Çok uzun zamandır gerçekleşmesini beklediğimiz “Battle of Winterfell” savaşı sonunda gerçekleşti. Nisan ayı için sabırsızlandığımız Endgame ve Game of Thrones’un, hayranlarına pek iyi davrandığını söylemek ne yazık ki mümkün değil. Zira, bu kadar uzun süre beklediğimiz bu yapımlar, pek çok açıdan hayranlarını tatmin ederken, ne yazık ki bazı açılardan da tam bir hüsran kaynağı oldu. Bu içeriğimde, Game of Thrones’un 3. bölümünde, Ak Gezenlere karşı yapılan 1 saat 22 dakikalık savaş sonucunda olanları sizler için derledim. Bölümü izlemeyenleri uyarıyorum: SPOILER geliyor.

Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum ki bana göre, Game of Thrones’un ruhuna yakışmayan bir savaş izledik. Zira dizide şimdiye kadar, sevdiğimiz kahramanları trajik bir şekilde kaybetmeye o kadar alışmıştık ki, bu bölümdeki savaş sonucunda ana karakterlerden hepsinin yaşıyor olması, beni üzdü. Daha vahşet dolu, daha çok ölümlü bir bölüm izlemeyi tercih ederdim. Hiç yoktansa, ana karakterlerden birinin ölmesini beklerdim. Hadi ana karakterleri geçtim, önemli yardımcı karakterlerden yaşanan kayıp daha fazla olabilirdi.

Ayrıca, şu ana kadar Night King, o kadar güçlü bir düşman olarak bizlere anlatılmıştı ki, bir bölümde, bu kadar kolay yenilmesini anlamlandırabilmiş yahut sindirebilmiş değilim. İşin açıkçası, bu kadar kolay yenileceğini beklemiyordum. Çoğu hayranın da bunu beklediğini zannetmiyorum. Zira, Demir Taht’a kimin oturacağı bahsinde, Night King’in oranları çok fazlaydı. Hatta, ben dahil çoğu hayran, bu sezonun ana düşmanı olarak Cersei yerine, Night King’i görmeyi bekliyordu. Malum, son sezonlarda, hikayenin konusu Demir Taht’a kimin oturacağının dışına çıkmış ve odağı, bu büyük Ak Gezen tehdidine karşı hayatta kalmayı başarmak olmuştu. Lakin koskoca Az Gezen ordusu bir anda tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. “Madem bu kadar kolay yenilecekti bu ordu, neden kaç sezondur bunun hazırlığı yapıldı?” sorusunu düşünmeden edemiyorum. Beklentimin çok çok altında bir bölüm olduğunu dile getirmek istiyorum.

“Kimler öldü?” derseniz eğer, bana göre ölenlerin çoğunun hiçbir önemi yoktu. Hadi hemen sizlere kimlerin öldüğünü kısaca vereyim de, bir de sizler değerlendirin:

  • Dothraki Ordusu: Savaş ustası, merhametsiz, herkesi korkutan, Westeros’a vahşet saçmasından korkulan bu vahşi Dothraki ordusu, bölümün ilk on dakikasında ölüp gitti. Melisandre’nin büyülediği kılıçlarla ölüler ordusuna karşı ilk saldırıyı yapan Dothrakiler, kısa bir süre sonra, kılıçlarındaki büyünün solmasıyla birlikte, ölüp gittiler. Böylece bu savaş, Dothraki kültürünün de sonu oldu. Ayrıca bununla ilgili dile getirmek istediğim bir başka husus ise, koskoca Dothraki ordusunun 150 kişiden ibaret halde bu bölümde bizlere sunulmasıydı…

  • Eddison Tollett: Solo ölümünü ilk gördüğümüz karakter ise Gece Nöbeti’nin komutanı, Jon’un arkadaşı Edd oldu. Edd hayatını, Sam’i kurtarmak için feda etti. “Çok önemli bir ölüm müydü?” , “Dizinin gidişatına etkisi olacak bir ölüm müydü?” gibi soruların yanıtı bana göre hayır‘dır. Zira zaten son sezonlarda, Edd’in hikayeye herhangi bir katkısı olmamıştı. Varlığı ile yokluğu birdi bu karakterin. Öldükten sonra, bir Wight olarak döndüğünü ve Night King’in ölümü ile tekrar öldüğünü (ama bu sefer gerçekten) söylemekte fayda var.

