2004 yılında kurulan Pinhani, ilk albümleri İnandığın Masallar’ı 2006 yılında yayımladı ve o günden bugüne ikisi konser albümü olmak üzere 9 albüm ve birçok tekliye sahip.

1. Merhaba, nasılsınız? Ülke ve dünya gündemimiz hayli yoğun olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte üretmeye, yeni şarkılarınızı çıkarmaya devam ediyorsunuz. Yeni şarkılarınızı şu sıralar birçok sanatçımızın yaptığı gibi canlı bir konser ile dinleyebilme şansımız olacak mı?

Sinan Kaynakçı: Hepimiz ayrı ayrı yerlerdeyiz, bir araya gelip konser yapma şansımız yok, bazen ben tek başıma canlı yayın açıyorum ama onu da öylesine bir iki defa açtım. Zaten eskiden de çalışma yaptığımda bazen açıyordum. Onun yerine evlerimizden sırayla kayıt yapıyoruz. Hepimizin evinde kayıt düzeneği var. Kayıt daha kalıcı bir şey, kayıt yaparız bundan sonra da.

2. Bizim açımızdan müziğinizin bambaşka bir yöne evrilmesi, “Hele Bir Gel” şarkısıyla oldu. Siz nasıl düşünüyorsunuz? Sizin açınızdan da bu şekilde mi gerçekleşti yoksa bambaşka mı düşünüyorsunuz?

Selim: İyi müzik yapmak başka bir şey, müziğini iyi tanıtmak başka. İyi müzik yapıp yapmadığımızı bizim söylememiz saçma olur ama müziğimizi ne zaman iyi tanıttıysak o zaman kariyerimiz yükselişe geçti. Bu konuda da özel bir çalışmamız yok ama bazen bizim müziğimizi kullanan diziler, filmler ya da başka müzisyenler bizim yerimize tanıtım yapıyor. Bizim yaptıklarımız da bazen işe yarıyor tabii ama iyi bir şarkı olmadan da iyi bir tanıtım yapmak kolay değil elbette.

3. Özellikle lise festivallerindeki konserlerde çok daha mutlu olduğunuz görülüyor bunun Cağaloğlu gibi öğrencilerin yakın olduğu bir okuldan mezun olmasıyla ilgisi var mı? Sizin oturduğunuz sıralardaki öğrencilerin sizi dinlediğini görmek nasıl hissettiriyor?

Sinan: Her okulun kendine ait bir kültürü var. Cağaloğlu da yeni yeni kültürü oturmaya başlamış bir okul. Ben de bu okulun bir mezunuyum. Bizim okulun öğrencileri de beni abileri gibi görüyor, her yerde karşıma çıkıyorlar, tabii ki çok mutlu oluyorum ama özellikle devlet liselerinde konserlerin güzel geçmesinin sebebi burdaki öğrencilerin çok büyük emeklerle konseri gerçekleştirmeleri. Tek tek bilet satarak para topluyorlar. Bazen girişte beni tanımayıp bana da bilet satan öğrenciler oldu. Aklıma gelenlerden biri Vefa Anadolu Lisesi. 🙂 Bu kadar emeğin ardından o konserin değeri onlar için daha büyük oluyor ve konseri gerçek anlamda yaşıyorlar.

4. Birçok konserde şarkılarınızı Beşiktaş’taki bir öğrenci evinde yazdığınızı belirtmiştiniz. Yaşadığınız yerin ve çevrenizdeki insanların sanatınızı hangi şekilde etkilediğini söyleyebilirsiniz?

Sinan: Müzik insanı bulunduğu yerden koparan bir şey. Nerede olduğunuzu, kim olduğunuzu unutturan sihirli bir şey. Ben de şarkı yazarken nerede olduğumu tamamen unutuyorum. Ama o ev çok uzun olmasa da kaldığım en kötü evlerden biriydi ve orada çok şarkı yazdım. Askerlikte de çok zor durumlarda birçok şarkı yazdım. Hepsinde de öyle konsantre oluyordum ki, bir süreliğine bir hayal alemine dalıyordum. Özellikle askerlik gibi durumlarda bunu yapabilmek çok güzel bir şey ama bulunduğunuz yerin de özellikle şarkıların konusuna etkisi oluyor. Örneğin deniz kenarında yazılan şarkıyla yerin altındaki bir apartman dairesinde yazılan şarkı birbirine benzemiyor konu olarak, aynı elden çıksa bile…

5. Şarkılarınızı besteleme sürecinizde belirli bir metotla mı ilerliyorsunuz yoksa her şarkı sizi kendi yolundan mı götürüyor?

Sinan: Genelde önce melodiler buluyorum, sonra bu melodileri dinleyip en beğendiğime söz yazıyorum, sonra da elime gitar alıp bu şarkının akorlarını buluyorum. Daha sonra da şarkının hızına, tonuna, hangi enstrümanların kullanılacağına, uzunluğuna karar veriyoruz, bu aşamada özellikle Akın Abi’nin ve diğer arkadaşlarımın katkısı oluyor. Akın Abi bazen akorları da değiştiriyor tabii. Ben çok iyi değilim armoni konusunda.

6. Spotify, Apple Music, Soundcloud ve daha nice streaming platformlarının yaygınlaştığını görüyoruz. Bu durumun sizin müziğinizle etkileşimi nedir? Dinleyici ile bağınızı ne noktada etkiliyor?

