Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5913

Türkiye’deki YouTube dünyasının akıl hocası kimdir diye sorsak, pek çok kişi onun ismini söyleyecektir.

YouTube’daki Sanat, tasarım, teknoloji hikayeleri başlıklı kanalında izlediğimiz içerikler hepimizin hayat perspektifini daha iyi, daha kaliteli yapmak için yön gösterdi, hiç yoktan bir fikir verdi. Barış Özcan sanat, tasarım ve teknoloji konularını “hikaye anlatıcılığı” (storytelling) perspektifinden ele alarak farklı bir bakış sunuyor ve bunu da çok iyi yapıyor. Bugün geldiğimiz noktada; Barış Özcan, YouTube platformunda Türkiye’yi temsil eden önemli bir içerik üreticisi. YouTube’un seçtiği 12 değişim elçisi arasındaki tek Türk.

Kendisi tanınmadan önce, değerli eşi Devletşah Özcan’ın bloglarını okuyorduk. Uzun bir süreden sonra ikisi de bizim hayatlarımıza, ailelerimize kadar girip, ince dokunuşlarıyla bir şekilde bize iyi gelmeye başladılar.

Biz de Wannart – WannaGate ekibi olarak Barış Özcan ile “Falcon Heavy ile uzaya gönderilen Tesla Roadster’ de çalan Space Oddity” tadında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Herkese keyifli okumalar diliyoruz!

-Merhaba Barış Bey, ilk sorumuzla başlamak istiyorum; The Beatles – While My Guitar Gently Weeps ve Vivaldi ile ilgili videolar hazırlamıştınız, bu bağlamda en çok sevdiğiniz sanatçılar kimlerdir? Ne tarz müzikleri seviyorsunuz ve dinliyorsunuz? Hayatınızda müzik nasıl bir konumda? 

Müzik hayatımın çok önemli bir parçası. En yüksek sanat formu olduğuna inanıyorum. Dönem, tür, sanatçı ayırımı yapmadan iyi müzik dinlemeye çalışıyorum. Elektronik müzikten, klasik müziğe kadar çok geniş bir yelpazem var. Duygu durumumu değiştirebilen müzikler benim için çok önemli. Sanatçı, müzisyen ya da besteci adı vermek istemem çünkü vermeye kalkarsam en az 1000 kişilik bir liste ortaya çıkar.

-Elon Musk’ın maddi gücü sizde olsaydı ne yapardınız? Falcon Heavy ile uzaya yollanan Tesla’nın yerine siz bir şey yollayabilecek olsanız ne yollardınız? İçine yerleştireceğiniz not, müzik vb ne olurdu?

Öyle bir güce sahip olmadan konuşabilmek çok daha kolay. Büyük bir ihtimalle dünya dışına değil de içine yönelik bir şey yapardım. Muhtemelen dünyanın en ücra köşesine bile ücretsiz eğitim götürebilmenin bir yolunu arardım.

-Teknoloji ile aranızın iyi olduğunu biliyoruz ancak oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl bir oyuncusunuz? Bir oyun tasarlayacak olsanız nasıl bir oyun tasarlarsınız?

Bilgisayar/konsol oyunlarını sorduğunuzu öngörerek cevaplandırayım. Öğrencilik yıllarında oyunla aram iyiydi. Wolfenstein, Doom, Half Life, Starcraft gibi oyun tarihinin önemli kilometre taşları sayılan oyunların hepsini bitirdim. Sahibi ve yöneticisi olduğum ajansta çalışan ekibimle birlikte 2000’li yılların başında internet üzerinden oynanan bir macera oyunu da tasarladık. Büyük bir ihtimalle Türkiye’nin ilk online macera oyunuydu. Ülker sponsorluğunda yaptığımız “Alpi’nin Maceraları” adındaki bu macera oyunu 1 yıl boyunca açık kaldıktan sonra sponsorluk anlaşmamız bitince kapandı. Şimdilerde Alpi isimli bir çizgi film de yayınlanıyor galiba ama onun bizim projeyle bir ilgisi yok. O zamanki ekibimdeki yetenekli arkadaşlarım şu anda dünyanın farklı yerlerinde mobil oyunlar tasarlamaya ve geliştirmeye devam ediyor.

-Araştırma yaparken, bilgi kirliliğinden nasıl sıyrılabiliriz, bize önerebileceğiniz kaynaklar nelerdir?

Online kaynakları tararken güvenilir olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Wikipedia’dan bir konuyu araştırırken bile kullandığı kaynaklara ve referanslara bakmak lazım. Özellikle akademik yayın yapan portallar bu konuda tercih edilmeli diye düşünüyorum. Bir de eskiden olduğu gibi kütüphaneleri ve fiziksel kitapları da hatırlamak lazım. Google’dan araştırmak kadar kolay değil ama Google’la bulunamayacak bilgilere ancak bu şekilde erişilebilir.

-Stephen Hawking’in yapay zeka hakkındaki görüşleri ve öngörülerine katılıyor musunuz?

Kısmen katılıyorum. Ben teknoloji konusunda optimist biriyim. Bu konudaki hemen tüm tarafların söylediklerini, yazdıklarını takip etmeye çalışıyorum. Kötümser senaryoların farkında olmak ve biraz da endişeye kapılmak elbette gerekiyor. Ama insan beyni seviyesinde bir yapay zeka (AIG) için biraz daha vaktimiz var diye düşünüyorum.

-Blade Runner filmindeki gibi bir gelecek sizce gerçekleşecek mi? (Neden bu soruyu sorduk?)

İnsan benzeri robotlar (androidler) günün birinde mutlaka olacak. Ama bu robotların köle olarak kullanılması ve isyan edecek bir hale gelmeleri, zekanın da ötesinde bir “bilinç” gerektiriyor. Bilim henüz insan bilinci hakkında yeterince bilgi sahibi değilken bir de robotların bilinç sahibi olup olmayacaklarını şimdiden kestirebilmek biraz güç.

-Sizce teknolojinin gelebileceği en uç nokta nedir?

Bunu taş devrinde birine sorsaydık herhalde Fred Çakmaktaş’larınki gibi bir dünyayı tasvir ederdi. Ben öyle komik bir duruma düşmek istemem 🙂

-Asansörde geçen en gergin anınız neydi? (Neden bu soruyu sorduk?)

50 katlı bir binanın asansöründe 46. katta kaldığım an.

-İş görüşmenizde size sorulan en ilginç soru nedir? Siz olsanız nasıl bir soru sorardınız? (Neden bu soruyu sorduk?)

Hayatımda kendi şirketim olmayan tek bir şirkette (Adobe) çalıştım ve teklif onlardan geldi. O yüzden tüm iş görüşmelerimi işveren koltuğunda yaptım. Bu görüşmelere ön hazırlık yapmadan girdim ve iş başvurusu yapan adayı sorgulama havasından çok karşılıklı sohbet havasına sokmaya çalıştım. Gergin bir ortamda insanların kendilerini yanlış ifade edeceğini düşünüyorum. O yüzden onları rahatlatmaya ve gerçek kendilerini göstermelerine imkan vermeye çalıştım.

-En son kurduğunuz hayal neydi?

En son kendimi uzaya gönderilen Tesla’nın içindeki Spaceman olarak hayal ettim 🙂

-Geleceğe Barış Özcan adı ile tek bir video bırakma hakkınız olsaydı videonun başlığı ve konusu ne olurdu?

Nokta.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5913

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here