Geçtiğimiz günlerde Ubisoft, Assassin’s Creed Odyssey DLC oyununda, oyuncuları heteroseksüel bir ilişkiye mecbur bıraktığı için özür dilemişti. Oyunda Kassandra ya da Alexios (kimi oynadığınıza göre), heteroseksüel bir ilişki sonucunda çocuk sahibi oluyordu. Oyunun yapımcıları bunun aslında karakterin soyunun Assassin’lere olan etkisini göstermek için yapıldığını söylemiş; lakin büyük resme baktıklarında bunun yanlış bir tercih olduklarını fark ettiklerini dile getirmişti. Böyle yanlış tercihler aslında geçmişten günümüze birçok video oyununda yaşanmış bir durum.

Not: Bu içerik şu oyunlar hakkında ufak tefek de olsa SPOILER barındırmaktadır: Final Fantasy IX, Final Fantasy XII, Resident Evil: Code Veronica, Resident Evil: Dead Aim

Günümüzde LGBT hakları için verilen mücadele sadece gerçek dünya ile sınırlı değil, sanal gerçeklikte de LGBT bireyleri halen kendilerine bir yer aramaya devam ediyor. Bu arayış, çağın ilerleyip gelişmesiyle daha kolay bir hal alsa da görüldüğü üzere LGBT bireylerinin varlığı ne yazık ki bazen unutulmaya devam ediliyor. Lakin yine de eskiye göre, modern oyunlarda, geleneksel cinsiyet ve seksüel tercih kalıplarının dışında tercihlere sahip bireylere daha fazla yer veriliyor. Üstelik de, ön yargıdan uzak ve daha doğru biçimde. Anlayacağınız, empati kurulması daha kolay ve gerçekçi bir şekilde LGBT karakterleri yaratılıyor. Her ne kadar günümüzdeki kadar göz önünde olmasalar da LGBT bireylerine aslında geçmişten günümüze, gözden uzak, kıyıda köşede, birçok video oyununda yer verilmiş. Şimdi bu oyunlara ve içlerinde LGBT karakterlerine biraz göz atalım.

Video oyunu endüstrisinin parlama yılları, neredeyse LGBT hakları hareketine benzer bir tarih olan, 1970’lerin başlarına denk geliyor. Lakin bu oyunlarda LGBT bireylerine yer verilmesi on yıllık bir süreci gerektiriyor. Oyunlardaki ilk LGBT bireyi karakter olarak kabul edilen kişi, 1986 yılında Moonmist isimli bilgisayar oyunundaki kız arkadaşına sinirli olan bir kadın. Evet, belki göze çarpan bir karakter değil ve evet belki kızgın olduğu kız arkadaşı başka bir erkekle evleniyor ama yine de bilinen ilk eşcinsel karakter bu kadın.

Her ne kadar Moonmist tarihte bir ilke yer vermişse de, içindeki eşcinsel karakter maalesef günümüzde pek hatırlanmıyor. Lakin 1988 yılında Super Mario Bros. 2’nin çıkmasıyla günümüzde bile halen bilinen ve sevilen bir LGBT karakteri doğuyor. Evet doğru tahmin ettiniz; pembe renkli, kırmızı kurdeleli bir dinazor olan Birdo’dan bahsediyoruz. Kendisi bir transseksüel. Oyunun orijinal içeriğinde Birdo “Bir kız olduğunu düşünüyor ve Birdetta olarak adlandırılmak istiyor.” denilmek suretiyle Birdo’nun aslında bir erkek olup, kendisini bir kadın olarak hissettiği söyleniliyordu. Lakin ilerleyen zamanlarda bu tanımlama kaldırılıyor ve oyuncunun hayal gücüne bırakılıyor. Yine de, Nintendo gibi tutucu bir firmadan, o yıllarda, böyle bir cinsiyet ve seksüellik tercihinin gelmesi gerçekten şaşırtıcı.

