Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Vincent Van Gogh‘un ailesinde bankacı, büyük tüccar, tablo satıcısı gibi zengin kişilerin bulunmasına rağmen babası bir köy papazıydı. 12 yaşında iken komşu kasabanın okuluna gönderilen Vincent, eğitim ve öğrenim işini yarım bıraktı. Babası onu 16 yaşındayken, önce La Haye’deki, sonra Brüksel’deki Goupil  galerilerine resim satış memuru olarak yerleştirdi. 1873′te, Goupil Galerisi’nin Londra şubesine atandı. Burada kiracı olarak kaldığı evin kızı Ursula Loyer ile 1875′te evlenmek istedi. Teklifinin reddedilmesi üzerine ilk ruhsal bunalımını geçirdi. Londra’dan kaçtı, Goupil Galerisi’nin Paris şubesine geçti, fakat burada da barınamadı. Müşterilerle, kurum yöneticileriyle anlaşmazlıklar çıkarıyordu. İşinden ayrılıp evine döndü. Ne yapmak istediğini bilmiyordu, işsiz güçsüz avare avare dolaşıyor bu arada resim galeri ve müzelerini dolaşıyor, resimler yapıyordu. (Bu yazıda Van Gogh’un oldukça popüler olan eserlerinin aksine iç dünyasını ve kendine zarar verecek kadar acı çekmesini işlemek istedik)

Modern İsa Van Gogh

İlahiyat dersleri aldı. Madenlerde papazlık yaptı, sefalet içinde yüzdü. Van Gogh’un Borinage madenlerindeki işçilere yardım için çırpınışı, katlandığı mahrumiyetler, karşılaştığı güçlükler kendisine hem deli, hem veli şöhretini kazandırdı. Köylüler ve maden işçileri ona çağdaş bir İsa gözüyle bakıyorlardı. Kendisi hasta ve fakirdi, aynı zamanda sadakayla yaşıyordu. Kardeşi Theo buraya gelip ölmek üzere olan Van Gogh’u kurtardı, Brüksel’e götürdü. Ama ruhi dengesi büsbütün bozulmuş, harap olmuştu. Korkunç gerçeklerle teması, Tanrı inancını kaybettirmişti. Yaşadığı şeyler ona hayatı sorgulamasının yanında ruhi hastalıklar kazandırdı veya bu hastalıkların hızla ilerlemesine olanak sağladı.

İkili ilişkiler

Brüksel’de ressam Ridden van Rappart ile tanıştı; ondan dersler aldı, anatomi ve perspektif öğrendi. Theo onun resim kabiliyetini sezmişti, para yardımı yapıyordu. Etten şehrine yerleşmiş olan ailesinin yanına dönünce Kate adındaki dul kuzenine aşık oldu. Kadın Van Gogh’un evlenme teklifini reddetti. 1883′e kadar La Haye’de kaldı. Akrabası olan ünlü ressam Mauve’dan resim dersleri aldı. İlk yağlı boya resimlerini 1881-1883′te yaptı. Bir süre Christine adında bir fahişe ile yaşadı, sonra ailesinin yanına dönüp komşularından Margot Begemann adında bir kadınla beraber olmaya başladı. Ailesi evlenmelerine razı olmayınca Margot intihara teşebbüs etti. Bu olay Van Gogh’un hayatını büsbütün altüst etti.

Ressamlığın başlaması ve sanat aşkı

Babası 1885′te ölünce, kardeşi Theo’nun da etkisiyle 1886′da Paris’e gitti. Paris’te yaşayan kardeşi Theo onu evine aldı, barındırdı, baktı. Eline her türlü resim malzemesini verdi. Vincent Van Gogh, Ressam Cormon’un atölyesine yazıldı. Burada empresyonist ressamlarla tanıştı. İçinde, bir türlü dile getiremediği coşkun bir insanlık sevgisi, sonsuz bir merhamet hissi vardı ki, bunları kelimelerin yardımı olmadan boyalarla anlatmak zorundaydı.

Bir ara Noktacı resim tekniğini benimsedi. Paris’te kaldığı bir yıl içinde 200′den fazla resim yapmıştı. 1888′de, Güney Fransa’da, daima güneşli ve yazın çok sıcak olan Arles Kasabası’na gitti. Akdeniz’in laciverdi onu büyüledi.

