Sonsuzluk Teorisi, Madras’ta yoksulluk içinde yaşayan matematik dehası Srinivasa Aiyangar Ramanujan‘ın, İngiltere’ye gidişi ile yaşadığı tüm zorluklara rağmen kendini matematik dünyasında nasıl gösterdiğini beyaz perdeye aktarmıştır. ABD’li yönetmen Matt Brown‘un gözünden izleyeceğimiz filmin başrollerinde ise Hint asıllı İngiliz aktör Dev Patel ve Oscarlı oyuncu Jeremy Irons yer almaktadır. 2000’li yılların başlarından itibaren artan, dahilerin yaşamı biyografilerinden biri olan Sonsuzluk Teorisi de diğer filmler gibi çarpıcı bir yaşamın yanında bir motivasyon öyküsünü de izleyenlere sunmaktadır.

Ramanujan (Dev Patel) annesi ve karısı ile birlikte yaşayan işsiz bir gençtir. Hindistan’ın tutucu bölgelerinden birinde yaşayan Ramanujan aynı zamanda matematiğe olan yeteneği ve harcadığı emekler ile sayılara aşık bir insan olarak bilinir. Ancak tüm yeteneğine rağmen diploması olmadığından iş bulmakta ve yeteneğini, değerini anlayacak bir topluluğa göstermekte güçlük çekmektedir. Dünyaya kendi penceresinden bakan insanlar bulmak amacıyla İngiltere’ye, çalışma örneklerinden gönderir. Profesör Hardy’nin mektubuna cevap vermesi ile Hindistan’daki hayatını arkasında bırakarak Cambridge Üniversitesi‘ne doğru yol alır.

Ramanujan aslında dehasının farkında olan, kendine güvenli bir karakterdir. Ancak doğup büyüdüğü Hindistan’da zihinsel açıdan yalnızlık çekmekte, yetenekleri hiçe sayılmaktadır. Matematik konusundaki üstün bilgilerini gösterme şansının olduğu İngiltere ise onu savaş ortamında daha da gün yüzüne çıkan ırkçılık ve toplumsal katmanlaşma ile karşılamıştır. Zaten evinden uzak olan karakterimiz, eşi de yanında bulunamadığından tüm toplumsal sınavlarının yanında, bir de yalnızlıkla baş eder ve psikolojik bir sınama sürecine dahil olur. İngiltere’de olduğu sürece dinine ve geleneklerine bağlı olmayı sürdüren Ramanujan’ın, bu dünyaya uyum sağlamak için kendi benliğinden vazgeçmemesi ise oldukça takdire şayandır.

Ramanujan’ı yanına çağırarak, onun hayatını bambaşka bir yöne çeken Cambridge Üniversitesi profesörü Godfrey Harold Hardy (Jeremy Irons) ise sosyal hayattan uzak yaşamı ve matematiğe adadığı hayatıyla karşımıza çıkar. Bu Hintli gencin yeteneğinin keşif sürecinde en büyük destekçisi yine Hardy olacaktır. Ancak profesör oldukça katı kuralları olan mesafeli bir insandır, hayata bakışları noktasında başrollerimizin çatışmasını ise bu farklılıklar oluşturur. Modern bir hayata sahip eğitimli bir profesör ve eğitim görmediği halde mucizeler yaratabilen geleneklerine bağlı bir matematik dehası arasındaki duygusal alışverişler filmde oldukça etkili olmayı başarıyor. Özellikle profesörün bu çatışmalar sırasında duygusal yönünün ön plana çıkması ve Ramanujan’ın inatla savunduklarının ardında olması olaylara başka bir pencere açıyor.

Filmin ilk anlarından beri süregelen savaş söylemleri ise bir anda patlak verir. Böylece savaş dönemi toplumsal yapısı az da olsa izleyenlere yansıtılır. Okul içinde karşılaşılan ırkçı tavırların yanında, savaş ortamı sosyal yapıdaki ayrımcılıkların daha da hissedilmesine neden olmuş, tüm bunlar Ramanujan’ın ilk geldiği umut dolu insandan uzaklaşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu toplumsal ve bilimsel baskının içinde, Hardy’nin inançlarının ve sosyal hayatının kökten değişimini görürken, Ramanujan’ın duygu dünyasından soyutlanarak, kendini teoremlerine adandığını görüyoruz.

Sonsuzluk Teorisi’nin temel dayanağını ise inanç kavramı oluşturuyor. Bireylerin hayatlarına tutunup hedeflerini belirlemelerinde neye inandıkları ve ne için çaba sarf ettikleri kalın çizgilerle ayrılmış durumda. Bir yanda manevi dünyası oldukça güçlü olan ve hayatına bu şekilde yön veren bir genci görürken, diğer yanda kanıtlayamadığı hiç bir şeye inanmayan, hayatını matematiğin gerçekçiliği üstüne kurmuş olgun bir adamı izliyoruz. Film bu bağlamda seyirciye, kişilerin yaşam motivasyonları ve yapabilecekleri üzerine sorular sormaya yöneltiyor.

Müziklerini Coby Brown‘ın yaptığı filmde Hint müziği ezgileri sık sık karşımıza çıkarak ana karakterimizin ruhani kısmına keyifli bir yaklaşım sağlıyor. Hikâyemizin çoğunun Cambridge Üniversitesi’nde geçtiğini görüyoruz ve üniversitenin yeşillik alanları, muhteşem mimari ile birleşerek izleyenleri büyülüyor. Bu da filmin görsel açıdan sunduğu keyfe büyük katkı sağlıyor. Filmin imgesel açıdan ise ayrı bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Hindistan’da çekilen kısımları karakterlerimizin karmaşık ve çaresiz ruh halini bize gösterirken, İngiltere’deki hava koşullarının Ramanujan’ın ruh haline göre değişim göstermesi, yine bu imgesel çalışmaların eseri oluyor.

Sonsuzluk Teorisi, 33 yıllık hayatına 600’den fazla teorem sığdıran ve pek çok başarıya imza atan, matematik dünyasında oldukça etkili bir isim olan Ramanujan’ın hayatını izlemek için güzel bir fırsat yaratıyor. Farklı hayatlara sahip iki insanı aynı pencerede buluşturan film, aynı zamanda bir dostluğun ortaya çıkışını da izleyenlere sunuyor. Cesaret ve inanç dolu bu başarı hikâyesinin özellikle biyografi sevenlerin oldukça keyif alacağı bir film olduğunu söyleyebiliriz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here