NEDİMELER (LAS MENINAS)

6 Haziran 1599’da dünyaya gelen Diego Rodriguez de Silva y Velazquez Kral IV. Felipe’nin sarayında baş ressam olarak çalışmış bir İspanyol ressamdır. Velázquez, bir sanatçının İspanya’da gelebileceği en üst makama gelmiştir. 1656’da da yıllardır konuşulan ve tartışılan en büyük başyapıtını “Nedimeler (Las Meninas)”i yapmıştır.

Klasik eserlerde gördüğümüz üzere genellikle seyirci ile sanat eseri arasında kesin bir ayrım vardır. Sanatçı eseri yaratır ve izleyiciye sunar. Bu tabloda ise alışık olunanın dışında bir durum söz konusudur. Michel Foucault, Kelimeler ve Şeyler adlı kitabında Las Meninas üzerine yorumlarda bulunmuştur. Örneğin; ressamın durduğu yerin tam olarak neresi olduğu, resimde seyircinin arkasını gördüğü ve ressamın üzerinde çalışır durumda olduğu büyük tablonun aynı zamanda bakmakta olduğumuz tablo olup olmadığı, bizim karşı duvardaki aynadan yansıyan kral ve kraliçenin yanında durup durmadığımız gibi konuları incelemiştir. Klasik dönem eserlerinin aksine bu eserde izleyici ve tablo arasında net bir ayrım yoktur, izleyiciye tablonun içindeymiş hissi verilmiştir.

Tartışılan ve netliği hala belli olmayan konuların yanında; tabloda resmedilen tüm figürlerin kimliği bellidir. Tuvalin ortasındaki ayakta duran kız çocuğu kralın kızı İspanyol prenses Infanta Margaret Theresa’dır. Nedimelerden, Doña María Agustina Sarmiento (soldaki), Infanta’nın ayakları dibine diz çökmüş prensese ufak kırmızı testi içinde su uzatmaktadır. Diğer nedime Doña Isabel de Velasco (sağdaki), prensesin arkasında, reverans yapar gibi görünmektedir. Resmin sağında duran kadın cüce Mari-Bárbola ile yerde uyuklayan köpeği ayağıyla dürten erkek cüce Nicolasico Pertusato’dur. Sağdaki nedimenin arkasında ise oda hizmetçisi Doña Marcela de Ulloa bulunmaktadır. Arka plandaki, başka bir odaya açılan basamağın başındaki kapı aralığında duran kişi ise kraliçenin özel saray nazırı Don José Nieto’dur.

Kompozisyondan yola çıkarak; tabloda 3 odak noktası bulunmaktadır: Velázquez, Margaret ve ayna. Yani, ışık ve gölgeyi kullanma şekliyle sanatçı tablonun merkezine prensesi alsa da aslında tablodaki tek önemli detay prenses değildir. Güçlü bir ışıkla aydınlatılan ve statüsünün farkında olduğunu gösteren bir ifadeyle resmedilen prensesin kıyafetindeki gri-kırmızı renk geçişli detay, fırçanın ne kadar başarılı kullanıldığına bir örnektir. Aynı şekilde; figürlerin duruşları ve aralarındaki ilişki de sanatçının resim sanatındaki teknik yetkinliğinin en üst noktasının birer örneğidir.

Velázquez eserinde kendisini büyük bir tuvalde çalışır şekilde resmetmiştir. Elinde palet ve fırça tutarken gördüğümüz sanatçı, arkasını görebildiğimiz dev bir tuvalin önünde durmaktadır. Atölyenin arka tarafında duvarda asılı büyük bir ayna (bir tuval olduğu da düşünülmektedir) bulunmaktadır. Aynaya, portreleri için poz veren ve sahneyi izlemekte olan kral ve kraliçenin figürleri resmedilmiştir. Velázquez’in kullandığı bu “odanın görünmeyen tarafını tablodaki aynaya yansıtma” yöntemini 1434’te Jan van Eyck’in Giovanni Arnolfini’nin Evlenmesi tablosundan esinlenerek kullandığı düşünülmektedir. Ayrıca, sanatçının kendini resmettiği figürünün göğsündeki kırmızı haç Santiago şövalyelerinin simgesi olup Velázquez’in onlardan biri olduğunu göstermektedir. Velázquez şövalyelik ünvanını 1659’da aldığı bilindiğinden; 1656 tarihli Nedimeler’deki kırmızı haç sembolünün tabloya sonradan eklendiği düşünülmektedir.

Barok sanatının ustalıkla yaratılmış eserlerinden olan Nedimeler, İspanya’nın başkenti Madrid’de bulunan Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

KAYNAK : 1, 2, 3, 4, 5, 6

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here