Yapımı 1160 yılından 1260 senesine kadar neredeyse 100 senede  tamamlanmış olan katedralyaklaşık 850 senedir Avrupa’nın en çok bilinen tarihi simgelerinden biri olmayı başarmıştır. On bin kişiye kadar ulaşabilen kapasitesi ile Avrupa’nın bu konuda öncü  bir ibadethanesi olmayı da başarabilen Notre Dame’ı yalnızca bu detaylar tarih sahnesinde özel kılmıyor elbette. Tüm bunların yanı sıra tanıklık ettiği ve yaşadığı olaylar hem Avrupa hem de dünya tarihini derinden etkilemiştir. Haçlı Sefeleri’nin kutsama merkezi, başta Napolyon Bonapart olmak üzere sayısız Fransız İmparatorun taç giyme törenlerine ev sahipliği, Victor Hugo’nun dizelerinde kağıt ve mürekkebe bulanıp can bulan, Fransa’nın devrimlerine şahitlik eden, Nazi ordularının işgalini görmüş tarihi bir çınardan söz ediyoruz.

Notre Dame tarihi aslında 1160 öncesinde kendisini belli etmekte, şöyle ki: Fransa’da Hristiyanlık dönemi öncesinde Roma İmparatorluğu işgalinde iken Jüpiter’e adanmış bir tapınağın burada olduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir.Başka bir kaynak ise erken Hristiyanlık döneminde bölgede farklı bir bazilika olduğunu yazmaktadır.Tarihler 1160 senesini gösterdiğinde ise efsaneye göre Paris Baş Piskoposu Maurice de Sully’nin bu görkemli kilisenin hayalini görüp bundan etkilendiği söylenir. Paris Katedrali yerine yapılması planlanan Notre Dame için o dönem onlarca ev ve yerleşimin yıkıldığı, Fransa Kralı VII. Louis’nin bu konuyla yakından ilgilenip inşaatı çok önemsediği hatta bu yüzden Papa’dan büyük bir taktir kazandığı bilinmektedir. Notre Dame o yıllardan itibaren Fransa başta olmak üzere Avrupa’yı kasıp kavuracak Gotik Mimari’nin en şahane ve en büyük simgelerinden biri olmayı başarmıştır.

18. yüzyıl dünya tarihi için büyük bir olaya sahne olduFransız halkı yıllardır büyük bir evrim geçirip, adeta bir aydınlanma yaşadı. Halk kitaplar okuyup bilinçleniyor, gelecekleri için kaygılanıp soylular tarafından gasp edildiğine inandıkları haklarını talep etmeye başladı. Yıllar boyu süren savaşlar ve yanlış ekonomik politikalar yüzünden aç kalan halk kral ve kilisenin baskıcı politikalarına karşı burjuva sınıfının öncülüğünde ayaklandı. Saray soyluları tarafından “aşağı” olarak gözüken bu eğitimli kitle Fransa’da 1789 senesinde devrim başlatmıştı. Bastille Hapishanesi’nin halk tarafından basılıp mahkumların serbest bırakılmasıyla başlayan devrim çağ açıp çağ kapattı. Bu devrim başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa’da krallığın, dini hiyerarşinin ve aristokrasinin halk tarafından sorgulanmasına yol açtıDevrim sürecinde başta kilise ve krala olan öfkeyle katedral çeşitli zarar ve tahribatlara maruz kaldı. Devrim sonrasında itibarsız hale gelip unutulmaya yüz tutmuş olan katedralin makus talihini değiştirmeyi başaran insan ise Victor Hugo oldu. Fransız İhtilali’nin belirsiz ve karanlık senelerinde çok büyük tahribat görüp yıkılması dahi düşünülen hatta bu yüzden Victor Hugo’nun sırf katedrali kurtarmak ve halkın bu yönde ilgisini çekmek için Notre Dame’ın Kamburu romanını yazması sadece o dönem için katedrali kurtarmakla kalmadı, bu yapıyı aynı zamanda Paris’in simgesi haline getirdi. Kaleme aldığı eser sayesinde sadece Notre Dame‘ı değil Avrupa’da ki sayısız unutulmaya yüz tutmuş tarihi eserin restorasyona girmesinde büyük etkiye sahip oldu fakat Notre Dame’ı tarih sahnesinin gözü önüne serecek yeni olaylar beklemekteydi…

