Feminist bakış açısıyla yazdığı kitaplarla bilinen ve belki de ülkemizde Damızlık Kızın Öyküsü ile ünlenen Margaret Atwood’dan Penelope’yi inceliyoruz. Amansız bir aşkın mı yoksa dehşet verici bir cinayetin mi hikayesi olduğuna gelin birlikte karar verelim.

Penelope ya da orijinal adıyla The Penelopiad, 2005 yılında Canongate Mit serisinin ilk kitabı olarak yayımlanır. Yayımlandıktan birkaç yıl sonra tiyatro, opera versiyonlarıyla gündeme gelen Penelope pek çok açıdan tartışma konusu olmuştur. Bazı okur ve eleştirmenler Penelope için “Fazlasıyla dramatik, erkek egemen düzeni yine erkek egemen bir kurguyla anlatmak tamamen yersiz, hizmetçiler kabul edilemez” gibi eleştirilerde bulunsa da aslında roman Margaret Atwood’un en başarılı romanlarından biridir. Roman konusu itibariyle erkek egemen dünyaya bir eleştiri olarak yazılmasıyla birlikte Atwood’un distopik feminist bakış açısıyla Penelope ve Odisseus’un hikayesi yeniden canlanıyor.

Odysseus ve Penelope – Johann Heinrich Wilhelm Tischbein

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse kahinler Kral İkarius’u bir kız çocuğu olacağı ve bu kız çocuğunun babasının ya da babalık ilişkisi kurduğu bir kişinin kefenini dokuyacağını, bir başka deyişle öldüreceği konusunda uyarır. Kahinleri fazlasıyla dikkate alan İkarius, kızı Penelope doğar doğmaz öldürmeye çalışır fakat Penelope bir şekilde hayatta kalır. Uzun yıllar sonra Penelope serpilip genç bir kız olduğunda artık Penelope’nin evlenme vakti gelmiştir. Penelope’nin şerefine yarışmalar düzenleyen Kral İkarius, kazananı Penelope ile evlendireceğini ve düğün hediyesi olarak cömert sayılabilecek bir çeyiz vereceğini ilan eder. Yarışma günü Penelope için onlarca erkek yarışır ve kazanan Odysseus olur. Odysseus, dağlarla çevirili olan İthaka’nın kralıdır. Düğün gecesi gelip geçtikten sonra Odysseus, Penelope’yi İthaka’ya götürmek ister bunun üzere zamanında Penelope’yi öldürmek isteyen İkarius, Penelope’nin ardından göz yaşları döker.

İthaka’ya vardıktan kısa bir süre sonra Odysseus’un Trova’ya gidip efsanevi Helena için savaşması gerekir. Bu durumda Penelope İthaka sarayında yalnız başına kalıp türlü entrikalarla savaşır. Penelope’nin yalnız kalmasını fırsat bilen talipler sürekli olarak Penelope’yi köşeye sıkıştıracak hamleler yapıp içlerinden biriyle evlenmelerini ister. Bunun üzerine zeki ve akıllı Penelope kayın babası için gündüzleri kefen dokumaya, geceleri ise bu kefeni sökerek uzun bir döngü yaratır. Bu sırada Penelope ve Odysseus’un oğlu olan Telemakhos da annesine yardım ederek taliplerin dikkatini dağıtır. Yine taliplerin dikkatini dağıtmakla görevli olan Penelope’nin hizmetçileri de bu oyuna katılır. Ancak taliplerin sabrı tükenmiştir. Penelope’nin hizmetçilerine bir gece tecavüz eden talipler Penelope ile evlenmekte ısrar ederler. “Ya evlen ya da açlıktan öl” diyerek bütün saray hazinesini sömürmeye başlarlar. Bu sırada Truva savaşını çoktan kazanmış ve denizlerde türlü maceralarla buluşan Odysseus saraya geri dönerek talipleri öldürür. Hiçbir suçu olmayan hizmetçileri ise asarak öldürülmesini emreder.

Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun da yaklaşık bir senedir oynadığı Penelope amansız hikayesiyle izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Oyunu Penelope’nin ağzından, Penelope ve hizmetçilerinin hikayesi olarak dinliyoruz. Bu kez Penelope ve hizmetçileri kendi hikayelerini kendileri anlatıyorlar bizlere. Sizin için Penelope’nin oyuncuları ile kısa bir röportaj yapma fırsatı buldum. Onlara karakterleri hakkında birkaç soru sordum ve şöyle cevaplar verdiler:

Tuğba Demirtunç Penelope rolünde

Penelope’yi canlandıran Tuğba Demirtunç, karakteri ve Odysseus hakkında şöyle diyor:

Penelope için hizmetçiler yaşarken kendi çocukları gibiydi. Her ne kadar yanlışlar yapsa da koca sarayda hatta koca dünyada en yakın olduğu kişilerdi hizmetçiler, sırdaşlarıydı. Hizmetçiler öldürüldüğü için kendini suçlu hissetti. Odysseus’a eskisi gibi bakamıyordu hatta bu durumdan ötürü yaşadığı çoğu şey için suçlu Odysseus’tu Penelope’nin gözünde. Erkek egemen toplumdan yıllarca çeken Penelope, Odysseus’un yıllarca boş yere övüldüğünü düşünüyor. Başına gelenlerin çoğunun sebebi bu düzen. Hadeste hizmetçilerin sürekli parazit yapıp kendi yaşadıklarını anlatmaya çalışmaları ya da Penelope’yi hala suçlamaları onu iyice delirtmeye başlıyor. Penelopenin hadeste olsa dahi (üzerinden çok yıl geçtiği için diyorum) hala içinde yara olan bir olay hizmetçilerin ölümü. Bunu anlatmaya çalışırken aslında bir yandan vicdanını da rahatlatmaya çalışıyor. En sonunda çıldırmasının sebebi ise hizmetçilerin Penelope’nin yapmaya çalıştığı şeye sürekli engel olma çabası. Odysseus için de şöyle diyebilirim. İlk başta konuşmasından etkileniyor Odysseus’un. Evlenecekleri zaman dönen entrikanın farkında. Ailesine de kızgın bu konuda. Odysseus özellikle gittikten sonra sinirini bozmaya başlıyor çünkü ortada Helena faktörü var. Helena biliyorsun ki Penelope’nin tam zıttı bir kadın. Geçmişte Odysseus, Helena’ya da talip olmuştu. Bu da Penelope’nin sinirini bozuyor. Sanırım Odysseus’a özendiği tek nokta cesareti ve özgürlüğü. Odysseus gibi hadesten çıkmaya cesaret edemiyor Penelope ve böylece hikayesini baştan sona anlatıyor sürekli.

Tuğba Demirtunç Penelope rolünde, Efekan Kahraman Odysseus rolünde

Odysseus karakterini canlandıran Efekan Kahraman, Odysseus ve Penelope hakkında şöyle diyor:

Margaret Atwood’un yeniden yazım olan eseri -Penelope- üzerinden değerlendirdiğimizde Odysseus, toplumun kabulünü görmek isteyen ve bu şekilde güç kazanan bir insan. Güç kazanmak için şiddetten çok kurnazlıklara başvuruyor. Toplumda kabulünü güçlendirmek için zengin bir kralın kızıyla evlenmesi gerekiyordu, bunu mitte anlatıldığı şekilde kurnazlıklarla gerçekleştirdi. Penelope ile evlendikten sonra da en güçlü müttefikinin eşi olduğunu düşündüğü için Penelope’yi yanına çekmek için onu iyi hissettirmeye çalıştı. Odysseus’un Penelope’ye karşı duygularını aşk olarak adlandırmak yanlış olur, Odysseus’un perspektifinden aşk yoğun bir duygu değil. Eril bir düşünceden dolayı da Penelope’yi aldatmakta bir sakınca görmüyor ama Penelope’nin onu aldatmasına göz yummuyor. Odysseus, hizmetçileri malı olarak gördüğü için öldürülmesi konusunda bir problemi yok. Onun için bir temizlikten farklı değil. Odysseus, ilgi görmekten epey hoşlanan, egolu, kurnaz, hilekâr, krallığının güçlü kalması için her şeyi mubah gören bir insan.

