Yolun bitmesi, hedefine ulaşmış olmak mıdır önemli olan; yoksa yoldayken gördüklerimiz, işittiklerimiz, hissettiklerimiz daha mı önemlidir? Upuzun bir yolda yani hayatımızda durmadan birtakım hedefler koyuyoruz kendimize, birine ulaşınca bir başka hedefe koşmaya başlıyoruz. Yolu kaçırıyoruz, yolda karşılaştıklarımızı tanımadan geçiyoruz, manzaralara gözlerimizi kapatıyoruz; hayatımızı kaçırıyoruz sona koşarken.

Çoğumuzun Simyacı adlı kitabıyla tanıdığı Brezilyalı yazar Paulo Coelho da yoldan çok yolun sonunu ön plana aldı belli ki hayatının bir döneminde. Bu nedenle Coelho’nun çoğu kitabında yolda oluşu görürüz, hatta yaşarız, yolu yaşatır bize kimi zaman. Coelho okuyucuya yolun tadını çıkarmayı öğretir kitaplarının her satırında, okuyucu biraz daha farkına varır çevresinde olup bitenin. Peki bu farkındalıktan sonra okuyucu hangi noktaya taşır yazar? Farkına varmakla yetinebilir mi artık okuyucu? Yetinemez ve yetinemediği noktada bir arayışa sürüklenir. Dünyaya neden geldiğini arar, hayatını nasıl yaşadığını düşünür ve mutluluğunu sorgular. Okuyucunun gözü açılır ve o gözle dünyaya bakmaya başlar artık.

“Durmadan kendini kontrol etmekten, maskelerden, uygun davranışlardan bıkmış usanmıştı.”

Simyacı, Paulo Coelho

Veronika Ölmek İstiyor’da ölümün kıyısındaki bir kadını konu alır, Coelho. Kitabın öznesi, istediği her şeyi elde edebilecek bir kadınken yaşamına son vermeyi seçen Veronika’dır. İntihar girişiminin başarısızlığından sonra ise yepyeni bir yaşam başlar onun için. Kendini tanımaya başlar, karşılaştığı insanlara dikkat etmeye başlar. Veronika, yaşamının ucundayken başa döner. Coelho; burada yaşamı ne denli özensiz yaşadığımızı intihar, ölümle gösterir bize.

“Deliliğim devam etsin istiyorum; yaşamımı başkalarının istediği gibi değil de kendi hayallerime uygun biçimde sürdüreyim.”

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho

Piedra Irmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım’da ise Tanrı’nın kadın yüzünü keşfettirir okuyucuya Coelho. Pilar; oldukça güçlü bir kadındır, bu hayattan neler istediğini bilir, neyi başarmak istediğinin farkındadır. Ancak her şey bir anda değişir, Pilar aşık olur. Kendisinden oldukça farklı olan, geçmişten gelen bir erkeğe aşık olur. Bu aşk Pilar’ı değiştirir, hayatını hedeflerine göre yönlendirirken hayatını yaşamayı unutan Pilar aklında hiç olmayan bir yerde bulur kendini. Hayatının içinde, hedeflerinden uzaktadır ancak mutludur Pilar. Çünkü varoluşu anlam kazanmaya başlamıştır onun için.

“Yalnızca içinde bulunduğun anı yaşamaya çalış. Eskiyi anımsamak, bizden daha yaşlılara özgüdür” diyordu sevdiğim adam.

Piedra Irmağı’nın Kıyısında Oturdum ağladım, Paulo Coelho

Yukarıdakiler gibi birçok kitabı var Coelho’nun; birçok yola çıkışı, yolda oluşu var. Herkesin kitaplığında bir Coelho kitabı bulunur mutlaka, büyük ihtimalle Simyacı’dır hatta bu. Peki insanlar neden bu kadar benimser Simyacı’yı, neden yer verirler Coelho’ya hayatlarında? Coelho, herkesin ıskaladığı bir gerçeği yakalamıştır çünkü hayatta. Hayatımız akıp gider, her anı sıkı sıkı tutmaya gücümüz yetmez. Her an bir deneyimdir ve hayatımız bu deneyimlerden oluşur. Coelho bu anları yakalamamız gerektiğini söyler bize kitaplarında. Endülüslü çoban yakalamasaydı anı, yola çıkmasaydı ulaşamazdı hazineye. Endülüslü çobanın hazinesi, bizim gerçekliğimizde hayatımızdır. Coelho söyler bize kaçıp giden hayatı yakalamak için yola çıkmayı, yolda olmanın tadını çıkarmayı. Farkına varırız hayatın Coelho’yla ve her şey değişmiştir artık. Eski gözlerle bakamayız dünyaya, eski “ben” değilizdir artık. Coelho’nun kalemi değdikten sonra zihnimize; yolun izini süreriz, kendimizi tanırız, hayatımızın ve kaderimizin tadını çıkarırız.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here