1. Dünya Savaşı biteli neredeyse 21 sene olmuştu, dünya yeni bir dünya savaşı olacağını tahmin dahi etmiyordu ancak takvim yaprakları 1 Eylül 1939 gününü gösterdiğinde Nazi Almanyası Polonya’ya saldırı başlatana dek. Fransa ve İngiltere Polonya’nın yanında savaşa girmiş artık Fransa yeni bir savaşın içine yine sürüklenmişti. Napolyon ve Fransa-Prusya Savaşları’nda şehir defalarca kuşatılmış, hatta Ruslar şehri ele geçirmeyi bile başarmıştı fakat tarihi eserler bir şekilde Fransız İmparatorlar tarafından korunmuştu. Nazi kuvvetleri haftalardır uyguladığı Blitzkrieg taktiği ile Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’u ele geçirmiş, Fransa’nın neredeyse tüm kara sınırlarına dayanmıştı. Ardenler üzerinden gerçekleşen taaruz sonucu Fransa Ordusu bozguna uğramıştı, Fransızlar sırf tarihi eserlerine ve yapıları Luftwaffe uçaklarının zalimliğine maruz kalmasın diye şehri Nazilere tek kurşun atmadan teslim etti. Hitler hayranı olduğu Paris’i sonunda ele geçirmişti. Fransızlar ağır şartlar içeren bir ateşkesi kabul edip Paris’i Üçüncü Reich’ın ellerine bıraktı. Artık şehrin içindeki insanların olduğu kadar, Bordeaux’e kaçırılamayan tarihi eserlerin kaderi de Hitler’in elindeydi. Almanya’nın savaşı kaybetmeye başladığı yıllara kadar şehre iyi davranan Naziler, 1944 senesinin 8 Ağustos gününde bizzat Hitler tarafından gönderilen o ünlü emirle şehrin yok edilmesini istedi.Hitler telefondan General Dietrich Von Choltitz’e dünya tarihinde önemli bir yer tutmuş “Paris yanıyor mu?” sorusunu sorup, General Dietrich Von Choltitz’e başta Eyfel Kulesi ve Notre Dame olmak üzere tüm Paris’i ve diğer tarihi eserlerini yıkıp, yok etmesi emrini verdi. General Choltitz ise: “Tarihe Paris’i yıkan adam olarak geçmek istemiyorum diyerek” emirlere karşı gelip, Müttefik ordularına teslim olmuştur. Bölgede bulunan ve hala Hitler’e sonsuz sadakat içinde bulunan askerlerin oluşturduğu başka bir taburun komutanı ise Notre Dame Katedrali’nin iç ve alt bölümünü patlayıcılarla doldurup, düzeneği hazır hale getirmiştir fakat rivayete göre: Patlatmakla görevli olan asker düzeneğe basmadan önce Notre Dame’ın güzelliği ve estetiği karşısında büyülenip, düğmeye basmamıştır. Müttefik askerler Paris’i kurtardıklarında Notre Dame Katedrali’nin içinde patlayıcıları ve oluşturulan düzeneği bulmuşlardır.

İnsanlık çeşitli yerlerde tarihin akışını değiştiren çeşitli olaylara şahitlik etti, bu çeşitlilik içerisinde dünya tarihi bazen hatalarla gerilemeler bazen ise büyük atılımlar sayesinde kazanımlar yaşadı. Tarihi mekanların önemini aslında tam olarak burada görüyoruz. Yüzyıllar önce yaşamış belki hayranlık belki de nefret duyduğumuz tarihi figürlerden, gezgin bir tüccara, şehre ilk defa gelmiş bir köylüye kadar bize aynı duyguları hissettirmeyi başarıyor. Bu duygunun ismi hayranlık, kaygısını duyduğumuz şey ise estetik. İnsanlık olarak her vakit gözlerimiz güzel şeyler görmek istiyor, Notre Dame Katedrali ise güzelliği yanında bize Gotik Mimari’nin farklılığını yaşatıyordu. Son yangınla birlikte büyük bir bölümü tahrip olan katedral için adeta dünya seferber oldu ve bu dünya mirasını tekrar yaşatmak için elinden geleni yapmaya başladı. Hegel’in de dediği gibi: “Dünya tarihi, özgürlüğün bilincinde ilerlemelidir.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here