Hakkı İzmirli Telemakhos rolünde, Tuğba Demirtunç Penelope rolünde, Ahsen Balkan, Cemile Kaya, Ceren Üreyli, Işıl Tarhan, Eylül Benzer hizmetçi rollerinde

Telemakhos karakterini canlandıran Hakkı İzmirli, karakteri ve Penelope hakkında şunları diyor:

Karakterim Penelope’ye karşı biraz kızgın ona planlarını anlatmadığı için ne yaptığını anlamlandıramıyor ve babasına sırt çevirdiğini, ihanet ettiğini düşünüyor. Bu tavırla annesine mesafe koyduğu zamanlar oluyor ve bunda Eurycleia’nın da etkisi var. Odysseus ile arasındaki ilişki ise babasının hikayelerini çok dinlermiş ve onun geleceğine olan inancı bir hayli yüksek. Babası geldiğinde onu güçlü bir şekilde karşılamak istiyor ve kendini savaşçı cesur bir prens olarak yetiştirmeye çalışmış biri. Etrafında güvenmediği insanlar olduğu için ve babası geldiğinde onunla savaşmak istediği için savaş ve strateji eğitimine ağırlık vermiş biri. Babasının kendine gözü kapalı güvenmesini istiyor ve bunun için çalışıyor ve başarıyor.

Batuhan Gök talip rölünde

Taliplerden birini canlandıran Batuhan Gök, karakteri ve Penelope hakkında şöyle diyor:

Öncelikle saray bizim için sahip olunması gereken bir statü. Penelope’ye talip olduğumuz yalanıyla aslında onun suyuna gidip asıl istediğimiz statüye kavuşmak tek arzumuz ve aynı zamanda Penelope de bizim için bir eşyadan farksız. O da statümüzü yükseltecek bir mal. İki yüzlü, asabi, kendini ispatlamak isteyen bir çocuk.

Büşra Güzel Eurycleia rolünde, Efekan Kahraman Odysseus rolünde

Eurycleia karakterini canlandıran Büşra Güzel, karakteri ve Penelope hakkında şunları diyor:

Eurycleia, Penelope’yi ilk başta bir tehdit olarak görmeyip aksine eril düzene hizmet eden ve erkek egemen düzenin devamını sağlayacak bir kadın olarak görüyor. Ne zaman ki Odysseus saraydan ayrılıp gidince Penelope ile aralarında otorite savaşı çıkıyor. Penelope saraydaki hakimiyeti ele geçirmek ve elinde tutmak isterken Eurycleia ise bunu engellemeye çalışıyor. Aslında Eurycleia, bir yerde kendisini Odysseus’un annesi olarak görüyor ve Odysseus’u paylaşmak istemiyor bu da aralarında bir çatışmaya neden oluyor. Karakter özgeçmişi açısından değerlendirecek olursak, Eurycleia asla evlenmemiş, bir erkek tarafından tercih edilmemiş, bakire olarak ölen ve kendini güzel bulmayan bir kadın. Kendini yıllarca sadece annelik duygusu üzerinden tatmin etmeye çalışmış fakat bu ona yetmemiş bir kadın. Hal böyle olunca Eurycleia’nın içindeki kötülük Penelope geldikten sonra dışa vuruyor. Çocukluğunu da yaşayamayan bir karakter olduğu için Penelope’nin hizmetçilerine diğer hizmetçilere kötü davranıyor onları bu konuda kıskanıyor.

Hizmetçilerden birini canlandıran Eylül Benzer:

Karakter genel olarak onaylanmaya ihtiyaç duyan, ilgiyi seven özellikle Penelope diğer hizmetçilerden birine daha fazla ilgi gösterince kıskanan biri. Odysseus’u anlatılan hikayelerden dolayı gözünde kahramanlaştırıyor fakat Odysseus geri gelince düşündüğü gibi biri olmadığını fark ediyor. Ailesinden küçük yaşta ayrıldığı için aile özlemi çekiyor ve Penelope’yi anne yerine koyuyor. Telemakhos’a ise derin bir aşk besliyor.

