Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
8

Bilimkurgu ile feminizmin buluştuğu o eşsiz an… Bu iki tür birbirlerine kilometrelerce uzakta gibi görünen farklı ülkeler gibi. Her ikisinin bambaşka bir kimyası, doğası ve kuralları var. Bu iki türün arasında ise bir köprü var.

Köprümüz kim mi? Ursula K. Le Guin, bambaşka hayatları harmanlayıp ortaya inanılmaz lezzetler sunan bir yazar ve bu köprü görevi tabi ki ondan başkasına yakışmazdı. 89 yaşındayken aramızdan ayrılan yazar, köprünün temellerini öyle sağlam atmıştır ki bugün hala kitapları dünya edebiyatı için birer kaynak görevi görüyor.

Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde takvimler 1929 yılını gösterdiğinde bir kız çocuğu dünyaya geldi. Antropolog bir baba ve yazar bir anneye sahip olan Le Guin için edebiyat hayatına girmek ise kaçınılmazdı. O da bundan hiç geri kalmayarak daha çocuk yaşlarında yazmaya başladı. Adını doğduğu gün olan Azize Ursula Günü’nden alan yazar, edebiyat sevdasından hiç vazgeçmedi. 3 erkek kardeşin arasında büyüyen Le Guin, kültürel ve sosyolojik çeşitlilikle hep iç içe oldu ve ilerleyen yıllarda bunun etkilerini satırlarında oldukça belli etti. Daha 9 yaşındayken hayal gücünün derinliklerine dalmış ve ilk hikayesini yazdı. Aradan bir iki yıl geçtikten sonra ise yazdığı bir bilim kurgu hikayesini basılması için bir dergiye yolladı. Ama maalesef sevindirici haber gelmedi ve  reddedildi. Çocuk kalbi her ne kadar kırılmış olsa bile o kalemine küsmedi ve birbiri ardına üretmeye, yazmaya ve hayal etmeye devam etti. Ancak yazdıklarının yayımlanması için hiçbir çaba sarf etmedi, herhangi bir yere de yazdıklarını göndermesi. Bu sırada eğitim hayatına devam eden yazar lisans ve yüksek lisans eğitimlerini edebiyat üzerine yaptı. Artık işi mutfağında da öğrendikten sonra yeniden kitaplarını, hikayelerini ve hayallerini basın evlerine yollamaya başladı. Ama tek bir olumlu cevap bile alamadan hepsinin kapısından geri gönderildi. Tarihler 1962 yılını gösterdiğindeyse kötü şansı tersine döndü ve ilk hikayesi yayımlandı.

Okuyucularına büyük uğraşlar sonucu kavuşan yazar, çıkış yaptığı ilk kitabının hemen ardından başarılarına başarı eklemeye devam etti. 1969 yılında da ilk büyük başarısını geldi. “Karanlığın Sol Eli” isimli kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerine layık görülen yazar, o günden sonra kalemiyle herkesi büyülemeye ve bilim kurgu dünyasındaki tüm ödülleri silip süpürmeye başladı. 1974 yılında yazdığı “Mülksüzler” kitabıyla ise tüm dünyaya adını duyurdu. 89 yıllık yaşamına birçok kitap, hikaye ve başarı öyküsü sığdırmayı başaran, tüm kadınların da sesi oldu.

Eserlerinde anarşizm akımını kimi zaman işleyen yazar, bunu öyle tatlı tatlı ve gizlice yapmıştır hiçbir okuyucu -ki özellikle erkek okuyucular- bunu fark edememiştir. Kurduğu dünya ise mükemmellikten uzaktır, hatta birçok karakterin gerçek ve sıradan kusurları vardır. Ve o tüm bu farklı tatları alıp birleştirmiş, önümüze koymuştur. Anlatacağı, öğreteceği daha birçok konu vardı belki ama şimdilik elimizdekilerle yetinmeye çalışacağız. İşte bize ondan miras kalan Ursula K. Le Guin kitapları. Keyifli okumalar.

1. Rocannon’un Dünyası

Bizi her kitabında bambaşka bir alem sürükleyen Le Guin, bu kitabında “Fomalhaut II” adlı gezegene davet ediyor bizi. Hiç beklemeden hemen teklifini kabul ediyoruz. Teknolojiden uzak bir hayat sürülen bu gezegende dünyada olmadığı kadar sükunet vardır ve türler arasında barış sağlanmıştır. “Yıldızlordları” gelene kadar süren bu barışı acaba ilk olarak hangi tür bozacaktır?

2. Lavinia

Dillere destan bir öykü yeniden hayat buluyor ama bu sefer başka bir gözle. Yazar, bu destanda araya kaynamış, geri plana atılan bir kadının sesi oluyor bu sefer. Gözü pek bir savaşçı tüm rakipleriyle savaşır ve hepsini yenmeyi başarır. Bu başarısıyla ise kralın kızı Lavinia ile evlenmeye hak kazanır. Roma İmparatorluğunun temellerinin atıldığı bu büyük ses getiren hikayede sessizlik içinde kalan kahramanımız Lavinia, destanını en baştan tekrar yazıyor.

3. Her Yerden Çok Uzakta

Kitabın baş karakteri ile yazar arasında oldukça benzeyen bir yön var; hayalleri. Genç bir çocuğun hikayesinde kendimizi kaybettiğimiz kitap, bize yol gösterici oluyor. Arkadaşları arasında dışlanmamak için sürekli fıkralar anlatan karakterimizin aslında hayatında onu daha mutlu eden bir şey var. Kendine ait kurduğu bir dünyaya sahip olan bu genç çocuk, gerçekten her yerden uzağa gidebilecek mi?

“Daha yıllarca yaşamam gerekiyor, bunu nasıl becereceğimi bilmiyorum.”

4. Dünyaya Orman Denir

Bu kitapta iki farklı tür ve dünya kavramları işleniyor. Bu iki farklı insan türünün hayata bakış açıları ise birbirinden bir hayli uzak. Biri için orman demek dünya demektir, hayat onlar için sadece buradan ibarettir. Diğer türün ise çok daha başka bir dünya kavramı vardır. Ve bu iki tür birbiriyle mutualist bir anlaşma yapar. Biri ormana teknoloji götürecektir, diğeri ise bu yardım karşılığında ağaçlarını keserek onların ahşap ihtiyacını giderecektir. Ama orman dünya demektir, yani onlar dünyalarını mı yok edilecektir?

 

Kaynak 1, 2, 3, 4

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
8

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here