  • Lyanna Mormont: Şahsen dizideki favori karakterlerimden biri olan Lyanna’nın ölümüne oldukça üzüldüm. Ayı Adası’nın hanımı, Kuzey’in Jon’a katılmasında büyük etkisi olan, yaşına göre muhteşem bir olgunluğa ve cesarete sahip olan Lyanna, şanına yakışır bir şekilde, o minicik boyu ile bir devi öldürerek öldü. Ayrıca burada şuna değinmezsem içimde kalır; savaş alanında herkes korkudan kaçıp saklanırken (katil Clegane, suikastçi Arya vb. hepsi ölmemek için kaçıp, saklanırken), Lyanna’nın öleceğini bile bile, elindeki minik bıçağı ile, naralar içinde, o deve saldırışını takdir etmek lazım. Savaş alanındaki en minik kişi, en büyüğünü öldürdü! R.İ.P. Lyanna Mormont… Hakikaten bir Ayı Adalının, 60 adama denk olduğunu gösterdin. Kuzey seni hatırlayacak!

Yazarın Notu: Benim üzüntüm haricinde, bu ölümün, hikayeye nasıl bir etkisi olacağını ise bilemiyorum. Yani bir Jamie’nin ölüşü ile Lyanna’nın ölüşü bir olamazdı sonuçta…

  • Lord Beric Dondarrion: Işık Tanrısı tarafından defalarca diriltilen, alevli kılıçlı amcamız, Arya ve Clegane’i korumak için hayatını feda etti. Melisandre’nin de dediği gibi, demek ki onun görevi de Arya’nın hayatta kalmasını sağlamakmış. Şu ana kadar kritik noktalarda gördüğümüz Dondarrion’un, ölümü de kritik bir şey için oldu. Hiç yoktansa, boşa ölmediğini bölümün sonunda gördük.

  • Theon Greyjoy: Theon, Theon olalı, hiç bu bölümki kadar Theon olmamıştı! Değişik bir karakter evrimi olan Theon, sonunda olması gereken adam oldu (karakter evrimini tamamladı) ve öyle öldü. Şahsen, Theon’un ölümüne bu kadar üzüleceğimi düşünmemiştim. O da bizlere, bir Demir Adalının nasıl savaşacağını ve bir Stark’ın onuruna sahip olmanın ne demek olduğunu gösterip, öyle öldü. Sanırsam bu bölümde ana karakterlerden sayılabilecek, tek ölen kişi Theon’du.

  • Jorah Mormont: Daenerys’i korurken aldığı yaralar nedeniyle, savaşın sonunu gören ama sabahı göremeyen Jorah Mormont, karakter evrimine uygun bir şekilde, Dany için hayatını verdi. Bu bölümde, herhalde hatırı sayılır yan karakterlerden de tek hayatını kaybeden Jorah oldu.

  • Melisandre: Geçtiğimiz sezonda “Bu yabancı topraklarda öleceğim.” diyen Melisandre’nin, bu kehaneti de doğru çıktı. Melisandre’nin bu savaşta, enteresan bir rolü olduğunu söylemek zorundayım. Zira, Arya’ya, Night King’i öldürebileceğine dair gereken cesareti vermeseydi, yahut barikatları büyüsü ile yakmasaydı, büyük ihtimalle bu bölüm böyle bitmezdi. Bölümün sonunda ise, onu genç tutan kolyesini çıkardı ve gerçek yaşına dönerek, yaşlılıktan öldü.

Yazarın Notu: Şahsen Game of Thrones evreninde, doğal nedenlerden (yaşlılık gibi) ölenlere ayrı bir sempatim var.

  • The Night King: Gelelim en olmayacak ölüme… “Bir ölü, nasıl ölür?” sorusuna cevap veren Night King, bu bölümde Arya tarafından ansızın katledildi. Tamam sahne çok hoştu, buna diyecek lafım yok. Ama… ama… ama… Bu savaş, bu şekilde, tek bir bölümde, hop diye bitmek zorunda mıydı? Night King’in ölümü hakkında aşağıda uzunca konuşacağımdan, burada kısa kesiyorum.
  • Gece Ordusu: Night King’in ölmesine bağlı olarak, onun yarattığı tüm Ak Gezenler ve Wight’larda ölüp gitti…

Gördüğünüz üzere, bizleri uzun zaman bu savaş için bekleten dizide, savaş neticesinde ölenlerin sayısı işte bu kadar. 6 tane yan karakterden ibaret yani. Kimler hayatta derseniz, ne yazık ki KALAN HERKES. Jon Snow, Daenerys Targaryen, Arya Stark, Sansa Stark, Bran Stark, Jaime Lannister, Tyrion Lannister, Varys, Ser Brienne of Tarth, Podrick, Tormund, Gendry, Clegane, Grey Worm… Hatta ejderhalar bile. Evet tamam, bu karakterlerden bazılarının ölüşünü görmek gerçekten kalbimizi paramparça ederdi ama zannedersem Game of Thrones hayranlarının da istediği tam olarak buydu. Yani, hepimiz trajik ölümler görmeye hazırdık. Hazır olmayı da geçtim, bunu bekliyor ve istiyorduk. O yüzden, tüm ana karakterlerin hayatta kalması, bence tam bir hayal kırıklığı oldu.

