‘‘Var oldukça dünya, bu ruh özgürleşmeli, onlara bu son durak, bana hareket vakti!’’

Batu Akdeniz’i hiçbir şarkısını ve kim olduğunu bilmeden Kadıköy Sahne konserinde arkadaşlarım sayesinde tanıdım. Şarkısını bilmediğin bir insanın konserinde rahat hissetmek ve keyif alabilmek zordur; çünkü eşlik edemezsin, bir yerden sonra ortamdan koparsın ya da kaçarsın. Konserinin sonuna kadar fark etmeden kaldım ve çıktığımda “Hayat Böyle” söylüyordum. Nasıl tiyatro insanı bir hikayeye dahil eder ve izledikten sonra da hayatın bir kesitine şahit olmuş gibi hissederseniz, konserden tam olarak öyle bir hisle çıktım. Sahnede kendisi kadar yetenekli sahne arkadaşlarıyla kendi parçalarının yanı sıra efsane cover’lar da söyleyen bu başarılı sanatçının bir konserine denk gelirseniz kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ederim!

 1. İlk olarak seni tanımayan Wannart okurları için bir cümleyle “Batu Akdeniz” kim?

Merhaba ben Batu, 20 yıldır yüksek sesle şarkı söylüyorum, 26 yaşındayım.

 2. Önce “Hayat Böyle” dedin ve bir albüm geldi 2018’de. Sonra 2019 Şubat’ta “Yanlış Biriyle Doğru Hikaye”, 2019 Temmuz’da “Hareket Vakti” geldi ve gelelim yeni single “Vuruldum”a.  Şarkılarının isimleriyle bize bir hikaye anlatıyor gibisin. Eski yazılmış şarkılar arşivinden mi geliyor, yoksa sıralama bir hikayeye mi gidiyor?  Özellikle  yeni single Vuruldum’un hikayesi nedir?

Çok güzel bir soru! Aslında çoğu, son yıllarda yaşadığım hayatın dışa vurumu olsa gerek. ‘‘Hareket Vakti’’ şu ana kadarki mücadelemin ve gördüğüm mücadelelerin marşı diyebilirim. ‘‘Hayat Böyle’’ bunun biraz daha kırılgan bir anlatımıydı, ‘‘Hareket Vakti’’ daha öfkeli. ‘‘Yanlış Biriyle Doğru Hikaye’’ benim bulduğum bir tabir. Shakespeare’in ‘‘Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup buna aşk diyorsunuz.’’ sözüne bir atıf. “Ne kadar da doğru demiş!” diyip şarkısını yaptım. ‘‘Vuruldum’’ 2 sene önce yazdığım ilk Türkçe parçaydı. O dönemde kendi ilişkimde yaşadığım bir hezeyanım sonucu yazıldı. Çok heyecanlıydım ve hayal kırıklıklarım da doğal olarak o boyutta büyük oluyordu. ‘‘Vurulmuş’’ hissettim. Sonra mırıldanmaya başladım ‘‘vuruldum, vuruldum’’ diye. İşte her şey böyle başladı.

 “Bir çentik daha, kalbimin duvarına. Oysa farklıydın o insanlardan, gelmiştin o rüyalardan. Vuruldum!”

3. “Vuruldum” şarkısında senin şarkılarında hiç görmediğimiz yaylı enstrümanları da duyuyoruz. Bu şarkıya özel mi?

Ben tam bir Brit-rock aşığıyım ve yaylıları şarkılarımda kullanmayı çok seviyorum. Aslında ilk EP’deki “Gel Benimle’’ isimli parçada da yaylılar vardı ama insanlar akustiğine daha aşina olabilir. Bu albümde çok daha fazla yaylı kullandık. Belki de müziğe koroda başlamam bu eğilimimi kamçılıyordur. Albümde daha da fazlasını duyacaksınız.

