Zeitnot, kariyerine 2013 yılında HWA ile başladı ve son yıllara SUP ile damga vurdu. 2018 Sezonu’nu şampiyon tamamladı ve uluslararası düzeyde adından söz ettirmeyi başardı.

Hayranlarının ona “Zeitgod” lakabını taktığı, Berkay “Zeitnot” Aşıkuzun ile kısa ve keyifli bir röportaj yaptık.

League of Legends’a nasıl başladın? Profesyonelliğe adım atman nasıl gerçekleşti?

Yaklaşık 7 yıl önce arkadaşlarım oynamaya başlamıştı beni de başlatmak istediler. Çok beğenmiştim bırakamadım. Sezon 3 zamanlarında tekli sırada elo’mu yükseltince, fark edilmeye başladım. İlk başta üst koridora olarak denedim ama iyi takımlara girememiştim. Sonrasında Sezon 3’ün sonundaki Türkiye Büyük Finali’nde, HWA nişancı pozisyonu için çağırdı ve birden rol değiştirip 1 hafta sonrasında turnuvaya katıldım. O zamandan beri de nişancı rolünde oynuyorum.

Daha önceden bir satranç kariyerin olduğunu biliyoruz. Satrançtan League Of Legends’a geçiş sürecin nasıldı? Satrancın oyununa ne gibi katkıları olduğunu düşünüyorsun?

Satrancı bıraktığım zamanlarda LoL’e başlamıştım. İki oyunu da aynı anda profesyonel oynamaya çalışsam ikisinde de usta seviyede olamazdım. Çok küçük yaşlardan beri bilgisayar oyunlarının delisiyim. O yüzden daha istekli olduğum seçeneği seçtim ve espor oyuncusu oldum. LoL de satranç gibi bir strateji oyunu. Hamlelerin ilerisini düşünüp o anki en mantıklı hamleyi yapmak çok kritik. 10 yıla yakın süredir profesyonel satranç oynamış olmam bu konuda çok yardım etti ve zamanında rekabet ettiğim insanları geride bırakmamın sebebi, daha iyi bir stratejiye sahip olmamdı (Oyun içi oyun dışı).

Yeni sezonda koridor arkadaşın Wolf oldu. İyi bir sinerji yakalayabileceğinizi düşünüyor musun?

Wolf 2 defa dünya şampiyonluğu yaşamış bir oyuncu, yıllardır kendisini izliyorum. Öncesinde de Snowflower ile oynadığımdan ve kolayca uyum sağlayabildiğimden bu sefer de iyi sinerji yakalamakta problem olacağını sanmıyorum.

Wolf’un İngilizce bilmediği dedikoduları şu sıralar çok yoğun. Daha önce de Koreli bir destek ile oynadığını biliyoruz ama sence dil bariyeri oyununuzu etkileyecek mi? Daha önce bunun üstesinden nasıl geliyordun?

Dil bariyeri her zaman oyunu iyi derecede etkileyen bir faktör ama ilk geldiğinde Snowflower da hiç İngilizce bilmiyordu. Oyun içinde konuşulan terimlerin çoğu evrensel olduğu için oyunun en önemli kısımlarında anlaşmakta sorun yaşamayız. Zamanla da Wolf’un,  Snowflower gibi dilini ilerleteceğini düşünüyorum. Çok süre geçmeden yeterli seviyede anlaşacağımızdan eminim.

Çok iyi bir performans sergilesen de, geçtiğimiz sezondaki Worlds’e katılamadınız. Sence bundaki etmen rakiplere göre yetersiz olmamız mıydı yoksa takım içindeki uyum sıkıntısı mıydı?

Bizim KMF’yi TBF’yi kazanmamızın sebeplerinden en önemlileri ucuz hatalar yapmayıp disiplinli bir şekilde mantıklı kararlar verip oynamamızdı. Worlds’de, G-Rex serisinde ilk oyundan sonra tam tersini yaptık. Oyunun önemli bölümlerinde gereksiz riskler almak, ucuz hatalar, bir oyuncunun takımı için değil kendisini yıldızlaştırmak için oynaması gibi etkenler bize o seriyi kaybetti.