Bana göre, Ak Gezenlerin bir bölümde yok olması ile onca yıllık hikayeyi de çöpe attılar. Bakın, Game of Thrones’un daha ilk bölümünde hiçbir tehdit gözükmezken, ilk gözüken tehdit Ak Gezenler’di. Bize tanıtılan ilk ve nihai düşman hep onlar oldu. Evet, hikaye zaman zaman farklı noktalara gitti, farklı tehditlere ve düşmanlara yer verdi ama bu hikayeyi başlatan şey taht oyunlarının entrikası değil, Ak Gezenler’in gelişi olmuştu. Bran, duvardan düştükten sonra Old Nan’in, Bran’e anlattığı hikayelerdeki o korkutucu düşman ile, bir bölümde yok edilebilen Ak Gezenler, herhalde aradan geçen yıllar nedeni ile yaşlanmış ve paslanmış olacaklar ki, bu kadar kolay, kazasız belasız öldürülebildiler.

Yazarın Notu: “Nesi kazasız belasız, az daha herkes ölüyordu!” demeyin, zira bu cümledeki anahtar kelime: AZ DAHA.

Beni yanlış anlamayın, bölüm tabi ki de güzeldi, sadece Ned Stark’ın kafasını kesen, Stark’ların yarısını düğünde katleden, Oberyn Martell’in beynini patlatan, Tywin’i tuvalette öldüren Game of Thrones’tan beklediğim bu değildi. Bize sunulan beklenti, bu bölümden kat kat fazlaydı. “Hiç kimse güvende değil!” havası bu bölümde ne yazık ki yoktu. Umarım bunun sebebi, bu karakterleri, gelecek bölümlerde farklı birer sonun beklemesidir. Yoksa tabi ki de, aksiyon sahnesi bol, gerici ve eğlenceli bir bölümdü.

Yazarın Notu: Diğer epik savaşları hatırlayın, Karasu, Hardhome, Piçlerin Savaşı,… Bunlardan sonra, Winterfell Savaşı’nın, çok daha tüyleri diken diken edici olması gerekiyordu. Sonuçta Ateş ve Buzun Şarkısı’ydı bu seri… Demek ki ateş ve buzdan kastedilen Targaryen’lere karşılık Night King ve ordusu değilmiş. Demek ki, Jon’u hala buz olarak düşünüp, ateşi Dany olarak ele almamız gerekiyormuş.

Bu bölümde en çok hoşuma giden şey ise Night King’i, Arya’nın öldürmesi ve bunun Melisandre’nin kehanetindeki “Arya’nın kapatacağı mavi gözler” olması oldu. Onun haricinde ise, Night King’in, tüm hikayeyi başlatan hançer ile öldürülmesi (bir diğer bakış açısı ile Bran’in, onu öldürmesi için gönderilen hançer ile kurtarılması), yani hikayenin bir daire çizip kapanması, hoş bir detaydı.

Bölümün geneline baktığımda ise Daenerys’in acizliği, en dikkat çekici kısımlardan biriydi. Bu bölüm, bir ejderhanın tepesinde oturup, cesur olmanın kolay olduğunu gösterdi bizlere. Lakin Dany’nin, savaş alanında, çevresi ölüm ile sarılı iken, küçük bir kız çocuğundan farklı olmadığını da görmüş olduk. Zira, eğer Jorah yardımına yetişmeseydi, Khaleesi’den eser kalmayacaktı. Ardından ise, Dany’nin açılışı ve savaşmaya başlayışı, onun aslında, doğuştan bir mücadeleci olduğunun güzel bir kanıtı oldu.

Geneline baktığımda, beklentimin altında kalan bu bölüm hakkında diyeceklerim bu kadar. Umarım, kalan bölümlerin ruhu, gerçek Game of Thrones ruhuna daha uygun olur…

8 YORUMLAR

  1. Bir kaç ana karakter dışında herkesin öleceği ve ölüler ordusunun kralın topraklarına doğru yol alacağı bir bölüm bekliyordum

  2. Yalnız koskoca bir dizi için herkes bir şeyler yazıp çiziyor nasıl şekillense yine birileri memnun olmayacaktı. Bence gayet iyi gidiyor daha ne olsun. Biz türkler siyaset, futbolda olduğu gibi böyle büyük bütçeli filmleri ve diziler hakkında çok atıp tutuyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here