NARCISSUS

Barok ressamlarının en ikoniklerinden olan Caravaggio, bu tablosunda Yunan mitolojisinden, hepimizin hikayesine az çok aşina olduğumuz bir karakteri resmetmiştir: Narcissus. Tabloya geçmeden önce karakterden ve hikayesinden bahsetmek gerekirse Narcissus; ırmak tanrısı Cephissos ve suların bekçi perisi Leirope’nin oğludur. Annesi Narcissus daha çocukken, geleceğini öğrenmek için onu Kahin Teiresias’a götürür. Kahin onun uzun ve mutlu bir hayat sürmesi için tek bir şart olduğunu söyler. “Kendini bilmezse çok yaşar.” Bu durumda, kehanete göre Narcissus’un hiçbir şekilde kendini görmemesi gerekmektedir.

Yıllar geçip Narcissus delikanlı olduğunda, tüm genç kızlar ve perileri kendine aşık edebilecek bir görüntüye sahiptir ancak bu durum onun umurunda değildir. Efsaneye göre peri kızı Echo, Narcissus’a aşık olur fakat aşkı karşılık bulamayınca günden güne erimeye başlar. Sonunda peri kızı; bir sese bir “eko”ya dönüşür. Bu duruma sinirlenen Olimpos tanrıları Narcissus’u cezalandırmaya karar verir.

John William Waterhouse – Echo and Narcissus

Avlandığı günlerden birinde, yorulup göl kenarında dinlenmeye karar veren Narcissus, su içmek için gölün kenarına eğilince suda yansımasını görür ve gördüğü güzellik karşısında nutku tutulur. Suda gördüğü güzelliğe, yani kendisine aşık olan Narcissus, çektiği aşk acısıyla kendinden geçer. Tıpkı Echo gibi o da günden güne erimeye başlar ve orada kendini seyrederek ömrünü tüketir. Şimdiye kadar kimseye hissetmediği büyüklükte aşkı kendi yansımasına hisseden Narcissus, bu efsaneyle ölümsüzleşir.

Bu çalışma, Caravaggio’nun kariyerinin ortasında, tam olarak anlaşılamayan bir zamanda üretilmiştir. Ancak bu süre zarfında Caravaggio büyülü bir atmosfer, gerilim ve iç gözlem duygusunu tercih etmiştir. Caravaggio’nun ilk eserleri neredeyse her zaman nötr, tanımlanmamış bir alana yerleştirilmiştir. Sanatçı, resimlerinde aynı modelleri yeniden kullanmasıyla da bilinir. Özellikle hala fakir bir genç sanatçı iken, para kazanmak için aynı modelleri ve kostümleri yeniden kullanmıştır.


Caravaggio’nun gerçekçi şekilde resmettiği bu figür ve sudaki yansıması 2 ana ögeyi oluşturmaktadır. Sudaki yansıma figürün ana hatlarından oluşmaktadır, koyu bir yansıma olarak resmedilmiştir. Suyun yüzeyi tuvali ortadan ikiye bölmüştür, bu sayede suya değen kol ve yansıması birleşmiş; tuvalin ortasında dairesel bir form oluşturmuştur. Narcissus figürü yansımasına göre biraz daha önde resmedilmiştir. Bu “izleyiciye doğru uzanma” tarzı Barok sanatının en popüler ögelerinden biridir. Arka plan karanlık olduğundan, izleyicinin dikkatinin tabloyu dolduran ortadaki figüre odaklanması amaçlanmıştır. Resmin en dikkat çekici 2 noktası ise; yine çok canlı şekilde resmedilmiş olan Narcissus’un dizi ve gömleğinin koludur.

Caravaggio karanlık bir melankoli taşımaktadır. Narcissus’un gözleri derinden gölgeli, dudakları şehvetli ve özlem dolu bakışları siyah suya sabitlenmiştir. Bu su sıklıkla eski yazarlar tarafından Styx’in suları ile, çocuğun dönüştüğü “nergis” ise cenaze çiçekleri ve ölümle ilişkilendirilmiştir.

“Kendine aşık olma” anının en gerçekçi şekilde resmedildiği tabloda, figürün bir eli toprağın üzerinde dengesini sağlamlaştıracak şekildedir. Vücudunu suyun kenarında dengede tutabileceği son noktaya kadar uzanmıştır, bu yüzden eserde “tam suya düşeceği an” resmedilmiş havası vardır. Narcissus’un gördüğü yansımadan büyülenmiş ve kendinden geçmek üzere olduğu hem resmin genelinden hem de figürün yüzündeki ifadeden belli olmaktadır.


İtalyan Barok usta Caravaggio’nun bu eseri, Roma’daki Galleria Nazionale d’Arte Antica‘da sergilenmektedir.

KAYNAK: 1, 2, 3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here