Yine o yıllarda LGBT bireyine yer veren bir diğer oyunsa 1989 yılında çıkan Circuit’s Edge, bu oyunda da transseksüel bir kadına rastlıyoruz. 1993 de ise Dracula Unleashed oyununda eşcinsel bir erkek kütüphaneciye rastlamak mümkün. Görüldüğü üzere, o yıllarda LGBT bireylerine ne yazık ki sadece arka planda rastlamak mümkün.

Aslında bu dönemlerde LGBT bireylerine en çok yer veren ülkenin Japonya olduğunu söylemek yanlış olmaz. Lakin bu oyunlardaki LGBT bireyleri gerçek hayattan ziyade klişe tiplemeleri içeriyor. Örneğin Street Fighter II ve Final Fantasy VII gibi oyunlarda dönemin “eşcinsel tanımına” göre yaratılmış tek tük karakterler bulunuyor.

Japonya’da işler bu şekilde şekillenirken, 1996 yılına geldiğimizde, Amerikan oyun geliştiricileri eşcinsel karakterlere oyunun içinde gerçekten yer vermeye başlıyor. Mesela Phantasmagoria 2 oyununda Curtis Craig ve onun en yakın arkadaşı Trevor arasında geçen romantik bir ilişkiye yer veriliyor. Curtis’in biseksüel olduğu söyleniyor. Dolayısıyla Curtis’in cinsel kimliği oyuncunun isteğine göre şekillenebiliyor.

1998 yılına geldiğimizde ise Fallout 2 oyunu bir devrime imza atıyor ve daha dünyada eşcinsel evliliği yasallaşmamışken, oyundaki karakterinizin istediği cinsel kimliğe sahip insanla evlenmesine olanak sağlıyor! Dönemine göre gerçekten de inanılmaz bir durum. Fallout serisinin geliştiricilerinden Tim Caine açık bir eşcinsel ve ancak ne yazık ki 2012 yılında evlenebiliyor, kendisi oyuna eşcinsel evliliğini getirmeyi şöyle anlatıyor;

“Biz sınırları zorlamayı seviyoruz. Bu her zaman şiddet konusunda olmak zorunda değil. Oyunda tam bir sosyal topluluk yaratmak istedik. Dolayısıyla eşcinsel evliliği yapmak istediğimiz bir şeydi. Takımda kimsenin bu konuda tartıştığını düşünmüyorum. Kimse bunun için fazla heyecanlanmadı da. Sadece yaptık.”

Aslında o dönemde dünyada böyle bir şey tabu kabul edilirken, Fallout ekibinin bu cesareti göstermesi ve normal bir şey olarak kabul edip bunu yaratabilmeleri bir alkışı hak ediyor. Zira o dönemde çoğu oyun hala açıkça eşcinsel olduğu belli olan karakterler yaratmaktan çekiniyor. Örneğin, 2000 yılında piyasaya sürülen Final Fantasy serisinin dokuzuncu oyununda cinselliği tam olarak anlaşılmayan iki karaktere yer veriliyor: Büyük ihtimal cinsiyetsiz olan Qu Kabilesinden Quena ve biyosilah olan Vivi. Quene ve onun kardeşinin ayırt edilip tanımlanabilecek herhangi bir cinsiyeti yok.

Aslında Final Fantasy serinde Genderqueer olan onaylanmış tek bir karakter var. O da 2007 yılında yayımlanmış Final Fantasy Tactics Advanced 2: Grimoires of the Rift oyunundaki Night Dancer. Bu karakterinde aslında biyolojik olarak erkek olduğu lakin sonradan kadın olduğu ortaya çıkmıştır. Trajik şekilde ise bu karakter serinin kötü karakterlerinden biridir.

Japon serilerinden daha açık bir şekilde LGBT bireylerine yer veren oyunlardan birisi ise Resident Evil serisi. 2000 yılında Resident Evil: Code Veronica oyununda Alfred Ashford’un karşı cinsin kıyafetlerini giymesi gibi transseksüelliğe vurgu yapan birçok olay yaşanıyor. Keza yine 2003 yılında Resident Evil: Dead Aim’in çıkması ile serideki düşmanlardan Morpheus Duvall isimli bir karakter, oyunun sonuna doğru kendisini, kendisinin kadın versiyonuna çeviriyor. Böylece yine açık bir şekilde transseksüellik gözüküyor.

