Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Özgün ve kaliteli müzik yapan sanatçıların günbegün azaldığına, bu sanatçıların yerini alabildiğine bayağı ve “popüler” değerler üstüne kurulu eserler üreten sözde sanatçıların aldığına şahit olan bir tek biz değilizdir umarız. Bir eserde samimi duygular aranılan dönemlerde değiliz malesef. Bu mide bulandırıcı müzik piyasasının içinde hem sözleri hem ritim ve melodileri ile içimize işleyecek sanatçılar ve onların ürettiklerini bulmak bazen zor bir hal alabiliyor. İşte bu müzikal zevksizlik sarmalının içinde yuvarlanıp gitmenize mani olup yüreğinize dokunacak bir indie folk sanatçısı ile tanıştırmak istiyoruz sizleri.

Lucy Rose hem müzikal hem fiziksel anlamda şatafattan ve gösterişten uzak durabilmeyi başarmış, sadelik ve samimilikle kendisini tamamen özleştirmiş bir sanatçı. Bu mütevazi tavrını müziğinde, kliplerinde ve röportajlarında fazlasıyla hissetmek mümkün. Bunların yanında açık sözlülüğünden ve mizaha yakın duruşundan da bahsetmeden geçmeyelim. Verdiği bir röportajında, “kendim hakkımda bildiğim tek şey seksi olmadığımdır” diyor ve gülüyor muzip bir tavırla. Saç renginin turuncu mu yoksa sarı mı olduğuna hala karar vermekte zorlandığım Lucy Rose huzur verici ipek sesiyle size “abi müzik ya..” dedirteceğine eminiz.

Kendisi İngiliz bir sanatçı. Ailesinin 3. ve en küçük kızı. Müziğe çok erken yaşlarda okul orkestrasında bateri çalmakla başlamış. Kendi şarkılarını yapmaya ve onlara söz yazmaya ise evindeki piyano ile adım atıyor. Gitarla tanışması ise 16 yaşındayken tamamen spontane bir biçimde gelişmiş. Okula giderken önünden geçmekte olduğu bir mağazadan alıyor ilk gitarını ve tamamen kendi becerisiyle öğrenip ustalaşıyor. İlk elle tutulur parçalarını bu gitarla çalmaya başlıyor.

18 yaşında ailesinin yanından ayrılıp Londra’ya taşınıyor Lucy. Burada gelecekte hayatını etkileyecek önemli bir karar vererek University College London’da coğrafya üstüne öğrenim görmek yerine müziğe yoğunlaşmak istiyor. Bu süre zarfında Bombay Bicycle Club adlı indie rock grubunun üyelerinden biri olan Jack Steadman ile tanışıp arkadaş oluyor. Jack, Lucy’nin ürettiği birkaç parçanın kendi albümde yer almasını istiyor ve Lucy böylece müzik dünyasına resmen ilk adımını atmış oluyor.

İlk olarak 2010 yılında, WLT (watchlistentell) adlı Youtube kanalında Night Bus isimli parçasıyla büyük ilgi görüyor Rose. Like I Used To adlı ilk albümünü ise 2012 yılında çıkartıp Avrupayı ve Kuzey Amerikayı kapsayan bir turneye çıkıyor. Bu ilk albümünün hikayesi ise bir hayli ilginç. Albüm çalışmaları için büyüdüğü yere, Warwickshire’e ailesinin yanına gidiyor. Evlerinin arka bahçesinde, 80’lerin başlarında olası bir atom bombası saldırısına karşı evin bir önceki sahibi tarafından yapılmış kalın duvarlara, devasa çelik kapılara, ranzalara ve 15 yıl boyunca yetecek yiyecek stoğuna sahip özel bir barınak varmış. İşte ilk albümü için kayıtların önemli bir bölümünü bu barınakta tamamlıyor Lucy.

Albümün çıktığı sene Vogue dergisi kendisinden “One of indie music’s breakout stars for 2012.” diye bahsediyor. Dinleyecisi zamanla artan Lucy’nin parçaları Skins, The Vampire Diaries ve Catfish gibi ünlü dizi ve program bölümlerinde yer alıyor. 2015 yılında Work It Out albümünü çıkartan Lucy Something’s Changing adlı albümünü ise 2017 yılı içinde çıkarmış bulunmakta. Albümlerin yanı sıra 2017’nin sonunda End Up Here ve 2018 yılının başında All That Fear isimli singlelarını sevenleriyle buluşturdu.

Lucy’nin hayatında önemli bir kırılma noktası olan Latin Amerika turnesinden de biraz bahsedip sizleri kendisiyle öyle baş başa bırakmak istiyoruz. Kariyerinin bir noktasında Latin Amerika’daki hayranlarının yoğun sevgisine ve davetine dayanamayıp sadece kendi hayranlarının ve bir avuç arkadaşının sağladığı imkanlarla bir maceraya atıyor kendini. Zaman zaman bu hayranlarının evinde bile kalıyor turne boyunca. Yoksulluğun ve imkansızlıkların duvarlarını müziğinin gücüyle yıkıyor. Mesela kendisine sosyal medya üzerinden tam 5 yıl boyunca sevgisini ileten ve Arjantin’nin ufacık bir köyünde yaşayan bir hayranının hayalini gerçekleştirmek için tam 18 saatlik bir otobüs yolculuğu yapıyor. Turnesini tamamladıktan sonra bu deneyimini belgeselleştirip tüm hayranlarıyla paylaşıyor Lucy.

Hayatımızda sahip olduğumuz pek çok şeyin değerini tam anlamıyla bilmediğimiz bir gerçek. Kaliteli müzik ve özgün sanatçılar bence bunların en başında geliyor. İnsanın ruhuna dokunup tüylerini diken diken eden ve içimizi mutlulukla dolduran şeyleri sanki biraz daha küçümsüyoruz gitgide. Bu bireyleri yeteri kadar takdir etmiyoruz sanki. Uzun lafın kısası, Lucy Rose’un sesi ve anlatacakları duyulması gereken değerler olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yandan, daha önce ismini hiç duymadığınız bir sanatçıyı keşfetmenin verdiği mutluluğu ve heyecanı çok iyi biliyoruz. Umarız bunu Lucy Rose’un müziği ile sizler de yaşarsınız. Dinleme listelerinize Lucy Rose’u sokmaktan gurur duyuyor ve herkese iyi dinlemeler diliyoruz. Hem dinleyin hem dinlettirin! Lucy Rose’a hafiften ısınmanızda yardımcı olacağını öngördüğümüz linkleri sizlerle aşağıda paylaşıyorum.

Müzikle kalın.

Lucy Rose’un Resmi Sitesi
Lucy Rose ile tanışmamı sağlayan “o” video
Night Bus
En güncel röportajı (2018)
Latin Amerika turnesini konu alan kısa belgesel
Strangest of Ways
Middle of the Bed
Shiver
Nebraska

Kaynak: 1234

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here