Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

Yeşilçam filmlerinin o unutamadığımız müzikleriyle gönlümüzde taht kurmuş bir isim Cahit Berkay. Her dinleyişimizde çocukluğumuzun en tanıdık duygularını anımsadığımız o sayısız müziklerin kahramanı kendisi. Unutamadığımız o yeşil sahnelerin ardında herkes kadar emeği var Cahit Berkay’ın. Bunu sadece Yeşilçam’ın değil bir sürü film ve dizi müziğinin altındaki imzasıyla sayısız ödüller kazanarak da her seferinde kanıtladı.

Müzikle tanışması kendisine hediye edilen bir “ağız mızıkası”yla oldu diyebiliriz. Ardından daha ilkokuldayken okulun mandolin kursuna yazılması ve lise yıllarında da gitarla kurduğu sıkı dostluk kendisini, Türkiye’nin önde gelen müzisyenlerinden yaptı.

Lise 2’de benim bir gitarım oldu. Daha doğrusu Lise 1’den Lise 2’ye geçerken o klasik pazarlığı yaşadım. ‘Baba bana gitar alır mısın?’ ‘Tabi oğlum ama sınıfı geçmek şartıyla.’ O barajdan geçtik, sınıfı geçtik. Gitar geldi. Gitarla ben çok iyi arkadaş oldum. Saatlerce gitar çalardım. Çünkü hoca yok, para yok. Bazı teknikler vardır onları hala ters çalarım. Yani kendi kendime öğrendim diyebilirim.

1962 yılında Siyah İnciler grubuyla çıkmaya başladı. İki sene sonra ise Selçuk Alagöz Orkestrası‘nda profesyonel olarak çalışmaya başladı. Buradan sonra kariyerinin neredeyse tamamını kaplayan bir oluşumla, daha yakından tanımaya başladık kendisini: Moğollar. 

Cahit Berkay, Moğollar ile birlikte büyük bir çıkış yakaladı. Birlikte ortaya koydukları yapıtlar, müziğe Anadolu Pop/Rock gibi yeni bir soluk getirmeleri ve beraber kazandıkları ödüllerle Türk müziğinin en köklü gruplarından biri oldular. Grubun kuruluş hikayesine gelecek olursak, 1967 yılında Engin Yörükoğlu ile birlikte Selçuk Alagöz Orkestrası’ndan ayrılan Cahit Berkay, aynı dönemde Silüetler isimli grupta çalan Aziz Azmet ve Murat Ses ile tanıştı. Yanlarına Hasan Sel‘i de alınca kurucu kadroyu tamamlamış oldular. Şubat 1968’de, ilk 45’likleri Eastern Love/Artık Çok Geç ve hemen ardından Mektup/Lazy John ‘u çıkardılar. Soluğu Altın Mikrofon yarışmasında alan grup, oradan Ilgaz adlı parçayla üçüncü olarak çıkmayı başardı.

Moğollar, bu başarıyla birlikte daha çok tanınmaya ve konserler düzenlemeye başladı. Bunun için ilk durak İstanbul Fitaş Sineması‘ydı. Bu konsere üç keman ve bir viyolonsel ile birlikte çıkmalarının yanında, silindir şapka ve uzun siyah fraklarıyla çıkmaları onları daha da tanınır hale getirdi. Grup 1969 yılına geldiğinde Hasan Sel aralarından ayrıldı ve kendisinin yerine Taner Öngür‘ü bas gitarda görmeye başladık. Bu yıl, onlar için büyük Türkiye turnesini gerçekleştirdikleri yıl oldu. Anadolu’yu gezdikçe müzikal anlamda tarzları daha da belirginleşti ve buna bir isim getirdiler: Anadolu Pop. Daha sonra bu tarzı şöyle açıklıyorlar:

…ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm’in pop müziğin dinamiğine yakın olması…Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması.

