Bu sene şüphesiz izleyen hemen herkesin beğenisini alan, yönetmen koltuğunda Matt Ross’un oturduğu başrolde Viggo Mortensen’in olduğu Kaptan Fantastik  genel hatlarıyla bir yol, doğa ve sistem eleştiri filmi.

 

Ailecek her sabah sporlarını ve yogalarını yapıyorlar.

Ezberci ve yetersiz eğitim sistemini reddeten bir anne ve babanın çoçuklarıyla birlikte bir dağ evine yerleşmesi ve çocuklarını toplumdan tamamen izole bir şekilde yetiştirmesini ele alan filmde çok farklı bir aile görüyoruz. Spordan müziğe, edebiyattan avlanmaya kadar hemen her şeyde uzmanlaşan ve çocuklarını küçük yaştan her koşula alıştıran bir anne baba. Yaşlarına göre herkes üstüne düşeni yapıyor. Yemek yaparken de temizlik yaparken de müzik yaparken de ve aklınıza gelecek her şeyde. Ve öyle bir baba düşünün ki çocuklarından hiçbir şey saklamıyor. Örneğin, anne ölüyor ve baba bunu çocuklara alıştıra alıştıra söylemek yerine direkt söylemeyi seçiyor. Ayrıca başka bir sahnede ise küçük kızına cinselliği onun anlayabileceği netlikte açıklıyor.

Annenin ölümüyle sistem ister istemez aksamaya başlıyor. Burada filmin seyri değişiyor çünkü ortada bir cenaze meselesi var. Annenin ailesi, cenazenin kendi inançları doğrultusunda kilisede yapılmasını ve gömülmesini istiyor fakat aslında annenin vasiyetinde tamamen farklı bir cenaze var. Anne herhangi bir dine mensup değil ve vasiyetinde nasıl bir cenaze töreni istediğini açıkça belirtiyor. Baba ve çocukları da bunun mücadelesini veriyor.

 

Finalde ise her iki taraf da kendi isteğinden tamamen feragat etmese de ortayı buluyorlar ve tekrar bir düzen içerisinde yaşamlarına devam ediyorlar.

Matt Ross’un dünya prömiyerine Sundance Film Festivali’nde yapan filmi hemen sonrasında gösterildiği Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde ” En İyi Yönetmen”, Seattle Film Festivali’nde ise “En İyi Film” ödülünü kazandı.