Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
73

Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren Justice League epey süredir konuşuluyor, tartışılıyor. Marvel-DC tartışmalarının getirdiği kitlesel eleştiri/yüceltme durumlarını bir kenara bırakıp genel anlamda değerlendirdiğimizde beklentileri çok da karşılayamayan bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak bu yazının meselesi Justice League’in zayıf senaryosuna veya aşırı düzeyde kesilmiş sahnelerinin yarattığı boşluk hissine odaklanmak değil. Konumuz Wonder Woman ve onun bu yeni trajikomik haline dair bolca hayal kırıklığı…

Daha bu yazın başında Wonder Woman’i yüksek bütçeli, bol gişeli ve hepsinden önemlisi çok iyi eleştiriler alan solo filminde izlemiştik. Batman v Superman: Dawn of Justice‘de finale yakın sahnelerde tanıştığımız Gal Gadot‘un rüştünün ispatı oldu bu solo Wonder Woman filmi. Geriye dönüp Wonder Woman’ın karakter yaratımına baktığımızda kimilerince tartışmalı kabul edilse de ortada bir Hollywood filminde olabilecek en az miktarda cinsiyetçi bakış açısı söz konusuydu. Kabul edelim ki; Wonder Woman uzun zamandır ilk kez bu kadar geniş kitlelere ulaşan bir filmle güçlü ve ayakları yere basan bir kadın imgesi sunabildi. Birkaç ufak örnek verelim: Wonder Woman’ın aşık olduğu adam Steve Trevor’la kadın cinselliği üzerinden fikirlerini paylaştığı anlar, Londra’da giymesi istenen feminen kıyafetlere dair söylemleri, kadınların seçme seçilme haklarına ufak göndermeler, bir kötü karakter olarak pro-Mengele Nazi bir doktorun bir kadın tarafından canlandırılması.

Wonder Woman solo filminin hataları olabilir ve onu bir feminist manifesto olarak tanımlamak çok da doğru olmayabilir. Ancak ana akımın bizi getirdiği noktada yine bir kadın yönetmen Patty Jenkins tarafından çekilen filmi yerden yere vurmanın hiçbir anlamı yoktu. O günlerde Wonder Woman filmini gereksiz yere eleştirenler başlarına geleceğin farkında değillerdi elbet. Takvimler ilerledi, DC gereksiz bir aceleyle Justice League’i aynı sene içerisinde yayınladı. Hazır seyirci Wonder Woman’ı da tanımış ve sevmişken her şeyin daha güzel olacağını bekleyen bizleri ise dev bir hayal kırıklığı karşıladı. Wonder Woman artık tanıdığımız kişi olmaktan çıkmıştı.

Justice League en büyük günahını Wonder Woman üzerinden işliyor. Çok değil aylar önce yaratılan başarılı karaktere bakış açımızı ters yüz ediyor. Daha net konuşmak gerekirse DC, Wonder Woman’ı açıkça bir metaya dönüştürüyor. Zaten filme yeni dahil olan karakterleri tanıtmakta büyük bir bocalama yaşarken sağlam kozunu böyle heba etmesi akıl alır gibi değil. Filmde 5 erkeğin arasında Wonder Woman’a itinayla cinsel bir obje gibi davranılıyor. Yer aldığı her sahnede sık aralıklarla kalçalarına yapılan yakın çekimler ve günlük hayattaki kıyafetlerinde bile özenle(!) yapılmış seçimler oldukça şaşırtıcı. Bununla da bitmiyor; Flash‘ın komedisinde bile Wonder Woman’ın göğüsleri konu oluyor ve daha da kötüsü hangi akla hizmet çekildiğini bilmediğimiz bir sahnede Aquaman‘in Wonder Woman’ın “güzelliği” hakkında yaptığı itiraflar kulakları tırmalıyor. Aquaman’in hiçbir şeyi beceremez halinin nedense Wonder Woman’ın “güçsüz” kaldığı anlarda imdadına yetişmesine engel olamamasını da izledikten sonra artık söyleyecek sözümüz kalmıyor.

Justice League son tahlilde en büyük kötülüğü Wonder Woman üzerinden beyaz perdedeki kadın algısına yapıyor. Zar zor toparlanabilmiş bir imajı yerle bir ediyor ve Hollywood klişelerine prim vermenin zirvesini yaşıyor. Gal Gadot’un emeğine yaptığı saygısızlığa hiç girmeyelim. Justice League, Superman ve “ondan daha az güçlü erkekler”in şovuna dönüşürken, Wonder Woman’ın payına ortalıkta salınmak düşüyor. Bizim payımıza da gelecek Wonder Woman’lı DC projelerinden umudu kesmek kalıyor.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
73

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here