Gürcistan Devlet Balesi’nde folklör eğitimi alan Merab (Levan Gelbakhiani), ailesinin izinden gidip Gürcistan Dans Topluluğu ile dünyayı gezmekte kararlıdır. Babasının onları erken yaşta terk etmesi üzerine yoksullaşan ailesinin geçimini, akşamları garsonluk yaptığı restorandan kazandığı harçlık ile sağlamaya çalışmaktadır. Başına buyruk abisi, tükenmişlik sendromunda olan annesi ve yaşlı anneannesinin yükünü aynı anda sırtlayan Merab, bir yandan da kendini dans kariyerine odaklanmaya zorlar.

Merab’ın 10 yaşından beri partneri olan Mary (Ana Javakishvili) ile uyumu, danstaki adımları ve dönüşleri her ne kadar kusursuz olsa da dans hocası Aleko (Kakha Gagidze)’ya göre fazlasıyla yumuşak ve kibardır. Ortodoks Kiliselerindeki papazları andıran hocası Aleko, gürcü dansında, erkeğin tüm maskülenliği ile ön plana çıkması gerekirken, kadının da bir ”bakire” kadar utangaç olması gerektiğini savunmaktadır. Merab, hocasının bu dayatmasına olumlu cevap verebilmek için kıvranırken sınıflarına Irakli (Bachi Valishvili) adında yeni bir dansçı katılır.

Merab, kısa sürede sınıftaki dansçılarla kaynaşan ve hocasının beğenisini kazanan Irakli’yi kendine rakip olarak görür. Özellikle Gürcistan Dans Topluluğu’nda 1 kişilik erkek dansçı boşluğu oluşunca ortalık daha da kızışır. Oluşan bu rekabet ortamında aynı atmosferi uzun süre baş başa paylaşmaları, ikilinin arasındaki buzları eritirken aynı zamanda da hiç tahmin etmeyecekleri  yakınlaşmaların yaşanmasına zemin hazırlayacaktır.

İsveç doğumlu Gürcü asıllı yönetmen Levan Akin, yazıp yönettiği son filmi And Then We Danced | Ve Sonra Dans Ettik ile, kilisenin son derece güçlü olduğu muhafazakâr ve erkek egemen Gürcü toplumunda, Merab’ın eşcinsel bir birey olarak varoluş hikâyesini tüm yalınlığıyla merceğine alıyor.

2013 yılında tüm tehditlere rağmen başkent Tiflis’te düzenlenen ve Gürcistan’da bir ilk olma özelliği taşıyan Onur Yürüyüşü’ne papazların ve aşırı sağcı grupların taşlarla saldırdığı olayın üzerinden altı yıl geçmesinin ardından, Gürcistan’ın LGBTİ+ temalı ilk filmi festivallerde boy gösteriyor.

Brokeback Mountain (2005) ile yükselişe geçen ve LGBTİ+ bireylerin varoluş mücadelesini beyaz perdeye aktaran Kuir Sinema’nın özellikle son dönemlerde birbirine benzeyen örnekleriyle tıkanma aşamasında olduğunu göz önünde bulundurarak, And Then We Danced‘in bütünüyle özgün bir hikâye sunduğunu söylemek imkansız gibi duruyor. Ancak film; küçük, içine kapanık, yoksul ve muhafazakâr bir toplum olma özelliği taşıyan sınır komşumuz Gürcistan’ı odağına almasıyla ve benzersiz Kafkas Dansı sekanslarıyla ön plana çıkarak muadillerinden ayrılıyor.

Yazının bu bölümü, filmi henüz izlemeyenler için sürpriz gelişmeler içermektedir.

Merab’ın iç dünyasıyla bütünleşen görüntü yönetimi de filmin bir diğer artısı olarak karşımıza çıkıyor. Merab tek başınayken oldukça karamsar ve silik tonlarda bir şehir portresi sunulurken, Irakli ile birlikte olduğu zamanlarda aydınlanan ve parlayan görüntü, ikilinin arasındaki çekimi destekliyor. Tabi burada Merab’ı canlandıran Levan Gelbakhiani’nin oldukça başarılı performansını da göz ardı etmemek gerekiyor. Uzun yıllardır dans partneri ve ”neredeyse” sevgilisi diyebileceğimiz Mary’e olan bakışı ile kısa sürede hayatına girmesine rağmen fazlasıyla çekim hissettiği ve kademeli olarak arzusunun arttığı Irakli’ye karşı olan bakışındaki keskin ayrımı, Merab’ın davranışlarında ve mimiklerinde görebiliyoruz.

Hikâyede öne çıkan diğer bir detay ise, Merab’ın içinde bulunduğu toplumu tamamen kabullenmiş olması ve bu durumu toplumsal boyutta değiştirmeye çalışmaması. Bu yüzden Merab’ı – sınıfındaki birkaç dansçı dışında – toplumla çatışma halinde görmüyoruz. Ayrıca Irakli’ye her ne kadar arzu duysa da günün birinde onun elinden kayıp gideceğini baştan kabullenmesiyle asla ajitasyon sularında yüzmeyen filmin asıl derdinin, bu ikilin kavuşamayış hikâyesinden öte, Merab üzerinden LGBTİ+ bireylerin toplumda  varoluş mücadelesinin olduğunu anlıyoruz. Özellikle Merab’ın, Gürcistan Dans Topluluğu için yapılan seçmelerde, ayağının sakat olmasına rağmen en iyi performansı sunmak için çabalaması ve seçilemeyeceğini bildiği halde jurilere inat koreografisine feminen hareketler iliştirmesiyle bu varoluş mücadelesini ve heteroseksist cinsiyetçi zihniyete adeta “canınız cehenneme” demesini iliklerimize kadar hissediyoruz.

And Then We Danced | Ve Sonra Dans Ettik, ülkemizdeki prömiyerini Filmekimi kapsamında İstanbul’da gerçekleştirdi. Ayrıca çeşitli festivallerden ödüllerle dönen film, Cannes’daki Kuir Palmiye adaylığı ve Akademi Ödülleri’nin bu yıl ismi ”En İyi Uluslararası Film” olarak değişen kategorisinde İsveç’in aday adayı olmasıyla çok konuşulacak gibi duruyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here