Duygusal şarkıların romantik adamı Emir Can İğrek, içimizi ısıtan aşk şarkılarının sahibi ve söz yazarı. Nalan, Müzik Kutusu ve Sapa gibi bir çok hit parçası çalma listelerimizde yer alırken, duygularımıza tercüman olan sözleriyle de gönlümüzde yer edinmeyi başardı. Emir Can İğrek ile gerçekleştirdiğimiz samimi röportajımıza geçmeden önce; ona kendi şarkısından bir sözü armağan etmek istiyorum.

“Bu devirde söylenir mi böyle yаngınlı şiirler?”

1- Merhaba, nasılsınız? Öncelikle son çalışmanız Patron ile birlikte yayınladığınız yeni parçanız “Darbe”den bahsetmek istiyorum. Şarkınız çok beğenildi ve bir çoğumuzun listelerinde yer edindi. Patron’u ne kadar çok sevdiğinizi hep dinleyenlerinize bahsediyordunuz. Birlikte bir iş çıkarmak nasıl hissettirdi?

Ben uzun yıllardır Patron’u severek dinlerim. Patron da beni dinliyormuş. Sanırım bu yüzden görüştüğümüzde uzun zamandır tanışıyor gibi hissettik ikimiz de. Bir söz yazarının şarkılarına hakimsen karakterine de hakim oluyorsun. Birçok söz yazarının koyu bir dinleyen kitlesi olmasının sebebi bu bence. Patron şarkılarındaki adam, ben de şarkılarımdaki adamım. Gülmekten klip çekmekte zorlandık.

 

2- Müziğinizi belirli bir kitleye duyurduğunuz şarkınız “Müzik Kutusu” diyebiliriz. Müziğinizin kitlesi sizin açınızdan hangi şarkınızdan sonra değişti? Sizin için yeri ayrı bir şarkınız var mı? Varsa neden?

Dinleyici kitlesinin ilk günden bu yana değiştiğini değil genişlediğini görüyorum aslında. Çünkü ilk zamanlardan dinleyip bugün hala iletişimde olduğumuz çok sayıda dinleyen var.  Bu uzun bi’ yolculuk tabii. Dönem değişiyor, insanlar değişiyor, müzik değişiyor. Bu yüzden benim müziğimde de, sözlerimde de değişim/gelişim olacaktır. Yeri ayrı bir şarkım yok ama ilk yayınladığım şarkı olması sebebiyle “Müzik Kutusu”na bir ayrıcalık verebilirim.

3- “Müzik Kutusu” parçanız hakkında biraz daha konuşmak istiyoruz. Bana her dinlediğimde bir yaz gecesini anımsatıyor. Sıcak ve içten bir şarkı. Peki bu şarkının kağıda ve melodiye dökülme aşaması nasıl gerçekleşti? Sizden dinlemek isteriz.

22 yaşındaydım. 4 Levent’ten Bahçelievler’deki evime dönerken şiir olarak yazmaya başlamıştım. Hoşlandığım biri vardı. Onun evinden dönüyordum. Eve dönünce şarkıyı tamamladım. Ona yazdığımı söylemedim hiç. Zaman geçince de söylemek istemedim. Hayatlar çok farklı yerlere gitti. Kimsenin keyfini kaçırmak istemedim.

4- İlk albümünüz “Ağır Roman” üzerinden neredeyse 2 yıl geçti. Bizi yakın zamanda yeni bir albüm bekliyor mu?

Uzunçalar bir albüm düşünmüyorum. Artık müziğin sunum araçları da değiştiği için şarkıların çoğu ilgi görmeden kaybolabiliyor. Tek tek çıkarıp kliplemek, şarkıda anlatmak istediğini daha net anlatmak daha doğru geliyor. Daha sonraki dönemde tekli olarak çıkmış şarkıları albüm haline getireceğim dijital platformlarda.

5- Beyaz parçanızda “Bu yol nereye gider bilmiyorum ama yürüyorum işte.” diye bir cümleniz var. Yürüdüğünüz bu yolda şu anki durumdan memnun musunuz? Bu yolun buralara varacağını düşünüyor muydunuz?

Şöhret yolu çok belirsiz bir yol. Onu hiç kestiremedim ama anlamlı sözler yazdığımı/yazacağımı hep biliyordum. Bundan sonra da öyle olacak. İyi söz yazmak, iyi müzik yapmak hedefim. Yolun nereye gideceğini bilmiyorum, düşünmüyorum da. Yolun sonunu bilsem yol sıkıcı olurdu. Şu anki durumdan memnunum ama besteciliğimi daha ileriye götüreceğim.

6- “Kır Düğünü” parçanızda ‘köpeğiyim bu sevdanın’ derken “Muhalif” parçanızda ise ‘köpeğiyim hala bu sevdanın’ diyorsunuz. Fakat şarkının anlattığı konular bakımından bahsedilen sevdaların aynı olduğunu düşünmüyorum. Güzel bir denk geliş mi yoksa başka şeyler mi anlatmak istiyorsunuz?

Bahsedilen “sevda” aynı “sevda”.  Kır Düğünü bir aşk şarkısı değildi, Muhalif de değil. Ruh işçiliğine duyduğum sevdadan bahsediyorum ikisinde de. Ben bu sevdaya, yani “ruh işçiliği” denen işe köpek gibi sadığım diyorum. Yıllar geçti ve hala öyle.