4. Sahnede vokal tekniğin, sesini kullanma tarzın kendinden baya emin. Geniş bir ses aralığın var ve tertemiz bir ses rengi. Hani erkek vokallerde tizlerde tedirgin olursun “Çıkabilecek mi, hadi bakalım.” gerginliği olur. Seni dinlerken fark etmiyoruz bile tiz olduğunu. Bu vokal tekniği, ses rengi dinledikçe mi oluştu?

Öncelikle çok teşekkür ederim. 6 yaşında koroda şarkı söyleyerek başladım müziğe. Lisede sesim berbattı ve koroda söylediğim tarzın, öğrendiğim tekniğin tam tersi bir şekilde şarkı söylemeye çalışıyordum. Çok fazla vokalist dinledim o dönem ve sanırım istemeden ya da isteyerek yaptıkları her şeyi inceleyip kulağıma kazımış olmalıyım. Hepsinden ufak bir şeyler kaptım ve sesim oturmaya başladığında bunları kullanmaya başladım. Myles Kennedy, Steve Perry, Bon Jovi, Paul Rodgers, Chris Cornell, Robbie Williams, James Walsh, Scott Weiland,… diye giden bir listem var. Çok fazla favori vokalistim var ama söylerken kendim olmayı seviyorum. Mutlaka bu isimleri andıran anlarım da oluyordur -ki böyle yorumlar alıyorum- özellikle İngilizce söylerken. Bu da çok normal çünkü eğer bir vokalistseniz birilerinden bir şekilde etkilenmiş olmak durumundasınız.

5. Rock’n roll diyoruz ama sözlerde felsefi bir aşık var sanki. Mesela ‘‘Kendine geldin kendinden çıktın bak, yine nereye vardın?‘‘ derin anlamlar içeren bir söz değil mi? Bulunduğun toprakların etkisi mi, okudukların mı, yoksa direk var oluşundan gelen bir şey mi?

Böyle düşünmene çok sevindim. İnan bana bilmiyorum. Beni Heavy Sky ile İngilizce bestelerimle tanıyanlar da ilk kez dinleyenler de şarkı sözlerim için çok güzel yorumlar yaptılar ve bu benim için inanılmaz bir rahatlamaydı. Çünkü Türkçe yazıp söylemek, yıllarca İngilizce yazıp söyledikten sonra çok daha büyük bir sorumluluk ve yüktü. Kelime oyunlarını kullanmayı seviyorum ama benim için en önemlisi sözlerin müzikle dans etmesi. Belirli bir formülüm yok, sadece yaşadıklarımdan ve gördüklerimden etkilenmeye çalışıyorum. Hayatın ta kendisine dalıp bulup çıkarmaya çalışıyorum sözlerimi.

6. Rock’n Roll’un Türkiye’de iyice geri planda kaldığı, rap müziğin listeleri doldurduğu bir dönemden geçiyoruz. Senin şarkılarında oluşan Rock’n Roll ruhu seni nerede etkiledi, nasıl başladı? Rap ve elektronik müzik gibi denemek istediğin yeni tarzlar var mı?

Gerçek şu ki rock’n roll üretimsel ve ticari anlamda hiçbir zaman ön planda olmadı bu topraklarda. Rap müziğin yükselişi ise kabuğunda olan rock’n roll için bir fırsat ve motivasyon kaynağı olmalı, olabilmeli bence. 10 yaşımda NR1’da Bon Jovi’nin It’s My Life’ını dinlediğimden beri benim için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Dünya’da benim için 2 farklı müzik tarzı var. Biri iyi müzik, diğeri kötü müzik. Rap’ten bahsettin; Eminem’in Till I Collapse’ini kaç bin kere dinledim bilmiyorum. Şimdi ben rock’n roll seviyorum diye rap müziği mi kötüleyeceğim? İlk albümümün tarzını sorduklarında ‘‘Elektriklenmiş Rock’n Roll’’ dedim çünkü çok fazla synthesizer vardı. ‘‘Yanlış Biriyle Doğru Hikaye’’de de yoğun şekilde kullandık özellikle. Ben -özünü kaybetmediği sürece- tarzların birbiriyle etkileşimde olması ve iç içe geçmeleriyle ilgili hiçbir negatif düşünce beslemiyorum ve çok eğlenceli buluyorum. Lady Gaga çok fazla rock grubundan daha rock bence.

