Bilim kurguyu hiçbir zaman savaşlar, zaman yolculuğu, kafa karıştırıcı olaylar gibi aksiyonu bol, hareketli öyküler için sevmedim. Benim bir bilim kurgu eserinde aradığım şeyler daha başkaydı. Sakinlik, güzel görüntüler, iyi bir mesaj, iyi bir hikaye, iyi bir evren vs. için sevdim bu türü. Birçok eser de bu aradığım özellikleri bana verdi. Fakat bir eser var ki bir bilim kurguda aradığım ne varsa hepsini bana fazlasıyla verdi, hem de 94 sayfada. Ay Polisi bilim kurgudan anladığım her şey.

Ay Polisi, orijinal ismiyle Mooncop, 2016 yılında Tom Gauld isimli karikatürist tarafından yazılmış bir grafik roman. İthaki’nin çevirisiyle bu yılın en kötü zamanlarına ilaç gibi geldi. Yaklaşık 10-15 dakikada bitiyor, hatta daha kısa sürede de bitebilir ben bazen görsellerin güzelliğine dalıp gittim. Ay Polisi’nin hikayesinden bahsedeyim kısaca. İnsanlık Ay’da koloni kurmuş, oraya yerleşmiş fakat Ay ortamını pek sevmemiş anlaşılan, bırakıp gitmişler, çok az kişi kalmış. Hatta bununla alakalı güzel bir replik var kitapta: “Ay’da yaşamak. Aklımızdan ne geçiyordu ki? Şimdi düşününce aptalca geliyor.” Birkaç kişinin yaşadığı Ay’da bir de polis var. Bu polisin suç çözme oranı yüzde yüz çünkü Ay’da suç işlenmiyor. Bu nedenle çok yalnız hissediyor kendini. Kayıp bir köpek, Ay müzesinden kaçmış bir robot gibi küçük ve heyecansız olaylar oluyor sadece. Küçükken Ay’da polis olmak isteyen bir kişinin duygusu, az diyalogla müthiş bir şekilde yansıtılmış.

Bu hikayeyi okurken kafamda hep Space Oddity şarkısı çaldı. David Bowie şarkıda bir astronotun yalnızlığını anlatıyordu bu hikayede de bir polisin uzaydaki yalnızlığı var. Hikayeyi okurken aklıma daha birçok şey geldi, farklı duygu geçişleri yaşadım kitabın bu özelliğine hayran kaldım. Minicik bir öykü ile bu kadar fazla duygu yaşatması, birsürü konuyu işlemesi, farklar mesajlar vermesi mükemmel bir yazarlık.

Gelelim görselliğe. Bir grafik romanda görselliğe hikaye kadar önem veririm. Yazının başında belirtmiştim bazen görsellerin güzelliğine daldım diye. Görsellik de en az hikaye kadar duygulandırdı beni. Uzayın sonsuz karanlığını çok güzel resmetmiş. Tom Gauld, yazarlığındaki kalitesini çizerliğinde de göstermiş.

İthaki’nin çevirisinde bir sıkıntı görmedim. Bilim kurgu Klasikleri ve Karanlık Kitap serisinden aşina olduğumuz Alican Saygı Ortanca’nın çevirisi başarılı. 

Ay Polisi, 5 dakika izledikten sonra sizi düşüncelere daldıran kısa filmler tadında hüzünlü ve şirin bir hikaye. Bende uyandırdığı hislerden bahsetmeyi daha isterdim fakat biraz bana kalsın. Siz okuduysanız ne hissettiniz? Ne düşündünüz? Paylaşmayı unutmayın. Okumayanlara da kesin tavsiyemdir.

“Though I’m past one hundred thousand miles
I’m feeling very still
And I think my spaceship knows which way to go
Tell my wife I love her very much she knows…”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here