Dance müziğinin Türkiye’deki en önemli isimlerinden Bedük, 2007 yılında yayımladığı ikinci albümü “Even Better”, ilk kaydına göre bambaşka bir müzik türüne geçiş yaptığı eser oldu. Bu albüm ile birlikte tamamen elektronik bir sound üretmeye başladı. Hemen ardından bir sene sonra “Dance Revolution” albümündeki parçası “Automatik” çektiği müzik videosu ile de kaliteli işlere resmen imza attı. Hala daha güncelliğini koruyan klibin ardından Koyver Kendini, Oynayalım, We Dance parçaları ile de tekrar tekrar gündem olmayı başardı. Son albümü “INTERGALACTIC”i 12 Haziran’da bizimle paylaşmaya hazırlanan Bedük albümden önce “Ankara’nın Delisi” ve “Push The Buttom” parçalarını yayımladı.

Bedük’e her zaman bize olan desteği ve sevgisi için çok teşekkür ederiz.

1-Merhaba, nasılsınız? Öncelikle genel bir soruyla başlamak istiyorum. Müziğinizin bambaşka bir yöne evrilmesi sizin açınızdan hangi şarkınızdan veya albümünüzden sonra gerçekleşti?

Üniversite yıllarında 97-98 civarı, uzun saçlı, sert müzik dinleyen ve yapan bir adamken radyoda Bee Gees – Staying Alive parçasını duyduktan sonra beynimde yanan şimşeklerden sonra evrilmeye başladı.

2-Yeni albümünüzün çıkmasına az kalmışken biraz albüm hakkında konuşmak istiyorum. Albüm kapağınız çok renkli, çok hoş olmuş. Yeni albümünüzden klip çekeceğiniz şarkılar olacak mı? Kapak gibi renkli bir şeyler mi bekliyor bizi?

Teşekkür ederim. Albüm kapaklarına sadece sanatçının ve albümün kartviziti gibi bakılmasındansa ayrı bir sanat eseri olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. O yüzden röntgene girip kafatasımı kullandığım albüm kapağı bile oldu 🙂 O yüzden bu sefer daha kolay atlattık diyebilirim. Klip olarak nasıl bir şey çekeceğimi tamamen şarkının kendisi belirliyor. O yüzden şarkının bana çağrıştırdığı her şey olabilir.

4- “Flashforward” albümünüzdeki “Alive” parçası “Oynayalım” şarkınızdan uyarlanmış. Bazı eski şarkılarınızı bu şekilde günümüze uyarlamaya devam edecek misiniz?

Neden olmasın. Bir şarkı ortaya çıkarken milyarlarca hatta sonsuz olasılıklar içinden sadece bir tanesinde karar kılıyorsunuz. Bu kararları verirken de çoğunlukla aklınızın bir köşesinde bu süreç içerisinde es geçtiğiniz, değiştirdiğiniz, çok beğendiğiniz ama albüme girmeyen bir yer kalıyor. Şarkılara yıllar sonra tekrar dönüp baktığında bunları yeniden yeni olasılıklarla ele almak ve keşfetmek Alive gibi harika sonuçlar ortaya çıkartabiliyor.

5-Sizi severek takip eden hayranlarınıza kendi tarzınızda
önerebileceğiniz isimler var mı? Veya sizin dinlemeyi sevdiğiniz bambaşka tarzda sanatçılar var mı?

Benim tarzım mı bilmem ama son zamanlarda dinlemeyi sevdiğim gruplar arasında Parcels, Foals, Frank Moody, Agar Agar, Jean Tonique, Ady Suleiman, Breakbot gibi birçok sanatçı ve grup var ama sadece bunlar değil, bambaşka tarzlarda kişileri de dinlemeyi seviyorum. Jamiroquai’den Tracy Chapman’a, Dave Matthews Band’den Trentemoller’e, Phoenix’e, Marvin Gaye’den The O’Jays’e Smashing Pumpkins’e kadar çok farklı bir yelpazeyi seviyorum.

6- Kendi youtube kanalınızda şu anı takip etmenin çok doğru olmadığını, asıl olanın gelecekte ne geleceğini tahmin edip ona yönelmek gerektiğini söylemiştiniz. Sizin gelecek müzik kültürü hakkında tahminleriniz neler? Buna yönelik ne gibi planlarınız var?