2000’lerin başlarında eşcinsel hakları mücadelesine olan dünya ilgisinin artması ile birlikte LGBT bireyleri de toplum içinde istedikleri gibi yaşamaya, korkusuzca beraber olmaya, ve hatta çocuk evlat edinebilmeye başlıyorlar. Tabi ki de video oyunları da bu devrimi takip etmeye karar veriyor. Böylece yeni bir çağ başlıyor. (neyse ki!)

Bu çağın öncü oyunu ise 2000 yılında EA Games tarafından piyasaya sürülen bir hayat simülatörü oyunu olan The Sims oluyor. Zira bu oyunda yarattığınız karakterin cinsel tercihi dahil her şeyini siz seçebiliyorsunuz ve tıpkı Fallout 2 gibi oyunda eşcinsel evliliği mümkün. Üstelik The Sims ilk defa piyasaya sürülürken bir çağ atlıyor ve LGBT bireylerine hitap eden bir özel fragman bile yayımlıyor. Tebrik etmemek elde değil doğrusu.

2001 yılına geldiğimizde ise Metal Gear Solid: Sons of Liberty oyunu bizlere aslında biseksüel bir birey olan, oyunun kötü karakteri Vamp’ı sunuyor. Vamp’ı oyunun kötü karakteri yapmış olsalar da hiç yoktansa LGBT içeriğine yer veriliyor. Keza Vamp’ın geçmişinde yaşadıkları, biz oyuncuya onun neden kötü biri olduğuna dair empati yaptırıyor ve onun kötü biri olmasına böylece çok şaşırmıyoruz. Serinin devamında 2004 yılında çıkan Metal Gear Solid: Snake Eater oyununda ise iki erkek olan Colonel Volgin ve Major Ivan Raikov arasındaki bir romantik ilişki olduğu oyuncuya düşündürülüyor.

2003 yılında ise Bioware’in Star Wars RPG oyunu olan Knights of the Old Republic (KOTOR) oyuncusuna Star Wars evrenindeki ilk lezbiyen karakteri sunuyor. Bu kadın Juhani isimli bir Jedi şovalyesi ve karakteriniz onunla bir ilişki yaşayabiliyor.

Video oyunlarındaki LGBT temsili 2007 yılı ile daha da modern bir hal alıyor. 2007 yılında çıkan Assassin’s Creed oyununda Abu’l Nuquod’un eşcinsel olduğu düşünülüyor. 15. yüzyılın İtalya’sında geçen Assassin’s Creed: Brotherhood’da ise Ubisoft tarihi bir söylentiye yer veriyor ve oyunda Leonardo Da Vinci’nin erkeklerle olan ilişkisine bir atıfta bulunuyor.

2009’un Grand Theft Auto serisi oyunu ise LGBT içeriği olarak biraz karışık. Zira Tony karakteri tam olarak bir rol modeli değil ama göze çarpan bir eşcinsel karakter. 2009’da karşımıza çıkan bir diğer oyun ise Japon yapımı olan Persona serisi. Bu serinin dördüncü yapımında Kanji’nin seksüelliği açığa çıkıyor.

2010 ve sonrasında ise Dragon Age I ve Dragon Age: Origins, Borderlands II ve Mass Effect 2 ve 3 gibi LGBT bireylerini ve aynı cins evliliğini ön plana çıkaran ve sevilen oyunlar sayesinde video oyunlarının da çağı daha da renklenmeye başlıyor.

Örneğin, 2012 yılında piyasaya çıkan Mass Effect III, aynı cinsel kimliğe sahip insanların ilişkilerini daha derinden incelememize olanak veriyor. Lakin ne yazık ki oyundaki eşcinsel aşk sahneleri belirli bir grup tarafından hoş karşılansa da, diğer yandan da ağır eleştirilere maruz kalıyor.

