Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

19. yüzyıl edebiyatına büyük katkı sağlamış, bulundukları çağı aşıp edebiyatın ölümsüz dünyasına giren eserler üretmiş Brontë kardeşlerin en büyüğüdür Charlotte Brontë. Yalnızca eserleriyle değil aynı zamanda dönem dönem zorlukların baş gösterdiği hayatlarıyla da konu olan bu üç kız kardeşin hayatına Charlotte cephesinden göz atalım.

Rahip bir babanın 3. çocuğu olarak İngiltere’de doğan Charlotte, henüz 5 yaşındayken annesini kaybetti. Annesinin vefatından sonra kardeşleriyle beraber teyzesinin yanına yerleşen bu küçük kız, belki de en ünlü eseri Jane Eyre’e ilham kaynağı olacak hayatını ilmek ilmek yaşamaya başladı.

8 yaşındayken 3 kız kardeşiyle birlikte Clergy Daughters isimli yeni okullarına başladılar fakat şartlar Charlotte ve kardeşleri için yine de iyileşmedi. Okulun sağlığa elverişsiz yapısı nedeniyle okullarını sevmeyen kızlar zamanla hastalanmaya ve aradıkları huzurdan git gide uzaklaşmaya başladılar. Hatta yazar, iki kız kardeşini okulun şartları sebebiyle tüberküloza kurban verdi.

Gençlik yıllarında kardeşleriyle beraber babalarının kütüphanesini mabet edinen Charlotte için yazarlığının ve eserlerinin ilk adımları burada atılıyordu. Hayal dünyalarını birbirlerinin görüşleriyle harmanladıkları, kardeşlik bağlarının yanı sıra yazarlık yeteneklerinin de geliştiği bu zamanlar Charlotte’ın eğitimine yeni bir okulda devam etmesiyle son buldu. Mirfield’daki Roe Head adlı okulda eğitimini aldıktan sonra aynı okula bu kez eğitim alan değil eğitim veren olarak döndü.

İlerleyen yıllarda mürebbiyeliğe başlayan Charlotte işini yarıda kesti ve Uğultulu Tepeler eserinin yazarı kız kardeşi Emily ile birlikte bir okulda ders almaya aynı zamanda da ders vermeye başladı. Hayatları tam düzene girmişken bu kez de teyzelerinin ölümüyle sarsılan iki genç kadın için yollar ayrıldı ve Charlotte tek başına Brüksel’e dönmek zorunda kaldı. Hayatının bu dönemi genç yazar için pek de istediği gibi geçmiyordu. Kardeşlerine duyduğu özlemin yanı sıra sanatın ve edebiyatın süslediği ruhu bu kez aşkı tadıyordu. Charlotte çalıştığı okulun sahibi Constantin Heger’e aşık olmuştu. Yazarın yaşadığı bu süreç, eserleri olan The Professor ve Villette’nin de yazıldı ve dönemi de ilham açısından besledi.

Kardeşlerin bağlılığının bir göstergesi olmanın yanı sıra üç başarılı yazarın aynı eser altında bir araya geldiği  “Poems by Currer, Elise and Acton Bell” şiir kitabını takma isimleriyle yayınladı Bronte kardeşler. Hayatının zorlu bir yolculuk olduğunu söylemenin zor olmadığı Charlotte için bir kez daha sancılı kayıp süreci başladı. Birer yıl arayla kaybettiği kız kardeşleri Charlotte’ın hem kalem hem de hayat arkadaşlarıydılar.

Jane Eyre eseriyle döneme ve ilerleyen yıllara da damgasını vuran yazar, son zamanlarda sağlığıyla ilgilendiği babasının yardımcısıyla evlendi fakat bu mutluluk da uzun sürmedi. Charlotte hamileliğinin dokuzuncu ayında sebebi bilinmeyen bir hastalıktan ötürü hayatını kaybetti ve ardında güçlü bir kadın karakterin anlatıldığı Jane Eyre başta olmak üzere birçok eser bıraktı.

Ve bizler de okuyucuları olarak Jane Eyre’e dönüp baktığımızda gerçekten güçlü bir kadın karakter görmekte ve günümüzde dahi bu karakterden ilham almakta, bir şeyler öğrenmekteyiz. Jane Eyre başına gelenleri karşılamaktaki ustalığıyla bize; her ne olursa olsun başka insanlar mutlu olsunlar diye duygularımızı saklamamamız gerektiğini, güzelliğin her şey olmadığını ve bağımsızlığın her insan için yemek ve su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu göstermekte.

Kaynak: 1

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here