Sunflower (Ay Çiçeği), İtalyan sinemasının önemli yönetmenlerinden Vittorio De Sica’nın, 1970 yapımlı filmidir. Filmin başrollerini Sophia Loren ve Marcello Mastroianni paylaşmaktadır.

Film, iki farklı zaman diliminde geçer. Giovanna (Sophia Loren), kocası 2. Dünya Savaşı’nda Rus cephesine gitmiş bir kadındır. Giovanna seneler geçmiş olsa da kocası Antonio’yu (Marcello Mastroianni) beklemektedir. Savaşın bittiği haberini aldığı günden bu yana, savaştan dönenlere Antonio’nun fotoğrafını göstererek ondan bir iz aramaktadır. Bir gün tren istasyonunda, savaştan yeni dönmüş bir askere rastlar. Asker Antonio’yı tanır, ancak ona en son ne olduğunu bilmediğini söyler. Bunun üzerine Giovanna, kocası Antonio’yu bulmak için Rusya’ya gitme kararı alır.

Filmin diğer zaman dilimi, Antonio ve Giovanna’nın nasıl tanıştıklarını ve nasıl evlendiklerini konu edinir. Film, bu iki zaman diliminin bir bölümünde komedi ağırlıklı ilerlerken, ikinci zaman diliminde bir trajediyi anlatır.

Giovanna, Rusya’da Antonio’yu bulduğunda, onun bir başkasıyla evlendiğini ve çocuk sahibi olduğunu görür. Bu karşılaşma, senelerdir kocasını bekleyen kadın için büyük bir yıkım olur. Giovanna, Antonio ile tek bir kelime etmeden, trene atlayıp İtalya’ya geri döner. Antonio bu karşılaşmayı atlatamamıştır ve annesini bahane ederek Giovanna’yu görmek üzere İtalya’ya gider. Antonio’nun karısı Mascia, Antonio’nun Giovanna’yı görmeye gittiğini bildiği halde ona karşı koymaz. Mascia, savaş zamanında Antonio’yu, karlar içinde donmak üzereyken bulmuş, hafızasını kaybeden bu adama bakmış ve onu hayata döndürmüştür. Ancak Antonio’nun kalbinin kendisine ait olmadığını da bilmektedir.

Giovanna ve Antonio’nun ikinci yüzleşmeleri Antonio’nun İtalya’ya dönüşüyle olur ve iki eski aşık, bu yüzleşmede her şeyi konuşurlar. Antonio’nun İtalya’ya yıllar sonra döndüğü bu sahnelerde ayrıntılı işlenmemiş olsa da, toplumun yapısı, ülkenin durumu, işçilerin grev nedeniyle çalışmamaları gibi noktalara diyaloglarla değinir yönetmen. Vittori De Sica’nın filmlerinde, ana hikayenin arkasındaki unsurlar, genelde bu gibi toplumsal gözlemlerle süslenir.

Film, aşk teması ana eksenine oturmuş olsa da, İkinci Dünya Savaşı’nı ve savaşın insanlara neler kaybettirebileceğini gözler önüne serer. Rusya’ya savaşmaya gelen askerlerin İtalya’ya dönmediklerini, adeta ülkelerini kendi adlarına gömdüklerini izleriz. Antonio da bunlardan biridir. Ülkesine geri dönmeye cesaret edememiştir.

Yabancı topraklarda ölen askerlerin mezarları gösterilirken, bir insanın son nefesini, belki de bir hiç uğruna, bilmediği topraklarda vermesini sorgular yönetmen. Öyle ki, aileleri, onların ölü ya da diri olduklarından dahi bihaberdirler.

Filmin bir sahnesinde, Rusya’da kocasını arayan Giovanna’yı güneş çiçekleri tarlasına götürürler. Bu sahnede, civardaki köylü kadın şunları anlatır: “Burada yatanlar İtalyan askerleriyle Rus sivilleri. Almanlar, onlara kendi mezarlarını kazdırmış. Her güneş çiçeği, her ağaç, her tahıl tarlası; İtalyan, Rus, Alman askerlerinin cesetlerini örtüyor. Rus köylülerinin, Rus kadınlarının, yaşlılarının, çocuklarının cesetlerini de.” Film ismini, savaşta can verenlerin düştüğü bu topraklarda yeşeren güneş çiçeklerinden alır.

Bir diğer etkileyici sahne ise, Antonio’nun kamyonun arkasında giderken, önünden geçen cenazeye baktığı sahnedir. Yönetmen bu görüntüyü, Antonio’nun, Giovanna’yla seneler sonra ilk kez, tren istasyonunda karşılaştığı sahneyle keser. Bu sahneler peşi sıra kurgulanırken, fonda cenaze marşı çalmaktadır. Kurgu öyle derin bir anlatımı gerçekleştirir ki, bu sahne, Antonio’nun Giovanna için, o gün Antonio’nun yeni karısını ve kızını görmesiyle, bunca zaman öldüğüne inanmadığı halde tren istasyonunda karşısına çıktığı o an, ölmüş olmasını anlatır.

Filmin müziklerine gelince, tamamı Henry Macini tarafından bestelenmiştir. Jenerik müziği yeşilçam filmlerinin çoğunda kullanıldığı için birçoğumuza tanıdık gelecektir. Müzikler o kadar başarılıdır ki, filmin ruhuna kapılmamızı kolaylaştırdığı gibi, filmin duygusunu giymemize de katkıda bulunur. Bu yönüyle gayet işlevseldir. Öyle ki, filmin tek Oscar adaylığı da bu daldadır.

Jenerik Müziği:

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here