Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102

”İşe kendinin en iyi arkadaşı olarak başla.”

Diziseverlerin gönlünde apayrı bir yeri olan 2005-2009 yıllarında yayınlanan ve yayınlandığı dönemde fırtınalar estiren efsanelerden olan Prison Break dizisinin Michael Scofield’ı, hayatının büyük bir kısmında depresyonla mücadele etmiştir. Ve birçok insanın aksine yaşadığı dönemi insanlarla paylaşmanın, yardıma ihtiyacı olan insanlara bir umut olabileceğine inanarak tüm dürüstlüğüyle bunları anlatmak üzere 2016 yılında Oxford Üniversitesi’nin bir konuşmasına katıldı. Ve biz de bu konuşmanın depresyonla ilgili kısmını sizler için derledik.

 “Mutluluk” sizin için ne ifade ediyor?

Mutluluk. Bu güzel bir soru, özellikle Amerika’da mutluluğa nasıl ulaşabilirsin konusuna çok önem veriliyor. Benim için mutluluk, özellikle belirlenen gerçekçi idealler değil. Kendimi içinde bulunduğum durumdan memnun olmaya, tatmin olmaya odaklıyorum. Son zamanlarda keyif aldığım şeylere daha çok dikkat etmeye başladım çünkü gelip geçici bir his. “Neredeydim?”, “Ne dinliyordum?”, “Kiminleydim?”, “Ne yiyordum?”… Bence bunlar not etmeye değer şeyler çünkü zor bir durumda olduğunda, mutluluğu içinizde hissedemediğiniz anlarda, zaten sizinle olan hisleri kullanarak bu zamanları tekrar yaratmak için çabalayabilirsiniz.

Yaşadığınız depresyon sürecinden bahsediyordunuz ve tahmin ediyoruz ki bütün kariyeriniz boyunca bu sürecin içerisindeydiniz. Onca şeyin üstesinden nasıl gelebildiniz?Bunun çok zor olduğunu biliyorum ve siz hala buradasınız.

Evet, hala buradayım. Ve şaka yapmıyorum, gerçekten doğru bir ifade. Depresyon ne yazık ki herkes için aynı olan bir şey değil, ne yazık ki ya da iyi ki, bu duruma bir anlam yüklemek istemem. Herkeste farklı gözüküyor. Bazen kimyasal, bazen biyolojik bazen de çevresel olabiliyor. Biri için işe yarayan bir durum, diğeri için yaramayabiliyor. Fakat benim söyleyeceğim, kendini anlatmanın çok büyük bir şey olduğu. O içinde kaynayan şeyleri, öfkeni, korkularını, suçlarını, utançlarını, dökebileceğin bir konteynerin olması. Onlardan kurtulabileceğin bir yol bulmak; bu bir kağıt üzerinde olabilir, bir tuval ya da yaptığın bir yürüyüş, sadece içindekilerden kurtulmanı sağlayacak bir şey… Ve içindeki şeyler kaynamaya başladığında direkt onlardan kurtulmaya çabala.

Diğeri ise, kendine değer verme. Bazen kendin için yapman gereken şeyler olduğunda, doğru bir frekansta tereddüt etmeden istediklerini yapıyor olduğundan emin olmak. Bu kendine zaman ayırmak olabilir, bir arkadaşınla akşam yemeği olabilir veya güzel bir duş olabilir. Kendim için yapmam gereken, elde edilebilir, yapılabilir ve beni besleyen şeyleri yapmak. Bence kendimizi çok sık ihmal ediyoruz. Dışarıdan gelen şeylere çok fazla odaklanıyoruz ama içimizde ilgiye muhtaç bir sürü şey var.

Yapacağın diğer şey de şu olmalı, kendinle sevgi dolu ve destekleyici bir şekilde konuşmak. Bu durumun önemini çok net görebilmeye başladım. Güzel arkadaşlıklarım oldu ve iyi bir arkadaş olduğumu düşünüyorum. Herhangi bir arkadaşım, bir kriz içerisindeyse, nasıl onların yanında olmam gerektiğini biliyorum. Dinlemeyi, arkasında durmayı, sarılmayı bazen de sessiz kalıp sadece ellerini tutmayı… Ama fark ettim ki, eğer ben bir krizin içerisindeysem, “Şimdi her şeyi berbat ettin”, “Aptal herifin tekisin”, ”Böyle bir şeyi nasıl yapabilirsin?”, “Tabi, böyle olacaktı ne bekliyorsun?” şeklinde bir tavır içerisinde oluyorum. Eğer arkadaşlarıma kendimle konuştuğum gibi konuşsaydım, muhtemelen hiç arkadaşım olmazdı. O yüzden dikkat etmeye başladığım nokta kafamda kendime karşı nasıl konuştuğum oldu. Kafanın içerisindeyken konuşmalar her zaman daha zor ama ağzından çıkan kelimeleri kontrol edebilirsin. O yüzden kendi kendine sesli bir şekilde konuşmalısın, ben yapıyorum. Bunu yaparken de kelimelerin sevgi dolu, destek verici ve etkileyici olduğundan emin ol. İşe kendinin en iyi arkadaşı olarak başla.

Yaşadıklarını da göz önünde bulundurduğunda, yardıma ihtiyacı olan insanlara en iyi desteği nasıl sağlarız?

Kriz içerisinde olan ve bununla baş etmeye çalışan insanlar var. Birçoğu bunu nasıl söyleyeceklerinden emin değil. Belki yanlış bir şey söylemekten çekiniyorlar. İşte benim önerim orada başlıyor, o bireye yaklaş ve “Ne söyleyeceğimi bilmiyorum ve yanlış bir şey söylerim diye endişeleniyorum ama seni görüyorum, bir şeyler oluyormuş gibi hissediyorum, senin için buradayım, bunu bilmeni istiyorum. Eğer desteğe ihtiyacın varsa ben bunu sağlayabilirim sadece sen bana nasıl bir şey yapmam gerektiğini söyle” de.

Böylelikle onlara emin olmadığını, ne yapman ya da ne söylemen gerektiğini bilmediğini ama senin onları gördüğünü bildirmiş oluyorsun. Krizde olan insan için görüldüğünü, duyulduğunu bilmek çok büyük bir şey. Çoğu insan korkudan karşısındaki insanı görmezden gelebiliyor, onların kendilerini toparlayabileceğini umuyor ve “Umarım bir an önce kendini toplar ve iyi olduğunda bir an önce aramıza dönersin” diye düşünüyor. Ama bu aynı zamanda diyaloğu başlatıyor. Bu da önemli. Konuştuğun kişiye; onun arkasında olduğunu, “Sen bana desteğin nasıl olması gerektiğini söyle” dediğinde aslında kontrolün onlarda olduğunu, kararları onların verebileceğini belirtmiş oluyorsun.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here