“Umut var içimde ama bela hep peşimde, akordsuz kalbimin çaldığı şarkım haricinde, elimde bir canım var o da çok can yakar bilirsin, bilirsin.’’

 “Sokakları dolduran boş insanlar, düşünmez dinlemez boş yaparlar. Basıp geçtikleri kaldırımlar, gülerler her şeyin farkındalar.”

8. Müzik sektöründe de hızlı tüketim nedeniyle en eski isimler bile albümü bırakıp tekli yayıncılığına geçti. Sen bir tekli sonrası EP ile güzel bir dinlenme elde ettin. Bekliyor muydun?

Güzel bir şeyler olacağından emindim ama boyutu hakkında fikrim yoktu. Heavy Sky ile yaptığımız Türkiye’de yaşayan 100 kişiden 95’ine hitap etmiyordu ama kalan beş kişi de tam anlamıyla bayılıyordu. Bu kez bu istatistiği değiştirebileceğimi biliyordum, çünkü yaptığım şey en başta Türkçe’ydi, hani Türkiye’de yaşayan insanların ana dili olan Türkçe.. Albüm en başından beri planlanmış bir şey değildi ama elimde birden fazla nefret edilmeyecek şarkı olduğunu görünce “Bunu bir EP haline getirelim.’’ dedik. Ekim 2018’den beri, yani EP yayınlandığından beri olanlar; hepsi beni çok mutlu etti ve daha fazlası için motive etti, ediyor. Hiç tanımadığım insanların hayatlarına dokunabilmeye başladığımı hissediyorum ve bu çok acayip bir şey. Bir müzisyen daha ne isteyebilir? Bu güzel bir gidişat. Çok mutluyum.

”Aşk hastalıklı bir duygu zaten kendi başına, o parça üstüne hastalıklı bir aşkı anlatıyor.”

9. Diğer şarkılarına göre altyapısı farklı olan “Yanlış Biriyle Doğru Hikaye” teklin en çok dinlenen şarkın oldu. Bu dinlenme alt yapının etkisi mi, yoksa yanlış biriyle doğru hikayesi olan çok kişi mi varmış sence?

Buna şaşırdığımı söyleyemem. Dinleyici bu jargonu çok sevdi ve evet haklısın; herkesin yanlış biriyle doğru bir hikayesi oldu, oluyor ve olacak. Aşk hastalıklı bir duygu zaten kendi başına, o parça üstüne hastalıklı bir aşkı anlatıyor. Aleyna’yla sonradan kaydettiğimiz akustik versiyonu elektrik versiyonundan daha çok dinlendi yani bunun kullanılan enstrümanla, tarzla bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Anlattığım, anlatmaya çalıştığım şey herkesin en az bir kez deneyimlediği bir şey olduğu için insanlara çok çabuk geçti. Biliyor musun, o parçayı ilk olarak “Away’’ ismiyle İngilizce sözlerle yazdım ve normalde ilk EP’de “Away’’ de olacaktı, 2 versiyon şeklinde. Sonra bundan vazgeçtim. Ve en zoru; bütün o İngilizce sözleri unutup baştan Türkçe söz yazmaktı, çünkü yazdığım vokal melodisi İngilizce sözler üzerineydi. Tam bir kabustu ama bir şekilde “Yanlış Biriyle Doğru Hikaye’’, yazmaktan en gurur duyduğum ve en bilinen şarkılarımdan biri haline geldi. Sanırım altından kalkmayı başardım.

10. Youtube yayıncılığına ne zaman başladın? Cover’ların devamı gelecek mi?

2012 yılında Karl Golden diye bir Youtube gitaristinin “Vokalist aranıyor’’ ilanına “Aradığın vokalist benim!’’ diye bir cevap attım ve hepsi böyle başladı. Bir sürü şarkı kaydettik. Öncesinde çok ufak kendi çapımda akustik cover’lar yapıyordum. Sonra Karl ile işleri ilerletip Paris’te birlikte konser bile verdik. Kendisi de zaten Youtube fenomenine dönüştü. Bunun dışında fırsatım oldukça beni etkileyen, bana dokunan şarkılara cover’lar yapmayı seviyorum. Kendi müziğimin hep önde gitmesini istiyorum ama bundan da büyük keyif aldığım için arada yapmaya devam edeceğim.

