Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
461

Herhangi bir sanat dalından bahsettiğimizde akla ilk gelen isimler vardır. O sanat dalı ile özdeşleştirdiğimiz, o dalın öncülerinden olan. Konu resimden açılınca da akla ilk gelen ismin Vincent Van Gogh olduğunu söylesek hata etmeyiz sanıyoruz. Başta “Yıldızlı Gece” ve “Buğday Tarlasındaki Kargalar” olmak üzere onlarca mükemmel tablo resmetmiş olan Van Gogh, sanatında ölümsüzlüğü yakalamayı başarmıştı. Van Gogh’un bu başarılı kariyerinin yanında farklı kişiliği de incelenecek ayrı bir konu olarak ele alınmalı. Hayatı boyunca ruhsal problemlerle uğraşan Van Gogh’un meşhur kulak kesme hikayesine bir göz atalım:

1888 yılının Şubat ayında Fransa’nın Provence bölgesindeki Arles’e taşınan Van Gogh; burada hayatın gürültüsünden uzak, resim yapmakla uğraşacağı, huzurlu bir yaşam sürmek amacındaydı. Yaşadığı evin duvarlarını kendi yaptığı veya ressam arkadaşlarından aldığı resimlerle doldurdu. Bu evinde yapmak istediği bir diğer şey ise kardeşi Theo ve ressam dostu Gauguin için bir oda hazırlamaktı.

Vincent, bir süre sonra kendini çok yalnız hissetmeye başladı. Bu yalnızlık hissini yenebilmek için her zamankinden daha fazla resim yapsa da başarılı olamıyordu. Haftada birkaç kez mektuplaştığı Theo dışında insanlarla iletişimi hiç yoktu. Bir yandan da finansal açıdan muhtaç olduğu Theo’ya yük olduğunu hissediyordu ve ruhsal durumu hiç iyi değildi. Bu sıralarda yalnızlık hissini aşmak için ressam dostu Gauguin’i kendisiyle yaşaması için ikna etmeye çalışsa da, Gauguin yaşadığı maddi problemler ve hastalığı sebebiyle buna yanaşmıyordu. En sonunda kardeşi gibi düşünen Theo, Gauguin’i Vincent ile yaşamaya ikna etti ve Gauguin Aries’e taşındı.

Beraber yaşamaya başladıkları ilk zamanlarda iyi vakit geçiriyorlardı. Birlikte resimler çiziyor, eğleniyor, hayatlarından keyif alıyorlardı. Vincent, içindeki yalnızlık hissini bir nebze olsun atıyordu. Aynı zamanda Gauguin, Vincent’in kurmak istediği sanat topluluğu için de bir şanstı. Fakat bir süre sonra işler eskisi gibi gitmemeye ve ikili anlaşamamaya başladı. İkisinin de altta kalmayı sevmeyen güçlü kişilikleri vardı ve sık sık tartışıyorlardı. En sonunda Gauguin dayanamayarak evden ayrılma kararı aldı ve bu kararını Vincent’e söylediği gece ikili yumruk yumruğa kavga ettiler. Gauguin’in evden ayrıldığı gün ise kendisi kadar ünlü o olayı gerçekleştirerek, kulak memesi hariç kulağının hepsini kesti. Ve ardından kesik kulağı bir beze sararak fahişe Rachel’a gönderdi.

Yaşadığı bu olayın ardından “Kulağı Sargılı Otoporte” adlı resmini çizdi. Bu olay, kendisine resim camiasında “deli ressam” lakabını getirse de çok büyük bir etki bırakarak bu sanat alanına damgasını vurmayı başardı.

Ä°lgili resim

Kaynak: Kafkaokur- Mart 2018

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
461

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here