Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Marvel Sinematik Evreni’nin son çıkan filmi Black Panther’in gişedeki başarısı her geçen gün biraz daha artıyor. 2018 yılının Şubat ayında gösterime giren film, daha gösterime girer girmez rekor kırmayı başardı. En yüksek kâr eden solo süper kahraman filmi olan Black Panther; Deadpool, Wonder Woman gibi yapımları geride bıraktı.

İlk olarak Captain America: Civil War filminde beyaz perdede kendine yer bulan Black Panther ise film sayesinde popülaritesini oldukça artırdı. Marvel’ın siyahi kahramanlarından olan Black Panther, çizgi romanlarda ilk olarak Fantastic Four serisinin 52. sayısında görüldü. Daha sonra kendi çizgi roman serisine kavuşan Black Panther, 1966’dan beri çizgi roman sayfalarında yer aldı.

2016 yılından itibaren iki kez beyazperdede kendine yer bulan Black Panther’ın, Marvel’ın ileri filmlerinde de yer alması bekleniyor. Gerçek kimliği T’Challa olan Black Panther, babasının ölümünden sonra Wakanda’nın yeni kralı olmuş ve teknolojik açıdan oldukça kalkınmış olan ülkesinin yönetimi devralmıştı. Ancak daha acemi bir kral olan Black Panther, ülke yönetme işinin kolay bir şey olmadığını anlayacaktı.

Marvel’ın çizgi romanlarında kullandığı mekânlar çoğunlukla gerçek hayatta var olan yerlerden oluşmakta. Daredevil’in mahallesi Hell’s Kitchen ya da Luke Cage’in yaşadığı Harlem, en büyük örneklerden ikisi konumunda. Ancak Black Panther’in kralı olduğu Wakanda ise bu yerlerden farklı olarak hayali bir ülke. Bir Afrika ülkesi olan Wakanda, kıtanın kuzeydoğusunda bulunmakta. Ülkenin komşuları arasında ise Somali, Kenya ve Etiyopya gibi gerçek ülkeler dışında tıpkı Wakanda gibi hayali ülkeler de var.

Teknolojisiyle ünlü, zengin Vibranyum yataklarına sahip Wakanda, filmden sonra daha popüler bir mekân haline geldi. Bu popülaritede filmin geneli büyük bir etkendi tabi ama Wakanda ülkesinin gelecekte gerçek olabileceği fikri ülkenin popülaritesinin temelini oluşturdu. Öyle ki bazı şehir ve kent planlayıcılar, filmden sonra Wakanda’yı gündemlerine aldılar. Vancouver eski baş şehir planlamacısı Brent Toderian bir mimarlık dergisi olan Architectural Digest’e verdiği demeçte 1982 yılında gösterime giren Blade Runner filmindeki distopik Los Angeles görünümünden sonra Black Panther filmindeki Wakanda’nın da ekstra ilgi çektiğini belirtti. Toderian’a göre Blade Runner’daki Los Angeles, pozitif bir görünüm olmasa da ilgi çekiciydi. Üzerinde tartışılacak çok konu vardı. Aynı şekilde Wakanda’nın filmdeki görünümü itibariyle gelecek adına ilgi çekici olduğu göz ardı edilemezdi.

Peki Wakanda’nın hangi özelliği ya da özellikleri gelecekte onu hayali bir yerden bir gerçekliğe dönüştürebilirdi? Elbette panter gücüne sahip bir kral tarafından yönetilmesi değil ama bazı şehir planlamacılarına göre ülkenin altyapısındaki bazı unsurların ve kurgusal mekan tasarımlarının ileride gerçek hayatta var olabilmesi mümkün. Örneğin Wakanda’nın başkentinde yayaların şehrin caddelerinde baskın olması… Filmde, başkent sokaklarında neredeyse hiç araç bulunmazken yayaların egemenliği açıkça görülüyordu. Aslında bu tasarım şehir planlamacıları için yabancı değil. Wakanda’nın bu tasarımı, 1970’li yıllarda Hollanda’nın kamusal alan tasarımına yön veren Woonerf Konsepti ile oldukça benzerlik göstermekte. Hollanda Hükümeti’nin güvenli şehir planlamacılığı politikasıyla doğan Woonerf Konsepti, modası geçmiş olarak kabul edilse de Hollanda’nın bazı şehirlerinde hala görülmekte.

