İnsan beyninin ortalama kullanım kapasitesinin %10 ile %20 arasında olması ve mevcut bu kapasitenin nasıl arttırılabileceği soruları, uzun zamandır insanların kafasını kurcalıyor.

İnsanoğlu, takviye ile beyninin tamamını kullanabilir mi sorusunu yanıtlayan 2011 yapımı Limitless | Limit Yok, İrlandalı yazar Alan Glynn‘nin 2002 yılında kaleme aldığı The Dark Fields adlı kitabından uyarlama.

New York’ta kirasını zar zor ödediği, kutu gibi bir dairede yaşayan Eddie (Bradley Cooper), yazar olma hayalleri kuran ancak uzun süredir aklındaki fikri tek bir kelimeye bile dökememiş, başarısız bir yazardır. Hayatında hiçbir istediği olamamış, herhangi bir yere, bir şeye veya bir kimseye tutunamamış bir loser’dır. Zavallı durumundaki Eddie’ye bir darbe de ondan ayrılmak isteyen kız arkadaşı Lindy (Abbie Cornish) tarafından vurulur. Eddie, yaşadığı ağır depresyon sonucunda kendini alkole vurur.

Kız arkadaşı ile son buluşmasının ardından dönüş yolunda, üniversiteden mezun olduktan sonra yaptığı kısa süren, mutsuz evliliğinden tanıdığı eski kayın biraderi Vernon (Johnny Whitworth) ile karşılaşır ve oturup iki bira içerler. Eskiden uyuşturucu satıcılığı yapan, şu sıralar ise ilaç şirketlerine danışmanlık yapan Vernon, söylediğine göre tüm laboratuvar kontrollerinden geçmiş ancak henüz piyasaya çıkmamış bir ilaç tedariki işindedir. Bu ilaç, beyindeki belirli sinirleri harekete geçirip beynin tamamını kullanmayı sağlar. Kayın biraderi piyasa değeri adet başına 800 dolar olan NZT-48 adındaki bu ilaçtan bir numune de Eddie’ye bırakır. Başta istemeyen Eddie, işlerin daha da kötüye gidemeyeceğini düşündüğünden ilacı içer. Etkisini yaklaşık 30 saniye gibi kısa bir sürede gösteren bu hap sayesinde Eddie’nin hayatı bütünüyle değişecektir.

Vizyona girdiği yıl çok konuşulan bu filmin yönetmen koltuğunda, The Illusionist (2006) ve Divergent (2014) filmlerinden tanıdığımız Amerikalı yönetmen Neil Burger oturuyor.

Yazının bu bölümü, filmi henüz izlemeyenler için sürpriz gelişmeler içermektedir.

Filmin 2015 yılında yükselen oyunculardan Jake Mcdorman’ın NZT’yi keşfeden ve bunu içmeye başlayıp FBI’ya yardım eden genç bir adamı canlandırdığı bir dizi uyarlaması da çekildi. Ancak dizi ikinci sezon onayını alamadı.

Vizyona girdiği senenin tartışmasız en çok konuşulan filmi olan Limitless, güçlü oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine çekmişti. Robert De Niro‘nun Wall Street’in önde gelen isimlerinden Van Loon adındaki canlandırdığı karakter ile Eddie’nin ilaç öncesinde ve sonrasındaki değişimlerini gerek fiziksel açıdan gerekse ruhsal açıdan başarılı bir şekilde ekrana yansıtan Bradley Cooper’dan söz ediyoruz.

Filmdeki sahne geçişlerinin, kamera açılarının, odaklanmaların ve ışıktaki ton değişimlerinin, olayları ilacın etkisindeki Eddie’nin gözünden görmemizi kolaylaştırmasının yanı sıra filmin karakteristiğini oluşturan unsurlarından olması, filmin bir diğer artısı.

Diğer bir yandan hikayenin kurgusundaki zayıflıklar, yukarıda belirtilen artıları gölgeliyor. Örneğin, evinin kirasını ödeyemeyen Eddie’nin, ev sahibinin eşi tarafından azarlanırken NZT’yi içip artan zekasıyla karşısındaki öfkeli kadını çok kısa bir sürede tavlayıp yatağa atması, sizce de biraz ”komik” değil mi? Ayrıca  Eddie’nin ilacı aldıktan sonra dairesini toplayıp temizlemesini, saçını kestirmesini, yeni kıyafetler almasını ve spora başlamasını izliyoruz. Kendine çekidüzen vermesi için beyninin tamamını kullanmasına ihtiyacı mı var?

İşleri ilerletip borsada alım satım yapmaya başladıktan kısa bir süre sonra kazandığı parayı daha da hızlı arttırabilmek için tefeciden para alacak kadar ne acelen var peki? Daha sonra tefecinin, Eddie’nin başına bela olması da hikayede zorlama gerginlik yaratma çabası olarak karşımıza çıkıyor haliyle. Filmin sonunda belediye başkanı olarak karşımıza çıkan Eddie’yi senatör olma yolunda ilerlerken görüyoruz. Bundan bir sonraki adımı kuşkusuz başkanlığa oynamak olacaktır.

Kısacası film; çok para kazanmayı, belediye başkanı, senatör veya daha da ötesi ABD başkanı olmayı -üstelik Trump bile başkanlık koltuğunda oturabilmişken- büyük bir başarı ölçütü ve ulaşılamaz bir hedef olarak gösterse de bu ”ulaşılamaza” ulaşabilmek için beynimizin tamamını kullanmayı sağlayan mucizevi ilaca gerçekten ihtiyaç var mı?

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here