Hizmetçilerden birini canlandıran Işıl Tarhan:

Benim karakterim Celandine. Adı pek geçmiyor ama onun da bir adı var diğer insanlar gibi. Aslında tüm oyun boyunca vurgulamak istediklerimizden biri de buydu. Kitaplarda bile üstün körü bahsediyorlar. Oysa ki tüm yaşanılanların sonunda bir insan ölüyor. Her hizmetçi karakterinin de kendine özgü Penelope ve Odysseus yaklaşımı var haliyle. Celandine için Penelope, insanları kendi çıkarları için kullanan, ben merkezcil biri. Hizmetçiler idam edilince Penelope’nin üzülmesi bile kızları gittiğinden değil onun eline bulaşan kandan dolayı. Ancak Celandine tecavüze uğradıktan sonraki süreçten önce tam olarak bu düşünceye inanmıyordu. O zamanlar Penelope’nin gerçek yüzünü görebildiğini hissetti. Penelope için hep basit bir hizmetçi olduğunu fark etti. Odysseus’u ise hiç tamına fırsatı olmadı. Sadece Penelope’den duyduğu kadarıyla biliyordu.

Cemile Kaya, Ceren Üreyli ve Işıl Tarhan hizmetçi rollerinde

Hizmetçilerden birini canlandıran Cemile Kaya:

Penelope’ye kırgın ve kızgın ama kırgınlığı daha fazla çünkü Penelope’yi bir ebeveyni olarak görüyor -sonuçta az görülen bir ilgi bile onun için önemli bir yerden sevildiğini düşünüyor- daha sonra maalesef ki gerçeklerle yüzleşiyor. Yaptıkları sonucunda hak etmediği bir ceza alıyor. Tek amacı öldükten sonra Odysseus’tan intikam almak.

Hizmetçilerden birini canlandıran Ceren Üreyli:

Başlarda Odysseus saygı duyduğu biri. Odysseus gittikten sonra özgürlüğü daha fazla tattığı için dönmesini istemiyor. Tecavüze uğradıktan sonra ise dönerse belki bir şeylerin yoluna gireceğini düşünüyor. Beklentisinin tam tersi olması, her şeyin daha da berbat hale gelmesi içindeki nefreti uyandırıyor. Odysseus’tan sonuna kadar nefret eden biri. Odysseus’tan nefret etmesine sebep olduğu için Penelope’den de nefret ediyor. Penelope’nin aslında hizmetçileri bu kadar çok sevemeyeceğinin farkında ya da bu kadar önem vermeyeceğinin. Penelope gibi o da oynuyor. Bir yandan ilgi hoşuna gitse de bir yandan Penelope ne kadar ilgi gösterirse o da o kadar ilgi gösteriyor. Aralarında bir dayanışma olması ona iyi hissettiriyor. Ölüm anında hiçbir şey yapamaması ise sinir bozucu geliyor ve Penelope’yi ezik, bencil olarak görüyor.

Ahsen Balkan, Ceren Üreyli hizmetçi rollerinde

Hizmetçilerden birini canlandıran Ahsen Balkan:

Penelope’nin ve Odysseus’un kendilerini çok zeki sandıklarını ama aslında öyle olmadıklarını düşünen biri. Hizmetçi olduğu için ise kaderine boyun eğmek zorunda. Yaşamanı sürdürmek için küçük hırsızlıklar ve sinsilikler yapmak zorunda. Penelope’ye çok kızgın. Ölüm emrini verdikten sonra bir şey yapamadığı için ve Odysseus’a göz yaşı döktüğü için çok kızgın. Penelope tamamen bencillik yapıyor ve bizim ölmemize ses çıkarmıyor.

Penelope son kez izleyiciyle buluşmak üzere 25 Şubat 19.30’da Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evinde!

Kaynaklar: 12, 34

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here