Massachusetts Institute of Technology’de doktora öğrencisi olan Yonah Freemark’a göre şehir sokaklarının egemenliği yayalarda olmalı. Freemark, Wakanda’nın bu özelliğinin de gelecekteki şehir planlamasını büyük ölçüde etkileyeceğine inanıyor. Wakanda’nın bu tasarımının, gelecekteki kamusal alan tasarımlarının nasıl olması gerektiği yönünde büyük bir ilhama sahip olduğunu belirten Freemark, sokakların araçlardan çok yayalara odaklanması gerektiğine söylüyor. Freemark’a göre insanlar geniş caddelerde güvenli ve rahat bir şekilde yürüyebilmeli. Aynı Wakanda’da olduğu gibi…

Filmde, manyetik alan tarafından desteklenen mıktanıslar üzerinde çalışan yüksek hızlı trenleri görmek mümkün. Her ne kadar filmde detaylı olarak değinilmese de bu trenler, Wakanda’nın dört bir yanını sarmış halde. Gerçek hayatta da bu trenlere rastlamak mümkün. Almanya ve Güney Kore’de bu tarz manyetil alanla çalışan trenler faaliyet göstermekte. Gelişen teknolojinin sayesinde gelecekte de bu tarz trenlerin yaygınlaşması çok yüksek bir ihtimal. Wakanda’da bu trenlerin kullanılmasının bir diğer sebebi de ülkedeki Vibranyum… Vibranyum sayesinde trenlerin hızlanması ve yavaşlaması daha kolay gerçekleşiyor. Ayrıca Wakanda’nın çok zengin bir ülke olması, ülkede bu tarz yüksek maliyetli trenlerin kullanılmasını daha olanaklı kılıyor. İleride hayali metal Vibranyum kadar dayanıklı ve hafif bir madem bulunur mu bilinmez ancak manyetik alan yardımıyla çalışan yüksek hızlı trenlerin varlığı Vibranyum kadar uzak değil gibi görünüyor.

Wakanda’nın gerçek hayata göz kırpan bir başka özelliği ise şehir manzarası… Çizgi romanlardan uyarlanan pek çok süper kahraman filmindeki şehirler fütüristik yapının hakim olduğu cam ve çelikten yapılma yüksek binalardan oluşuyor.  Hatta bu binalar, bulutlara kadar uzanan yüksekliğe sahip. Wakanda ise bu genellemenin dışında kalan bir manzaraya sahip. Diğer süper kahraman filmlerinin aksine Wakanda’nın mimarisi oldukça çeşitli. Her türlü boy ve ebatta yapılar görmek mümkün. Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de şehir ve bölge planlama alanında asistan profesörlük yapan Charisma Acey, Wakanda’nın şehir planlamasının gelecekteki Afrika için bir referans niteliğinde olduğuna değindi. Afrika ve Güney Amerika’da çalışmalarda bulunan Acey, Wakanda’nın çeşitli boyutlarda ve mat olan mimarisinin gelecek zamanlarda Afrika’yı etkileyebileceğini düşünüyor.

Wakanda mimarisinde bulunan geleneksel Afrika ögeleri de oldukça dikkat çekici. Samandan yapılan dam örtüleri ve asma bahçeler bunlara verilebilecek en önemli örnekler arasında yer alıyor. Ayrıca Acey, 2000 yılından beri Afrika’ya gelen sermayenin artışına dikkat çekti. Bu sermayeyle Afrika’da kurulan uydu şehirleri, kıtanın gelişimine katkıda bulunuyor.

Wakanda’nın mimarisi ile ilgili Brent Toderian’ın görüşleri de en az Charisma Acey kadar olumlu. Toderian’a göre Wakanda’nın mimarisi, yoğun ama baskıcı değil. Özellikle her dönemin mimarisinden esintilerin olması Toderian’ın düşüncelerinin olumlu olmasını sağlayan bir gerçek. Ayrıca bu mimarinin organik ve kendi kültürüne sadık kalması da büyük ölçüde takdire şayan.

Toderian ayrıca Wakanda’nın şehir planlamasında teknolojinin tek el olduğunu da düşünmüyor. Toderian’a göre teknolojik gelişmeler oldukça önemli fakat şehir planlamasında basit teknoloji daha etkili. Bunun en önemli kanıtı da bisikletler… Toderian, yoğun bir şehir ortamını araçlarla daha da karmaşık hale getirmek yerine bisiklet kullanmak daha sağlıklı olacağını düşünüyor. Üstelik teknolojisi yeterince gelişmiş, fütürist bir ülkenin daha rahat bir şehir yaşamı için bisiklet kullanımını destekleyeceğini de belirtiyor.

Tüm bu otoriter görüşler sonuç olarak tek bir düşünce altında toplanıyor. Black Panther’in Wakanda’sı, gelecekteki şehirlerin görünümü için olumlu bir alternatif sunuyor. Yüksek teknoloji sebebiyle gelişen şehirleşmenin, ileride yaşamı daha da kolaylaştırılacağı düşünülüyor. Black Panther filminin bu tür görüşleri daha da önemli hale getirmesi ise sinemanın yaşama olan etkilerinden birini gösteriyor. Kim bilir belki ileride Wakanda’nın esintilerini Afrika ya da başka kıtalardaki ülkelerde görmek mümkün olur. Ya da belki ileride Vibranyum kadar önemli bir metal keşfedilir ve dünya, gerçek bir Wakanda’ya sahip olur. Belki de bir ülkenin başkanını bir süper kahraman olarak görürüz. Sonuncusu biraz fazla ütopik oldu galiba.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here