Van Gogh’un destansı kesik kulağı

 

Van Gogh resmi o kadar seviyordu ki, boyayı tüpten doğruca tuval üzerine sıkıyor, parmağıyla eziyordu. Bazen hırsını alamıyor, boya yiyor; yemeklere renk versin diye boya katıyordu! Yaz sıcaklarında, tarlalarda güneş altında çalışmak sinirlerini büsbütün harap etti. 1890′da bir gece (23 Aralık), küstah tavırlar takınan Gauguin‘in gırtlağını ustura ile kesmeye kalkıştı; güçlü kuvvetli bir ressam olan Gauguin kendini korudu ve kurtuldu, fakat kavga edip orayı terk etti.  Van Gogh hırsını alamayınca kızdı ve kendi kulağını kesti… Zavallı ressam. Kestiği kulağını şehrin genelevlerinden birinde tanıştığı bir hayat kadınına hediye etti. Bunun sebebi, kendisini anladığını düşündüğü kişilere dönmek istemesidir. Sanatçılar ve hayat kadınları toplum tarafından aynı şekilde reddediliyordu ve dışlanıyordu, Vincent Van Gogh toplumun dışladığı bu insanlara yakınlık duyuyordu.

Theo Paris’ten kardeşi için geldi ve Van Gogh’u iki hafta için hastaneye yatırdılar. Burada hayaller görmeye başladı. Arles’de hayatının en güzel 200 tablosunu yapmıştır. Kendi isteği üzerine Arles yakınlarındaki Saint-Remy akıl hastanesine yatırıldı, bir süre sonra başka bir akıl hastanesine gönderildi. 1890′da, Mercure de France Dergisi‘nde, hakkında yazılan ilk yazı yayınlandı. Kırmızı Üzüm Bağı adlı tablosu da, hayatta iken satılan ilk ve son tablosu oldu. Van Gogh hastaneden çıkıp Paris’e, Theo’nun evine gitti. 1890 yılının 27 Temmuz günü, Auvers’te, tarlalarda resim yaparken, daha önce tedarik ettiği tabancasını çekti ve göğsü ile karnı arasına ateş etti.

İntiharından birkaç gün önce, kargaların fırtınalı gökyüzünde mücadele ettiği, koyu ve mutsuzluğu ifade eden bir resim olan “Kargaların Olduğu Buğday Tarlası”nı yapmıştır.

Ressam bir çok otoportre yapmıştır, kendisini her çizdiğinde ruh halindeki değişimler gözlenebilir. En ünlü ve herkes tarafından bilinen eseri şüphesiz Yıldızlı Gece isimli tablosudur. Aynı zamanda ay çiçeklerine olan tutkusu da barizdir.

Sargılı Kulaklı Otoportre (Self Portrait with Bandaged Ear), 1889

Van Gogh ile Gauguin arasında yaşanan ve Van Gogh’un kulağını kesip bir fahişeye hediye etmesiyle sonuçlanan olayın 2 hafta sonrasında yapılmış bu resim. Ressam bu otoportreyi, yaşadıklarından sonra tamamen değişmiş olan imajının bir yansıması olarak ortaya çıkarmıştır. Hastaneden çıkmasının ardından normale döndüğünü ve kendi kendine idare edebildiğini içten içe ispatlamaya çalışmaktadır. Akıl hastanesine kapatılmasının gerekli olmadığını doktorlarına göstermeye çalışmaktadır.

Resimde arka planda boş bir tuval ve canlı renkleri ile dikkat çeken bir Japon baskısı vardır. Van Gogh, Fuji Dağı ve iki geyşayı gösteren bu baskıyı Sato Toriyako’nun eserinden almıştır. Orijinal eseri kendi tablosuna yerleştirirken bir miktar değişiklik yapmıştır. Arka plandaki boş tuval ile canlı Japon baskısı bir karşıtlık yaratmaktadır. Belki de bu ressamın hayranlık duyduğu Uzak Doğu sanatı ile kendininkini karşılaştırmasının göstergesidir.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here