Umberto Eco “Orta Çağ’ı en iyi tanıyan adam” olarak da bilinen İtalyan Semiolog (Göstergebilimci), yazar, düşünür, edebiyatçı ve eleştirmendir. Eco’nun romanlarını sınıflandıramayan bazı eleştirmenler romanların kendine has oluşuna vurgu yapmak için “Eco-Roman” isminde yeni bir kavram ortaya atmışlardır.

Bu yazımızda kitleleri peşinden sürükleyen, neredeyse tüm okurlarına Orta Çağ edebiyatını ve felsefesini sevdiren ünlü düşünürün mutlaka okumanız gereken 7 eserini derledik.

1) Gülün Adı (Il Nome Della Rosa)

1980 yılında yayımlanan bu romanda, Orta Çağ İtalya’sında bir manastırda gerçekleşen seri cinayetlerin ve yıllarca sır gibi saklanan manastır kütüphanesinin gizemi çözülüyor. Polisiye türüne yakın gibi görünse de kitap içerisinde Hristiyanlık ve Orta Çağ’da yaşanan mezhepsel çatışmalarla ilgili verilen bilgiler okuyanlara adeta tarihsel bir bilgi şöleni sunuyor. 1986 yılında Jean-Jacques Annaud yönetmenliğinde beyaz perde uyarlaması yapılmış olan bu roman birçok otoriteye göre Eco’nun en çok bilinen ve en çok sevilen kitabı.

2) Foucault Sarkacı (Il Pendolo Di Foucault)

1988 yılında yayımlanan bu kitap Eco’nun ikinci romanı olup adını Léon Foucault tarafından tasarlanmış olan ve dünyanın dönüşünü ispat eden sarkaç sisteminden almaktadır. 10 bölümden oluşan romanda Kabalanın 10 Sefirotu çerçevesinde 500 yıllık irrasyonel düşüncenin pozitif bilim-büyü doğrultusunda aktarılması ele alınmıştır.

3) Önceki Günün Adası (L’Isola del Giorno Prima)

17.yüzyılda yaşayan bir adam olan Roberto de la Grive’in batmakta olan bir gemiden kurtulması ve başka bir gemiyle karaya çıkması sonrasında gelişen gizemli olayları anlatan ve 1995 yılında yayımlanan roman, yazarın bu türde ortaya koyduğu üçüncü eserdir. Roberto’nun sevdiği kadına mektupları ve gemide yazmış olduğu seyir notları dilinden anlatılan romanda polisiye-gerilim temasının yanı sıra dönemin politik ve toplumsal yapısından da bahsedilmesi onu sıradan roman dokusundan ayırmaktadır.

4) Günlük Yaşamdan Sanata

Ağırlıklı olarak yazarın romanlarının ününden bahsetmiş olsak da tartışma ve eleştirel düşünce türündeki yazıları da İtalyan Edebiyatının kilometre taşları haline gelmiştir. Bu eserinde Eco, Antik Yunan tiyatral anlatısından başlayıp Modern Şirketlerin reklamcılık esaslarına dek ulaşan geniş bir yelpazede Günlük Yaşam ile Sanat ilişkisini değerlendiriyor. 1995 yılında yayımlanan bu kitabını ironilerle süsleyen Eco, anlatımı ve bilgi birikimi ile adeta roman sürükleyiciliğinde bir yapıt ortaya çıkarmıştır.

5) Somon Balığıyla Yolculuk (Vieni In Viaggio Con Un Salmone)

1997 yılında yazarın gün yüzüne çıkamamış hiciv ve parodilerinin derlenmesiyle ortaya çıkan bu eser günlük yaşamda hepimizin sıradan bulduğu bazı detayları gülünç bir anlatımla ele alıyor.

6) Beş Ahlak Yazısı (Cinque Scritti Morali)

Ahlaksal hesaplaşma temasına dayandırılmış bu eser günümüz toplumlarını yakından ilgilendiren 5 temel soruna ışık tutuyor. ‘Savaşı Düşünmek’, ‘Ebedi Faşizm’, ‘Basın Hakkında’, ‘Öteki Sahneye Girdiğinde’ ve ‘Göçler, Hoşgörü ve Hoşgörülemezlik’ olmak üzere 5 bölümden oluşan ve 1998 yılında yayımlanmış olan bu eseri de toplumsal etik konusunda bir temel eser saymak mümkündür.

7) Baudolino

Aslen Baudolino isimli bir adamın Krala başdanışman olması ve ardından yaşanan gizemli bir cinayet konusunu anlatan bu roman da Eco’nun diğer romanları gibi Orta Çağ tarihi ve dönemin politikasını da kitabın her cümlesinde okuyucuya hissettirmeyi başarıyor. 3. Haçlı Seferi, Latinlerin Konstantinopolis’i yakıp yıkması, İmparator Friederich’in politikası ve dönemin Hıristiyan mezhep kavgalarından da ustalıkla bahseden yazarın bu eseri 2003’te yayımlanmıştır.

 

“Bizler kitaplar için yaşıyoruz. Kargaşa ve yozlaşmanın egemen olduğu bir dünyada hoş bir görev bu.”

-Umberto Eco, Gülün Adı (s.135)

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here