Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

The Shape of Water (2017), bu yıl düzenlenen 90. Oscar törenine, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dalında kazandığı ödüllerle adını kazıdı. Biz de filmin yönetmeni, senaristi ve yapımcısı olan Guillermo del Toro‘yu bu yazımızda mercek altına aldık.

Usta yönetmeni kendine has korku ögeleriyle, bizi alıp götürdüğü bambaşka evrenlere ait fantastik hikayeleriyle tanıyoruz. Renkleri ustalıkla kullanan ve görselliği ön plana çıkaran del Toro, filmleri ile farklı dünyaların kapısını aralıyor bizlere.

O zaman başlayalım hadi! Karşınızda yılın yönetmeni, Guillermo del Toro.

Kişisel Hayatı

9 Ekim 1964 yılında, Meksika’da, Jalisco Eyaletinin başkenti olan Guadalajara’da dünyaya gelen del Toro, koyu bir Katolik olan büyük annesi tarafından yetiştirildi. Belki de bunun tesiri ile filmlerinde dini sembollere çokça rastlamaktayız. Henüz 8 yaşında babasının kamerasıyla kısa filmler çeken yönetmen, Instituto de Ciencas‘da eğitim aldı. 21 yaşında Dona Herlinda and Her Son (1986) filmi ile ilk film prodüksiyonunu yaptı.

“Canavarları seviyorum. Canavarlar benim için gerçek…” sözlerini söyleyen yönetmenin filmlerindeki ilginç yaratıklar da bunun bir delili. The Exorcist filminin makyaj artisti Dick Smith‘ten ders alan yönetmen, toplamda 10 yıl makyaj üzerine çalıştı ve 80’li yıllarda Necropia isimli bir şirket kurdu.

1986 yılında Lorenzo Newton ile hayatını birleştiren del Toro’nun bu evlilikten 2 çocuğu oldu. 1998 yılında Meksika’da babasının kaçırılmasıyla yüklü bir fidye ödeyen ünlü yönetmen, olayın ardından ailesiyle birlikte Amerika’ya taşındı.

Ünlü yönetmenin filmler ile çizgi romanlar üzerine bir koleksiyonu var ve koleksiyonu o denli büyük ki bunun için ayrı bir evi bulunuyor. Kendisi gibi Meksikalı olan Alfonso Cuarón ve Alejandro González Iñárritu gibi usta yönetmenler ile yakın arkadaş. Üçlü sık sık birbirine filmler konusunda yardımcı oluyor.

Kariyeri ve Filmleri

Del Toro, 1993 yılında Cronos isimli uzun metraj filmini çekerek kendi ülkesi olan Meksika’da ilgileri üzerine çekti. Cannes Film Festivali’nde Eleştirmen Ödülü alan Cronos (1993) için del Toro’nun dünya sinemasına attığı ilk adım diyebiliriz. Bir sonraki adım ise Hollywood’a giriş yaptığı Mimic (1997) filmiydi. Bu filminde Hollywood stüdyoları ile çalışan yönetmen yaşadığı zorlukların ardından Meksika’ya dönerek kendi prodüksiyon firmasını kurdu: The Tequila Gang.

Şekil değiştiren mutant böceklerin New York’a dehşet saçtığı Mimic (1997) filminin ardından çektiği The Devil’s Backbone (2001), İspanyol İç Savaşı esnasında yetim kalan bir erkek çocuğun yetimhanede yaşadıklarını anlatıyor. Korku ögelerinin başarıyla kullanıldığı bu hayaletli hikaye için Pan’s Labyrinth (2006) hazırlığı da denebilir.

Tarzını yavaşça oturtan yönetmen, 2002 yılında bir çizgi roman uyarlaması olan Blade 2 filmini çekti. Bir sonraki filmi merakla beklenirken ismi bir sürü farklı proje için geçiyordu. H.P. Lovecraft‘ın ürpertici hikayesi At the Mountains of Madness’i filme alacağı söylense de del Toro, yeni bir çizgi roman uyarlamasıyla döndü ve insanların tarafında yer alarak şeytani güçlere karşı savaşan bir şeytanın hikayesini anlatan Hellboy (2004) filmini çekti. Neredeyse 7 yıl boyunca filmin başrolünde Ron Perlman‘in olması için ısrar eden ve başka bir aktörü istemeyen del Toro isteğini kabul ettirerek Perlman’e Hellboy karakterini verdi.

Del Toro’nun bir sonraki projesi Pan’s Labyrinth (2006) uzun zamandır süregelen bir hazırlık sürecinin ardından izleyiciye kavuştu. Yönetmenin ustalık eseri olarak adlandırabileceğimiz bu film bize, hayal gücüyle baş başa bir kızın masalsı hikayesini anlatıyor. Film İspanyol İç Savaşı’nı ve dönemin sert koşullarını yüzümüze vururcasına anlatırken başroldeki küçük kız Ofelia, bir faunla tanışarak kendine bir çıkış kapısı buluyor. Yetişkinler için adeta bir masal niteliği taşıyan film, 3 dalda Oscar almasının yanı sıra Cannes’da gösterimi sonrası 22 dakika ayakta alkışlandı.

2008 yılında Hellboy filminin devamını çeken yönetmen 2013 yılında Pacific Rim filmini vizyona soktu. Aynı sıralarda Hobbit serisinin senaristliği de ona emanet edilmişti. Crimson Peak (2015) ile karanlık temasına geri dönen del Toro, filmde hayaletli bir aile trajedisini anlatıyor.

2017 yılında ise The Shape of Water ile muhteşem bir dönüş yaptı ve yıla damgasını vurdu. Hellboy (2004) filminde Abe Sapien, Crimson Peak (2015) filminde Lady Sharpe, Pan’s Labyrinth (2006) filminde Pan ile soluk tenli adamı canlandıran Doug Jones bu defa da filmin başrolündeki yaratığa hayat verdi.

Del Toro’nun renklerine ve görüntü hakimiyetine değinmiştik, filmlerinden birkaç sahne ile bunu örnekleyelim istedik.

Hellboy II : The Golden Army (2008)
Shape of Water (2017)
Pan’s Labyrinth (2006)
Crimson Peak (2015)

Del Toro’nun filmleri için yapmış olduğu çizimler de var.

Daha pek çok şey söylenebilir Guillermo del Toro hakkında ama yazımızı burada noktalıyoruz. Henüz izlemediyseniz bu yetenekli yönetmenin filmlerine bir göz atmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

The Shape of Water (2017) hakkındaki yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here