 

13. Bizi 2020’de Batu Akdeniz dünyasından neler bekliyor? Müzik kariyerindeki hedefler neler?

Cebimde çok fazla şarkım var; son bir yıl, yani Türkçe müzik yaptığım ilk yılım benim için çok çılgınca geçti ve olan her şeyden inanılmaz mutluyum. Çok daha fazla insanın evine ve kalbine girmek isterim, şarkılarımı olabildiğince fazla insanla paylaşmak ve duygularımı ifade etmek isterim. Daha fazla insana dokunabilmek istiyorum özetle. Hemen ardından yurtdışı planlarım var. Amerika ya da İngiltere’de müzik yapmadan ölmek istemiyorum. Bununla ilgili birkaç güzel gelişme var ama henüz konuşmak için çok erken.

“GERİSİNİ SEN TAMAMLA!”

En son gittiğin konser; sanırım en son Tom Odell’in İstanbul konserine gittim.

En son gittiğin film; Büyük bir Batman fanı olarak, Joker.

En motive eden şarkı; Slash – Boulevard of Broken Hearts

Marşım dediğin şarkı; Onlarca var, şu sıra Foo Fighters – Bridge Burning

En hüzünlendiğin şarkı; Yüzlerce var…Şu sıra Rialto – Monday Morning 5:19

En beğendiğin klip; Kasabian – Stevie ya da Bon Jovi – It’s My Life diyeceğim. Yakup – Platonik de ilk 10’umdadır.

En sevdiğin albüm; Bana ayırabileceğiniz 4-5 sayfanız daha var mı?

En sevdiğin kadın vokal; Lana Del Rey diyesim geldi. Kendisine olan yoğun duygularımla hiçbir ilişkisi yok.

En sevdiğin erkek vokal; Çok zor bir soru. Steve Perry, Myles Kennedy ve Chris Cornell’i ilk 3’üme alıyorum şimdilik.

En sevdiğin Instagram hesabı; Hoşlandığım kızın Instagram hesabı.

En sevdiğin youtube kanalı; Educatedear inanılmaz iyi. Batesmotelpro ve The Lonely Island’a çok gülüyorum. Evet Youtube’u daha çok “goygoy” için kullanıyorum. (Bazen de Fenerbahçe’nin 2008’deki Şampiyonlar Ligi gollerini izlemek için.)

En son okuduğun kitap; Şu an John Green’in Aynı Yıldızın Altında isimli kitabını okuyorum. Sonunda ağlayacağımı hissediyorum ve kendimi hazırlıyorum. Lütfen bir şey söyleme.

En beğendiğin film; Toy Story üçlemesinin çok büyük bir hayranıyım. Oyuncaklarla dostluğu, sevgiyi bu kadar güzel anlatmaları beni hep çok etkilemiştir.

En sevdiğin yerli grup; Redd’i çok severim.

En sevdiğin yabancı grup; Of, bu nasıl bir soru böyle? “Anneni mi daha çok seviyorsun, yoksa babanı mı?’’ gibi…

En çok seyahet etmek istediğin yer; Muscle Shoals Stüdyoları, Alabama. Efsane rock kayıtlarının yapıldığı yer.

En çok beğendiğin şehir; Ankara. Hadi, beni linç edin İstanbullular…

En son aldığın şey; indirimle kaban aldım yeni.

En sevdiğin dizi; LOST

En sevdiğin ‘ben’ aktivitesi; Evde tek başına hüzünlü şarkılar dinleyip deşarj olmak.

En daraldığın anda dediğin şey; Çoğu burada söyleyemeyeceğim şeyler ama genelde ‘‘Bu ne abi ya?’’.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here