Bir prodüktör gözüyle doğru söylemişim. Üreten, yaratan bir sanatçı olarak bunu ne kadar uygulayabilirsin bilinmez tabii. İçinden ne geliyorsa ona gidersin ilk yaratımda ama sanatı bir ürün haline dönüştüren bir prodüktör isen işin içine sadece sanat değil, matematik, fizik de girer. Hatta sosyoloji de. Çünkü her dönem sanat, dünyanın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumlardan yoğunlukla etkilenir. ’70 lerin çiçek çocuklarını, ’90 lardaki grunge akımını, 2000’lerdeki pop akımının nedenlerini bildiğimize göre ve şimdiki dönemdeki sosyal medya döneminden ve dijital hızlı tüketimden kaynaklı çabuk, hızlı, tüketilen, kolay üretilebilen, hemen konuya giren, dikkat süreleri 30 saniyenin altına düşen dönem insanlarının kolay alabileceği trap, mombathon ve benzeri akımlara baktığınızda, bundan sonra insanların bu gidişattan sıkılıp biraz daha sert, gitarların geri geldiği, elektronik müziğin trap ve hiphop basları ile bezeli rock ağırlıklı halleriyle karşılaşabiliriz.

7-Eskiden indie rock grupların şarkılarını coverlıyordunuz hatta “This Fire” ve “Rock’n Roll Queen” gibi şarkılara klip de çekmiştiniz. Gelecekte de bu coverlara devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Ben de grup müziğinden geldiğim için kendimi çok yakın hissediyorum o tarz parçalara ve gruplara. Özellikle sahnedeki grubumla beraber konserlerde enerjimiz çok benzer bir hal alıyor ve albümlerimdeki soundun ve duruşun çok üstüne çıkıyor. O yüzden severim sevdiğim indie rock parçaları coverlamayı. Üniversite yıllarında Ankara’da yıllarca yüzlerce böyle cover çalıp söylediğim için apayrı bir zevk, bir geri dönüş hissi veriyor bana. Ara ara yaparım yine.

8-Günümüzün popüler müzik türü  Trap hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? İleride bu tarz bir iş ya da bu sanatçılarla bir düet yapmayı planlıyor musunuz?

Belli başlı örnekleri çok iyi ama artık bir yerden sonra bütün çıkan parçalar birebir aynı olmaya başladı. Hatta bu müziği yapanların el kol vücut hareketleri bile aynı olmaya başladı. Her sanatçının kendine özgü olmasını savunduğum için bana son iki senedir çok sıkıntılı geliyor. Hip hop kültürüne çok büyük saygım var, özellikle old school rapi hem sound/prodüksiyon olarak hem de duruş olarak çok beğenirim. İsterim tabii, hatta bu son çıkan Intergalactic albümümde İngiliz rapçi HaicH ile bir düet var zaten.

9- Müzik piyasası artık çok daha erişilebilir durumda, herkes her şarkıya çok kolay ulaşabiliyor ve bu da bazen aynı soundların kullanılmasına sebep oluyor. Sizce bu durum, günümüz müziğinin özgünlüğünü nasıl etkiliyor?

Sanatçı kendisini bunlardan bağımsız olarak bambaşka, kendine özgü bir yerde konumlayabilir. Bu her zaman zor olan ve değeri daha sonra anlaşılacak durumlardır. Hem çevreyle hem kendinle ciddi bir savaş gerektirir. Bunu başarabilen kalıcı olur, dünya müziğinin değişimlerinden etkilenmeden kendi yolunu çizer. Kolay olan ise aynı anda popüler olan her ne ise hemen ona doğru kaymak olur ki şu sıralar dünya müziğinin sıkışmasındaki sebep de tam olarak bu çabuk yoldan köşe dönmek isteyenlere açılan dijital yollar. Bu dönem kazanırlar ama her zaman son gülen iyi güler 🙂 Dünyadaki değişimlere gözünü, kulağını, beynini kapatmadan kendin olarak kalmak her zaman en değerlisi bana göre.

10- Sizin için ayrı olan sahne almayı sevdiğiniz bir festival var mı? Sizin açınızdan orayı özel yapan şeyler nelerdir?

Küçük, büyük her sahneyi severim. Sahnede olmayı, insanları o iki saatte kendi hayatlarından alıp bambaşka parlak bir dünyaya götürmeyi, beraber zıplamayı, o andaki duygu alış verişlerini kısacası sahne ile ilgili olan her şeyi çok seviyorum. O yüzden her sahne benim için en özel sahne.

11-Son sorumuza da geldik. Mottomuz “Songs to discover today”. Takipçilerimize karantina sürecinde dinleyebilecekleri 3 albüm önerir misiniz?

Parcels – Lightenup ( Breakbot Remix )

Doja Cat – Say So

Kings Of Leon – Sex On Fire

Bedük’e bizimle bu röportajı gerçekleştirdiği için teşekkür ediyoruz. Yeni albümünden ve şarkılarından haberdar olmak için Bedük’ü sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Youtube

Spotify

Instagram

Twitter

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here