Bu tarzla birlikte müziklerinde saz, yaylı tambur ve zurnaya daha çok yer vermeye başladılar. Çıkardıkları 45’lik Dağ ve Çocuk/İmece; müzik dünyasına Anadolu müziğinin yalnızca düzenleme yapılarak değil, bu tarzda beste yaparak da kalıcılığını yakalayabileceğini göstermiş oldu.

1970 yılında grupta yine bir değişiklik yaşandı ve Aziz Azmet gruptan ayrılarak dönemin yeni yeni tanınan grubu Üç Hürel ile çalışmaya başladı. Değişikliğin ardından grup Paris’te soluğu aldı ve onlar için yeni bir dönem başlamış oldu. Burada yapmış oldukları “Danses et Rythmes de la Turquie-d’Hier d’Aujourd’hui” albümü ile “Academie Charles Cros” ödülüne layık görüldüler. Bu ödülün, kendilerinden bir sene önce Jimi Hendrix‘e, bir sene sonra Pink Floyd‘a verilmiş bir ödül olduğunu hatırladıkça da dünya çapında ne kadar değerli bir grup olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Moğollar, ve dolayısıyla Cahit Berkay’ın Barış Manço ile birlikteliği de bu dönemlerde Paris’te başladı. Ekip ve Barış Manço birlikte çalmaya başladı: Manchomongol.

Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar’ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, baş başa vermenin zamanı geldiğini anladık.

Ancak Türkiye’ye döndüklerinde dört aylık bir süreçten sonra ayrıldılar.

Grup bu dönemden sonra yavaş yavaş çözülmeye başladı. 1974 ve 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlu’nun birlikteliğiyle devam eden Moğollar, 1976’da birlikteliklerine son verdi. O dönemlerden bizlere Düm Tek, Fransa’daki adıyla Hittit Sun albümü kaldı.

Üyeler, 1976’dan 1994’e kadar kariyerlerinde yalnız ilerlemeye başladı. 1993 yılında Moğollar’ın yeniden bir araya gelmesi için düzenlenen imza kampanyası üzerine Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu ve Taner Öngür, Serhat Ersöz’ü de aralarına aldı ve Moğollar yeniden bir araya gelmiş oldu. 2008 yılında ise gruba Emrah Karaca dahil oldu. Grup hala beraberliğine devam etmektedir. Engin Yörükoğlu’nun ise 2010 yılındaki vefatı onlar ve müzik piyasası için büyük bir kayıp oldu. Kendisini saygıyla anıyoruz.

Ayrılık sürecinde Cahit Berkay’ı en çok, yaptığı film müzikleriyle dinlemeye başladık. En çok bildiğimiz Selvi Boylum Al Yazmalım filminin bestesi bu filmi unutulmaz yapan temel taşlardan biri olarak yer edindi bizlerde. Unutamadığımız, hepimizin durup defalarca düşündüğü “Sevgi neydi?” sorusuna verilen en güzel cevaptı. 

Jehan Barbur’la birlikte de bu besteye farklı bir soluk getirdiler.

Ardından 1978’de Fırat’ın Cinleri, 1982’de Kırık Bir Aşk Hikayesi, 1991’de Gizli Yüz ve daha birçok film müziğini yaparak “En İyi Müzik” dalında ödüllere layık görüldü.

Tüm bunların yanı sıra iki yüzü aşkın uzun metrajlı filmlerin müziklerini yapmıştır. Çiçek Abbas, Güler Misin Ağlar Mısın, Devlerin Aşkı, Her Gönülde Bir Aslan Yatar ve Garip de dahil olmak üzere nice Yeşilçam Film sahnelerinin görünmeyen ama yürekten hissedilen kahramanı oldu bizler için.

1997 yılında Film Müzikleri albümünü çıkardı, ardından 1998’de ikinci ve 2001’de de üçüncü volümlerini de çıkardı.

2007’de Grup Zan ile birlikteliğinden Toprak doğdu.

2012 yılında ise Derya Petek ile birlikte Arda Kalan albümünü yayınladı.

Son olarak, sizlerle bu güzel insanın bir röportajını paylaşarak bitiriyoruz: “Değişmeyen tek şey insan sevgisi“.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
4

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here