Selim: Eskiden kaydettiğimiz her şarkı için konserlerde kazandığımız paranın bir bölümünü harcıyorduk. Bu da konser vermediğimiz dönemlerde kayıt yapmamızı zorlaştırıyordu. Konser çok olunca da kayda vakit kalmıyor. Şimdi en azından cebimizden bir şey harcamamıza gerek yok, şarkı çok sevilirse artık şarkılardan para da kazanılıyor. Bu da şarkı kaydetmek konusundaki zorlukları ortadan kaldırdı. Artık daha çok şarkı kaydedebiliyoruz, yeter ki vaktimiz olsun. Biz şarkı kaydettikçe de dinleyici ile bağımız daha çok güçleniyor. Bir dinleyici için sevdiği müzisyenlerin sık albüm çıkarması kadar güzel bir şey yoktur.

7. Türk alternatif müziğinin en son akımı “üçüncü yeniler” hakkında ne düşünüyorsunuz? Takip ettiğiniz ya da dinlediğiniz isimler var mı?

Selim: Teknolojinin ilerlemesiyle kayıt yapmak ve yayımlamak kolaylaştı. Böyle olunca da çok fazla yeni isim ortaya çıktı. İnsanların bunları üçüncü yeniler olarak adlandırması hepsini aynı kefeye koymaları demek aynı zamanda. Ama içlerinde çok iyi olanlar olduğu gibi çok kötüler de var. Hatta iyiler her zaman olduğu gibi çok az. O yüzden üçüncü yenileri toptan değerlendirmek gerekirse, artık kimin iyi olduğuna artık yapımcılar değil, dinleyiciler karar verecek. Bu da yine güzel bir gelişme. Bizim beğendiklerimiz de diğer insanlarınkinden farklı değil.

8. “Sana Bir Şey Olursa” şarkınızı kızınıza yazdığınız doğru mu?

Sinan: Bana El Salla doğru şarkı. Beni turnelere giderken ağlayarak ve el sallayarak yolculuyor. Ben de öyle bir şarkı yazdım, çünkü ağlamasına üzülüyorum ama el sallaması hoşuma gidiyor. 🙂

9. 2008’deki “Zaman Beklemez” albümünde “Sevmekten Usanmam” derken 11 yıl sonra gelen son albümde “Kendinden Usandırma” şeklinde bir söylemde bulundunuz. Bu söylemler arasında bir bağ olduğunu söyleyebilir miyiz?

Sinan: Usanmak fiilini her iki şarkıda kullanmamın özel bir sebebi yok. Ama elbette birini 20’li yaşlarımın başında, birini 30’ların sonunda yazdım. Duygular çok değişiyor bu kadar zamanda. Aralarındaki duygu farkının sebebi geçen yıllar. Ama her iki şarkıda da seven insanın ne kadar çaresiz olabildiğine vurgu yapıyor, birinde daha iyimserim sadece. 🙂

10. Son çıkardığınız teklilerden biri olan  “Hikayeler Tükendi” parçasında sözel anlamda bir tür ayrılıktan bahsediyorsunuz ve şarkının kapağında bir oyuncak bebek görüyoruz. Anlatım olarak bağı nedir?

Selim: Bir arkadaşımızın çektiği fotoğrafları kullanıyoruz teklilerin kapaklarında. Bu resmi seçmemizin sebebi bebeğin eski ve misyonunu tamamlamış olmasıydı. Aynı şarkıda anlatılan ilişki gibi.

11. Türkiye’nin yarısını hatta belki fazlasını yıllardır dolaştınız. Son albümde de “Yollar Bizi Bekler” dediniz ve yeniden dolu dolu bir turneye çıktınız. Konser süreçleri müzikal motivasyon açısından nasıl etkiliyor sizi? Şu an konserler durdu, en sık konser veren gruplardan biri olarak nasıl hissettiriyor bu durum size?

Sinan: Yolları özlüyoruz. Şu ana kadar hiç konser vermediğimiz 4 il var, Bilecik, Bitlis, Çankırı ve Gümüşhane. Diğerlerinin de birçoğunda defalarca çaldık ama şimdi evdeyiz. Aslında yorgunuz da, ama biraz dinlenip enerji topladığımız bir dönemde oldu bu ara. O yüzden biraz üzgünüz. Zaten Türkiye’de çok fazla olumsuz şey oluyor konserleri durduran. Bu defa tüm dünyada konserler ve hayat durdu. Bize de ders oldu. Bir daha kendi isteğimizle ara vereceğimizi sanmıyorum. Zaten mecburi aralar yeteri kadar oluyor. Umarız kısa zamanda tekrar işimizin en güzel kısımlarından biri olan konserlere tekrar kavuşuruz.

12. 2004’ten beri müzik dünyasında “Pinhâni” adıyla hep üreterek var oldunuz, geniş bir diskografiye sahipsiniz. Bu süreçte hiç tükendiğinizi veya bir çıkmaza girdiğinizi hissettiniz mi?

Sinan: Yok valla hiç hissetmedik ama elbet bir gün hissederiz. Şimdi hissettiğimiz şey daha çok, yapmak istediklerimizin hepsini yapmaya zamanımızın yetmemesi. Kaydetmek istediğimiz değişik albümler var, umarım bunların hepsine zamanımız ömrümüz yeter.

Röportaj ve takibiniz için teşekkür ederiz.

Sevgilerimle…

Pinhâni’yi sosyal medya hesaplarından takip ederek yeni şarkılarından haberdar olabilirsiniz.

Spotify

Youtube

Instagram

Twitter

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here