İlk olarak vikipedik bilgiler vermek gerekirse Frankfurt Okulu, Almanya’da 1923 yılında kurulan ve sosyoloji, siyaset bilimi, psikanaliz, tarih, estetik, felsefe, müzikoloji gibi farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren, Toplumsal Araştırma Enstitüsü`nün bir düşünce akımı olarak ifade edilmesidir. Özellikle de Marksizm, Stalinizm, Faşizm, Nazizm gibi 20. yüzyılın ilk yarısının yükselen görüşlerini derinden inceleyen ve fikirler ortaya koyan ve bunları ağırlıklı olarak eleştirel teori şeklinde yapan bir okuldur. Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno’nun yanı sıra Friedrich Pollock, Herbert Marcuse, Walter Benjamin, Leo Lowenthal gibi düşünürleri de barındıran ve kitleleri etkileyen bir enstitüdür. Frankfurt Okulu, Batı Marksizmi olarak bilinen ve genelde bir iç eleştiriyle teoriye özgül yorum getirmeye çalışan teorik eğilimli Marksizmin ana akımlarından birisini oluşturur. Okulun Marksizmi edinme biçimleri de eleştireldir.

Frankfurt Okulu; tarihi yazılmış, hakkında incelemeler yapılmış, tezler ve makaleler yazılmış bu gerçekliğin tarihsel olarak belirli varlığı genel kabul gören bir okuldur. Felsefi, sosyolojik ve politik alanlarda sıkça tez ve inceleme konusu olmaktadır. Ayrıca beşerî bilimlerin içerisindeki alanlarda da okulun katkısını güçlü anlamda saptayabiliriz. Okulun genel olarak çalışmalarındaki mottosu üç aşamadan oluşur. ‘Anlamak’ ardından ‘anlamlandırmak’ ve son olarak ‘yargılamak’ bu üç aşamadır. Bünyesindeki düşünürlerin çoğunun mottosu olan bu üç aşama, tarihte birçok felsefeci ve sosyoloğa da ışık olmuştur. Ayrıca bu okulu tanımlayan şeylerden biri de bilinen kategoriler altında derhal sınıflandırılmayan bir dil ve düşünme tarzıdır. Okulun genel düşüncesini anlayabilmek için, düşünürlerinin ‘neden’ söz etmektedir, ‘nasıl’ söz etmektedir derinliğini kavrayabilmek gerekmektedir. Bu şekilde okulun tematik dokusunu sistematik olarak anlamlandırabiliriz.

frank

Kuruluş söylemi olarak bir felsefesi olduğu çok açıktır. Teorik kazanımların küresel sunumunu da felsefe sıfatıyla başlatır. Felsefe biçimsel ve mantıksal olarak tarih ve toplum felsefesinden önce gelse de tarihsel aklın belli bir ihtiyacıyla ya da çıkarıyla harekete geçirilmiştir. Frankfurt Okulu’nun felsefi içeriği de ‘Eleştirel Teori’ ilkelerinden oluşur. Tarih içinde işleyen kriz ile kavram içinde işleyen kriz arasında dolayım oluşturan bir merciden oluşmuştur. Dolayısıyla; sosyal-tarihsel söylemin çıkışına ve besleyen noktalarına hâkim olmak için bu felsefi ‘düşünmeye gerekli’ olana aşina olmak temel önemdedir. Bu ‘mantıksal çekirdek’ kendi anlamını, bu anlamı aydınlatmayı sağlayan sosyal-tarihsel malzeme içinde sonraki açılımından alır. Bir yandan da Alman İdealizmi karşısında bir tavır vardır.

Frankfurt Okulu, iki dünya savaşı arasında; ‘kültür endüstrisi’, ‘toplumsal tek boyutluluk’, ‘itaatkârlık’ ve ‘tüketim toplumu’ gibi meseleleri ele alarak hem Marksist teori hem de toplumsal muhalefet hareketleri için yeni bir soluk olmuştur. Okulun genel hatlarıyla düşünsel alanı ağırlıklı olarak üç önemli tarihi olay tarafından şekillendi. Bunlardan ilki Marx’ın Batı Avrupa’da öngördüğü işçi sınıfı devriminin başarıya ulaşamaması, Nazizmin Almanya ve özellikle de Orta Avrupa’da önlenemez yükselişi ve Kapitalizmin o dönemlerdeki son noktası olan Fordizm’in üretim ve tüketim biçimine evrilmesidir. İki savaş arasında büyük çalışmalar sunan ve kendi felsefesini yaratan okulun üyeleri, Adolf Hitler’in yükselmeye ve diktatör olmaya başladığı 1933 yılından itibaren farklı ülkelere dağıldılar ve fikirlerini bu ülkelere taşıdılar. Ancak Nazi Almanya’sının dağılmasıyla 1953’ten itibaren okul yeniden kuruldu ve günümüzde hala politika, felsefe ve sosyoloji ağırlıklı olmak üzere birçok alanda önemli bilimsel çalışmalar üretmektedir.

 

Kaynakça:

Assoun, Paul Laurent (2012). Frankfurt Okulu. Dost, Ankara, Türkiye

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here