Tüm bu ikilemler ve onlara getirilen çözümler ile oyuncu LGBT bireyleri için daha modern bir dönemin kapıları açılıyor. Belki de LGBT bireylerini en iyi yansıtan kişi, onlarca yılın oyunu ödülüne layık görülmüş 2013’te çıkışını gerçekleştiren The Last of Us’ının ana karakteri olan Ellie’dir. Belki de Ellie, LGBT topluluğunu temsil eden bireyler arasında en doğal ve homojen şekilde yansıtılmış olanıdır. Bu etkiyi en çok yaratan faktörlerden biri ise, Ellie’nin cinsel kimliğini yaklaşık 15 saatlik ana oyunda değil, 14 Şubat 2014’te çıkan DLC’si Left Behind ile öğrenmiş oluşumuzdur. Ellie, günümüzde en çok göz önünde olan LGBT bireyi olduğu için size biraz bahsedelim.

Ana oyun boyunca tanıma şansı yakaladığımız bu karakter, yeri geldiği zaman şevkatli oluşu, yeri geldiğinde hırslı ve gözü pek oluşu, tüm dünyanın geleceğinin onun omuzlarında olduğunu bildiği için attığı her adımda korkusunu içinde bastırmasıyla, oyun dünyasının en güçlü ve örnek gösterilesi kadınlarından biri olmayı başarıyor. Sevgililer gününde çıkan DLC sayesinde geçmişine göz atma fırsatı yakalanan Ellie’nin cinsel kimliği insanın suratına yeni bir bilgi gibi fırlatılmaktan ziyade, yavaş yavaş sunulup ağır bir şekilde yediriliyor. Böylece Riley ve Ellie arasındaki dinamiği gözlemleme şansı bulunuyor, aralarında geçen diyaloglar ile birbirlerine olan hislerini anlama şansı doğuyor ve öpüştüklerinde ise bir şok yaşamaktan ziyade saatlerdir yaşanması beklenen ve istenen bir ana şahitlik edilmiş gibi olunuyor.

İşte Naughty Dog’un bu usta yazarlığı, LGBT dünyası için sıfırdan bir karakter yaratmaya çalışmaktansa, zaten var olan milyonlarca LGBT bireyinden birini, içten birini ön plana çıkarıyor. Ayrıca, The Last of Us Part II’nin gameplay videosu ile dünyanın en büyük oyun fuarı olan E3’te PlayStation konferansı sırasında eşcinsel bir öpüşme sahnesi gösteren Naughty Dog, alabilecekleri olumsuz tepkilerin hiçbirini umursamadıklarını ve yansıtmak istedikleri görüşün tamamen arkasında durduklarını, arkalarında bulunan Sony desteği ile kanıtlamış oluyorlar. Takdir edilesi bir durum.

2016 yılında ise Blizzard tarafından piyasaya sürülen Overwatch oyununda ise, oyunun sembolü haline gelmiş ve en çok sevilen karakterlerden biri olan Tracer‘ın cinsel kimliğinin açıklanması ve böylece lezbiyen olduğunun ortaya çıkması ve devamında yine oyunun sevilen bir diğer karakteri olan Soldier 76‘nın aslında gay olduğunun açıklanması ile klişe kalıplardan uzaklaşıldığı ortaya çıkıyor.

Anlayacağınız, video oyunlarındaki LGBT bireyleri de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi git gide evrimleşiyor ve gelişiyor. Ayrıca gerçekçileşiyor da. Önceleri repliklere bile sahip olamayan LGBT bireyleri, gerçek dünyada da seslerinin iyice duyulması ile birlikte, serilerin baş rollerine dönüşüyor. Böylece de eşitlik yerini buluyor. Umuyoruz ki, her türlü cinsel kimlik daha da kabul görülür bir hale gelir ve sıradanlaşır.

Zira normal olan bir olaya anormal denmesidir asıl anormallik…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here