2017’de Oscar’da “Get Out” ile elde ettiği başarının ardından Jordan Peele’in, 2019’da gösterime giren ve başrollerinde Oscar’lı oyuncu Lupita Nyong’o ve son zamanlarda adını sıkça duyuran Elisabeth Moss’un bulunduğu korku/gerilim türündeki filmi “Us”.  Film, yönetmenin gerilim türünde başarılı olduğu ve bu başarısına devam edeceğini kanıtlar nitelikte bir yapım olmuş gibi gözüküyor. Get Out’ta baştan sona verilen rahatsız edici gerilim havası çok benzer bir şekilde bu filmde de verilmiş yani seyircinin gerilim filminden isteğini karşılayacağını garantilemiş.

Film, küçük bir kız çocuğunun küçükken yaşadığı travmanın bir kısmını seyirciye göstererek başlıyor. Filmin sonuna geldiğinizde bu sahnenin çok kritik bir noktada kesildiğini ve sahneyi izlerken seyircinin fark etmeyeceği şekilde zekice kurgulandığını anlıyoruz. Kamera açısının kızın boyunda olup onu arkadan takip etmesi, etrafında yaşananların yarattığı gergin atmosfer, kızın donuk tavırları ve travmanın gösterildiği sahnelerde görüntü ve kompozisyon akılda kalıcı ve son derece başarılı olmuş.

Film bu sahneden sonra gerilim filmlerinde alıştığımız şekilde arabayla yeni evlerine seyahat eden mutlu aile tablosuna dönüyor. Arada geçmişten gösterilen sahnelerle gördüğümüz ailedeki annenin, o küçük kız olduğunu ve panayırda girdiği çadırda kendisini gördükten sonra yaşadığı travmaya bağlı olarak konuşmayı bıraktığını ama günümüzde bir sorunu olmadığını ve ailesi ile birlikte mutlu olduğunu görüyoruz. Kocasının sahile inmeleri için ısrar ettiği sahnede de ailecek tatile gittikleri yerin küçükken kızın ve ailesinin gittiği panayırla aynı yer olduğunu anlıyoruz. Sahilde, ailenin küçük oğlu filmin başındaki kızın kaybolma sahnesine benzer şekilde tek başına ailesinden uzaklaşmaya başlıyor ve kamera benzer bir açıyla onu takip ederek benzer bir gerilim yaratıyor ve baştaki sahneye selam gönderiliyor.

Film, ailenin evlerinin girişinde siluet olarak onları andıran ve kıpırdamadan el ele tutuşarak onlara doğru bakan bir başka aile görmeleriyle beklenmedik bir hızla hareketleniyor. Dışarıdaki aile bireylerinin dağılıp farklı yerlerden eve girmeye çalıştıkları sahneler, kişinin konfor alanına yapılan saldırı sahnelerinin genelinde yaşattığı gibi seyirciyi son derece gergin ve rahatsız hissettirecek şekilde başarıyla kurgulanmış. Bu noktadan sonra filmin sonundaki her şeyin açıklandığı sahneye kadar The Purge tadında kovalamaca sahneleri izliyoruz. Arkadaşlarının evine de onların bir benzerlerinin geldiğini gördükten sonra filmde ara sıra sorgulamaya başlayacağımız bazı mantık hataları da ortaya çıkmaya başlıyor. Herkesin bir kopyası varsa ve bunlar aynı anda saldırmayı bekledilerse neden filmin başında kızın başına gelen karşılaşmanın yaşandığı yere geri dönmeleri detayı işleniyor? 

Bir film klişesi olarak ailedeki herkes düşmanlarını zekice alt etmeye çalışırken baba burada çok yetersiz kalıyor ve sık sık espri yapmaya çalışması da bir yerden sonra göze rahatsız edici gelmeye başlıyor. Baştan itibaren annenin içindeki korku ve anne karakteri ne kadar iyi işlendiyse baba da bir o kadar basit bir karakter olarak fazla zayıf ve klişe kalıyor.

Sona kadar yaşanan kovalamacanın ve şiddet dolu sahnelerin arasında annenin “gölge” halinin anlattığına göre herkesin aşağı dünyada yaşayan, acı çeken ve insanların her yaptığını benzer bir şekilde taklit eden bir gölgesinin olduğunu öğreniyoruz. Tam burada yaratılan dünyayı ve ara ara oradan gösterilen kesitleri çok beğendim. Gerçek dünyanın çirkin ve acı dolu bir kopyasının olması fikri son derece orijinal. Fakat bu gölgeler konuşamazken gölge annenin fısıldayarak konuştuğunu fark ediyoruz ve filmin sonunda tamamen bir ters köşe ile aslında yıllar önce yaşanan bu karşılaşmada kızın gölgesi tarafından kaçırıldığını ve ikisinin yer değiştirdiklerini, gerçek kızın da bunun intikamını almak için bütün gölgeleri örgütlediğini ve gerçek dünyaya geldiklerini öğreniyoruz. Yaşanan büyük bir şokun ardından izleyicilerin aklında benzer bazı soru işaretleri kalıyor.

Kız dışarıda bir dünya olduğunu ve nereden geldiğini hatırlıyorsa neden geri dönmeye çalışmadı ve konuşma yetisi kaybederek diğer gölgeler gibi dış dünyada olanları taklit ederek yaşamaya başladı? Özellikle dans sahnesinde hayatında bir şeylerin değiştiğini söylüyor fakat bu değişimin neden orada başladığını filmde açıklamıyor.

Film aksiyon sahnelerinin biraz uzun olması haricinde oldukça başarılı kurgulanarak son sahnesine kadar izleyiciyi olayların içinde tutmayı başarıyor. Bu başarının en büyük aktörlerinden biri de kesinlikle Lupita’nın her iki karakterde de çıkardığı harika oyunculuk.

Orijinal bir konu, hızlı ilerleyen ve zekice kurgulanmış bir senaryoyla film bittiğinde seyircide büyük bir etki ve finaliyle beraber de büyük bir şaşkınlık bırakıyor. 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here