Bu içeriğimizde farklı yazar ve şairlerin soyadı seçimlerine ve bu isimlerin hikayelerine değineceğiz. Birbirinden ilginç hayatlar ve getirileri sizleri bekliyor.

1. Minâ Urgan

Urgan soyadını Minâ Urgan kendisi bilerek ve isteyerek seçmiştir. 18 yaşını geçmiş bir Türk kadını olarak soyadını kendi seçebilme hakkına sahiptir ve ailesinden birçok kişi, annesi ve dayısı dahi farklı soyadları almıştır. Minâ çok sevdiği “U” harfini içinde barındıran bir isim istemektedir. Gelgelelim bu ismi kendisi bulmamıştır. İsmi ona öneren kişi eski arkadaşı Necip Fazıl Kısakürek’tir. Necip Fazıl ona Urgan ismini önermiştir. Minâ bu adı ilk defa duyar ve anadoluda “ip” anlamına geldiğini öğrenir. Kısakürek’in bu adı önermesindeki sebep ise şaşırtıcıdır. Der ki: “Solculuğundan ötürü bir gün nasıl olsa asılacağın için bu soyismi sana ayrıca uygundur.” Minâ Urgan böylece kendisine çok mutlu olarak Urgan soyadını seçer.

2. Necati Cumalı

Necati Cumalı ilk şiirlerini Ahmet Necati adıyla kaleme alır. Fakat o dönem çevresinde birçok Ahmet isimli şair ve yazar vardır. Farklılığı olsun ister “Bir Ahmet eksik olsun.” der ve köyden tanıdığı bir kadın olan Cuma’nın ismini kendini soyadı olarak seçer. Sonraki yazılarında imzasını Necati Cumalı olarak atar.

3. Yaşar Kemal

Yaşar Kemal 1951’de Cumhuriyet Gazetesi’nde işe başlayacaktır fakat hapisten de yeni çıkmıştır. Adı ve yakalanışı bütün gazetelerde yer aldığı için aynı ismi kullanmak istemez. Öncesinde Kemal Sadık Gökçeli adını kullanan yazar Abidin Dino’nun önerisiyle adını Yaşar Kemal olarak değiştirir. Polis, iki yıl boyunca, Yaşar Kemal’in “Kemal Sadık Gökçeli” olduğunu anlamaz.

4. Aziz Nesin

Yazarın soyadı oldukça ilginçtir alış sebebini ise kendisi şu sözlerle anlatır. “Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘eliaçık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldı. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine ‘Çevikel’ soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadların yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”

5. Halide Edip Adıvar

Soyadı kanunu çıktıktan sonra herkes kendisine soyadı ararken Adıvar çifti duruma karşı çıkmıştır.  “Halide Edip’in gerekçesi ‘Ben zaten meşhur biriyim, benim gibi birinin soyadı almasına gerek yok’ olmuş. Durum Atatürk’ün kulağına gidince ikaz edilen Adıvar çifti, tepki olarak bu soyadını tercih ediyor.”

6. Cemal Süreya

Cemal Süreya’nın soyadındaki ikinci “y” harfini kaybediş hikayesi zaten dillerden dillere dolaşır. Fakat “Süreya” soyadını seçiş hikayesi başkadır. Cemalettin Seber önceki adıdır ve şiirlerinde hiç kullanmamıştır. Onun hikayesini Zeynep Oral şöyle anlatır:

“Cemalettin Seber, Süreyya adını bir dağ başında buldu. Bilecik’teydi. Orta ikideydi. Bilecik’te karayollarının yol yapımı çalışmalarında çadır bekçiliği yapıyordu. Dağın il merkezine çok uzak bir yerinde… Sabah erkenden işçiler kamyonlarla çıkıp giderler; o, akşam dönüşlerine kadar çadırları beklerdi. Üç ay boyu, yani koskoca bir yaz tatili boyu kızgın güneşin altında ya da çadırların boğucu gölgesi içinde düş kurdu: O, yazar olacaktı. Yazar olacağı için adını değiştirdi. Cemalettin Seber, Cemal Süreyya oldu.”

7. Hüseyin Nihal Atsız

Nihal Atsız da soyadı kanununa sıcak bakmayan isimlerdendi. Türklerde soyadının isimden sonra değil önce geldiğini söylüyor, lakapların yeterli olduğunu ve soyadının Türkçe yapısına uygun olmadığını, devletin ona isim vermesi gerekmediğini savunuyordu. Kendi yazılarında ise soyadını alış hikayesini şöyle anlatmıştır.

“Ben yazılarıma eskiden beri “Atsız” imzasını attığım için soyadı olarak bunu seçtim. Son günü müracaat etmiştim.

Memur:

-“Atsız’ı soyadı olarak alamazsınız” diye kestirip attı. 

“Neden?”

-“Tarihi isimdir!”

Bilgin bir memura çatmıştık. Ne yapmalıydım? Ondan daha bilgin olduğumu ispat etmeliydim. Ettim de:

– “Tarihi olan, “d” ile yazılan Adsız’dır. Benimki “t” ile yazılıyor!”

Benim bu bilgiçliğim karşısında memur habtoldu ve:

– “Ha!… O zaman olur” diye cevap verdi.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here