Güzelliğe ilham veren Tanrıça,
yargının ve adaletin yıldızı: “Venüs” 

Venüs’ün sıcak yüzünü seyreden,
rönesansın ikonik tablosu: “Birth of Venus”

Aşk Tanrıçası’nın büyüsü

İtalyan ressam Sandro Botticelli Venüs’ün Doğuşu tablosunu, Mediciler soyunda o dönem pik yapan yeni-platoncu düşünce bağlamında boyamıştır. Fakat hanedanın hangi ailesine atfedildiği hala gizemini koruyor.

O dönemlerde ve sonrasında tabloyu seyredenler abartılı renk sıcaklığını ve kendilerinde uyandırdığı hisleri tarif etmekte zorlanmıştır. Botticelli ise bu durumu basit bir tuval sıcaklığına bağlıyor. 14.yy civarında ahşap panel kullanımı geride bırakılırken, kanvas tuvallerin ticareti başlamıştır. Sandro Botticelli, şiir sanatının çekiciliğini soyut resminin renginin çekiciliği ile harmanlayan şiirsel bir ressamdı. Venüs’ün Doğuşu tablosu henüz yaygın olmayan kanvas tuval üzerine resmedilmesinden dolayı, çeşitli kesimler onu büyülü zannetmişlerdir.

Şiirsel boyama

Venüs’ün Doğuşu teması eski dönem şairlerinden olan Homer’in karalamalarından esinlenerek canlandırılmıştır. Botticelli şairlerden ve tanrıların anlatılan efsanelerinden yararlanarak, tabloyu birkaç bölüme ayırmıştır.

İnanışa göre, Venüs doğduktan sonra, Cythera adasına bir deniz kabuğu ve deniz köpüğü sürdü. Tablonun bir köşesinde gösterilen olay tam da budur. Venüs belirgin bir şekilde tasvir edilmiştir ve kıyıya giderken köpükten doğduğu yansıtılmıştır. Sol tarafta, Zephyrus figürü Venüs’e rehberlik etmek için onu rüzgara karşı taşır.

Kıyıda, Pomona veya Bahar tanrıçası olarak tanımlanan bir figür, elinde bir tül ile Venüs’ü bekler. Ve deniz kabuğunun içinde doğmak üzere Venüs, Zephyrus’un ağzından akar.

Venüs merkezin biraz sağındadır ve arka plana karşı izole edilmiştir, bu yüzden başka hiçbir figür onun üzerine gelmez. Hafif bir baş eğimi vardır ve garip bir kontrapposto benzeri duruşta eğilir.

Boyadığı eserlerinde kadınların o döneme ait giyimini ve tiplerini yansıtan Boticelli bu kez Venüs’ün çıplaklığını dikkat çekti.

Çıplak kadınların tasviri, Orta Çağ’da sık görülen bir boyama biçimi değildi. Bu figürün modellenmesi için Botticelli, tanrıçanın mütevazı bir jestle kendini örtmeye çalıştığını göstererek, Cnidos’un Afroditi gibi, bir Afrodit heykeline dönüşmesini sağladı.

Sanılanın aksine, Venüs’ün Doğuşu tablosu Rönesans perspektifiyle yapılmış bir tablo değildir. Yeniliklerden daha çok, çizimlerde ve boyalarda işlenen temel konu zerafettir.

Elbette bunu anlamak, somut olanın altındaki mesajı okumak o çağlarda da herkesin harcı değildi. Bu neden zengin Floransalılar tabloya hayranlıklarını sıkça dile getirmişlerdir.

Tüm dış etkilere rağmen, Sandro Botticelli, şiir sanatının çekiciliğini soyut resim çekiciliği ile harmanlayan şiirsel bir ressamdı.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here