Başarılarının yanında çabuk “tilt” olman hatta bu durumda maç kazandırmaların ile de tanınıyorsun. Sinirli olarak oynamanın sana güç verdiğini düşünüyor musun? Bu durumu engellemek için çalışıyor musun?

Sinirli olarak oynamanın avantajı minimal, sadece bazen daha iyi mekaniklere sahip olmanızı sağlar. Ben bu sorunu yıllardır çözmek için elimden geleni yapıyorum türlü türlü şeyler denedim ve denemekteyim. Yıllar içinde bu konuda yol kat etsem de hala tamamen engelleyemiyorum .

Ligimizdeki takımların uluslararası turnuvalarda başarılı olamamasını neye bağlıyorsun?

Birçok sebebi olduğunu düşünüyorum. Yeni yetenekler çıkıyor ve birden yükseldiklerinde egoları da yükseliyor. Sonunda ego yeteneği öldürüyor. Veteran oyuncular sürekli başarısız olduklarından isteklerini kaybedebiliyorlar. Bazı oyuncular takımın kazanmasından çok kendilerini bir yıldız olarak görmek istediklerinden kendi takımlarını baltalıyorlar. Türkiye’nin bu oyunda başarılı olması için oyuna odaklanmış, kazanmaya odaklanmış, egosunu kontrol edebilen, hayatındaki insan ilişkilerini (özellikle aşk hayatını XD) iyi yöneten oyunculara ihtiyacı var. 🙂

Esporcu olduktan sonra hayatında neler değişti? Sana kattıkları neler diyebiliriz?

Her zaman olabildiğince özgür biri olmak istedim. Espordan geçimimi sağlayabildiğimden aileme muhtaç olmayı bıraktım, nefret ettiğim okul hayatından kurtuldum. Yeteneğimi kullanabildiğim ve istekli olduğum bir mesleği seçtiğimde de harcayacağım zamanın iyi bir yatırım olacağından emin olmuş oldum.

Özellikle ülkemizde, genç arkadaşlarımızın oyun konusunda aileleri ile sıkıntı yaşadıkları biliniyor. Senin ailenin bu konudaki tepkisi ne oldu?

Benim ailem de bilgisayar başında fazla zaman geçirmeme karşıydılar. O yüzden notlarımı yüksek tutardım ki bilgisayarda vakit geçirmeme laf edemesinler. Üniversiteye başladığımda okumaya hiç istekli değildim ve Riot Games yavaştan Türkiye’deki işlerini profesyonel bir seviyeye taşımak için adımlar atıyordu. Yeteneğimden emindim ve ailemi de sektör hakkında bilgilendirerek profesyonel oyuncu olmak istedim. O zamanlarda da ailem artık okumaya hiç isteğim olmadığını anlamaya başlamıştı. Önceden de minimum bir çalışmayla satrançta başarılar elde ettiğim için bana güvendiler.

Birlikte oynamaktan zevk aldığın oyuncular kimlerdi? Onlarla tekrar aynı takımda buluşmayı ister misin?

Sanırım en eğlendiğim anları Lelouch, Wtcn, Elwind, Crystal, Rogu, Snowflower ve şuan takım arkadaşım olan Fabfabulous, Stomaged ile paylaştım. Saydıklarımın çoğu oyunu bıraktı, artık o yüzden maalesef aynı takımda buluşamayacağız. 🙁

Yakın zamanda Thaldrin espora ara verdiğini açıkladı. Senin de yakın gelecekte bununla ilgili bir planın var mı?

Her sene ligin ortasında bırakacağım artık bu oyunu deyip bir türlü bırakmıyorum. Genelde anlık sinirlenme sonrası bu zırlamayı yapıyorum o yüzden ciddi bir şeye dönüşmedi. Çok nadir gelecek planı yaparım en fazla yarını düşünürüm ve şu an öyle bir planım yok. 🙂

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here