7- Şarkılarınıza çektiğiniz klipler sizi dinleyen kişiler tarafından çok beğeniliyor. Şarkılarınızdaki sakinliği kliplerinize de yansıtmanız çok hoş. Sizin için özel olan bir klibiniz var mı?

“Sapa” en anlamlı klibimdi. Dinleyenlerin bu kadar kısa sürede alt metni çözebileceklerini düşünmüyordum. Siz nasıl insanlarsanız dinleyenleriniz de öyle insanlar oluyorlar. Klipten sonra tarihlere ve andığımız kişilere gösterilen hassasiyet hepimizi gururlandırdı. “İyi ki bu yola çıkmışım” dediğim anlardı ilk yorumları okuduğum anlar.

8- Sizin dinlemekten keyif aldığınız, şarkılarıyla size ilham veren bir isim var mı? Kiminle bir düet gerçekleştirmek isterdiniz?

Duman, Sakin, Sezen Aksu, Saian Sakulta Salkım… Müziğim bu isimlerin bir karması gibi geliyor bana. Bilmiyorum ne kadar objektifim bu konuda ama bu isimlerden, yani Türkçe rock, Türkçe sözlü hafif batı ve protest rap tarzlarından etkilendiğimi söyleyebilirim. Ortaya da böyle bir tarz çıktı. Düet için önce şarkı ortaya çıkmalı. Şarkıya uygun düet taraftarıyım. Yapmış olmak için yapınca kötü iş çıkıyor. Duygusuz bir iş çıkarmak istemem.

9- Biraz da “Nalan”dan bahsedelim. Çıktığı gibi herkesin çalma listelerine giren bir parça oldu. Sözleri ve müziği gerçekten çok başarılı bir şarkı. Size Nalan’ı sormayacağız tabii ama herkesin kendi Nalan’ına anlatmak istediği hislere tercüman olmak size nasıl hissettiriyor? Üstüne sosyal medyada çok fazla yorum yapılıyor. Bu durum size ne hissettiriyor?

Nalan beklemediğimiz bir ilgi gördü. Daha önce içinde olmadığımız bir dünyaya girdik Nalan’la beraber. Aslında bi’ suyun kaynaması gibi görüyorum bu meseleyi. Nalan 100 derecesiydi işin. Orada kaynama başladı. O zamana kadar su hep ısındı. İlgi, sevgi güzel. Ama kitleselleşmenin bedelleri de var. Zor günlerimiz oldu. Hakkımda yalan şeyler de yazıldı ve ilgi gördü. Hepsinin üstesinden geldik. O zor süreçler bana “Silahım Yok”u yazdırdı. Şimdi konserlerde çalıp eğleniyoruz.

10- Sizin için ayrı olan, sahne almayı sevdiğiniz bir yer
var mı? Sizin açınızdan orayı özel yapan şeyler nelerdir? Sahnede en çok seslendirmeyi sevdiğiniz şarkı hangisi ve neden?

ECI Klan (Ekip) mutluysa ben de mutluyum. Hepimizin enerjisi birbirini etkiliyor. En çok “Silahım Yok” çalmayı seviyoruz ama yeni albümle beraber “Muhalif”i çalmak için gün sayıyoruz. Konserin enerjisini dinleyici belirliyor aslında. Onların olduğu her konser güzel geçer. Bir şekilde ortamı ele alırız. Seste, kuliste, platformda sorun olsa da önemli olmaz. Konseri güzel yapan yegane şey enerjidir.

11- Sizi dinleyenler ile düzenli bir iletişim halindesiniz. Onlar da sizin müziğiniz ile duygularını tercüman ediyorlar. Birbirinizin elinden tutan birlikte bir çok şeyi aşan birer aile gibisiniz. Sizi sevenlerin ve dinleyenlerinin size bu kadar destek olmalarının en temel sebepleri sizinde her zaman onların yanında olup onlarla iletişim halinde olmanız bence. Siz bu durum için neler düşünüyorsunuz? Eminim ki sizi dinleyen bir çok kişi bu röportajı okuyacak. Buradan onlara bir şey iletmek ister misiniz?

Hissettiklerimi, düşündüklerimi sansürsüz ve kaygısız anlatmaya çalışıyorum. Olayı büyüten şey bu bence. Paco’nun bir sözü vardı. “Müzikle aranızdan enstrümanı çıkarın” diye. En temelde şarkı yazanın hissettikleri, düşündükleri var. Bu ya karşıya geçecek ya geçmeyecek. Stüdyolar, enstrümanlar hep birer araç. Asıl mesele en temeldeki duyguda. İletişimi o duygu sağlıyor. Ben de o en temeldeki duyguya özen gösteriyorum.

12- Son sorumuza da geldik. Mottomuz “Songs to discover today”. Takipçilerimize dinleyebilecekleri 3 albüm önerir
misiniz?

Böyle sorulunca Daft Punk – Discovery albümü geldi aklıma. Lana Del Rey’in Born To Die albümü ve Röyksopp – The Understanding diyorum.

Teşekkürler Listenary, umarım cevaplar açıklayıcıdır. Çok sevgiler. Köpeğiyiz bu sevdanın!

Emir Can İğrek’i sosyal medya hesaplarından takip ederek yeni şarkılarından haberdar olabilirsiniz.

Instagram

Twitter

Youtube

Spotify