldığı kural dışı bir yumruk sonucu hayatı değişir. Büyük bir başarı hikâyesi için kendini adayan genç kadın, bir anda vücudunu çalışmaz halde bulur ve rehabilitasyon merkezinde solunum desteği ile yaşamak zorunda kalır. Maggie uzun çalışmaları sonucu başarılı bir sporcu olduktan sonra bu durumu kabullenemez ve çevresinde ona gerçekten değer veren tek insan olan Dunn’dan bu durumundan kurtulmak için yardım ister. Filmin duygusal tarafının zirve yaptığı bölümde, kan bağından öteye geçen gerçek bir aile ilişkisinin var olduğunu görüyoruz.

… Bir dövüşçü yapmak için her şeylerini değiştirirsin. Onlara bildikleri her şeyi unutmalarını söyleyemezsin, tamamıyla senin unutturman gerekir. 

Film boyunca büyük bir azmin hikâyesini izliyoruz. Hayata farklı yönlerden bakan insanların, beklenmedik olaylar sonucunda aynı çevrede buluşmasını sağlayan olay örgüsü ise insanda karmaşık duygular uyandırmayı başarıyor. Eddie’nin başarılarla dolu hayatından sonraki acıları ve vazgeçmişliği, başarılı bir boksçu olmak için yüreği ile savaşan Danger Barch‘ı, kızı ile iletişime geçme umudunu kaybetmeyen Frankie’yi ortak bir paydaya getirmeyi başaran film, izleyenlerde acı bir tebessüm uyandırıyor.

Her gün bir sürü insan ölüyor Frankie; yerleri paspaslıyor, bulaşıkları yıkıyor. Nihai düşünceleri ne biliyor musun? ‘Daha atışımı yapmadım’.

Oscar ödüllü film, kadın bir sporcunun hayatını beyaz perdeye taşıyarak klasik spor filmlerinden ayrılıyor. Kendi içinde de kadın bir boksçunun yerini sorgulatan film, kadınların sporun herhangi bir alanında ne kadar başarılı olabileceklerini göstermek açısından da oldukça önemli. Azim, umut, hayal kırıklığı gibi duyguları da içinde barındıran Million Dollar Baby, izleyenleri hüzünlenme noktasında bir araya getiriyor. Başrol oyuncularının her birine ayrı ayrı Oscar kazandıran film, teknik açıdan olduğu kadar duygusal açıdan da izleyiciyi tatmin ediyor. Boks temalı filmleri seven izleyicilerin kesinlikle izlemesi gereken bir film.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here